Yasağa karşı öğrenci dayanışması

Yine 28 Şubat rüzgârları esiyor. Hak, hürriyet, hukuk gibi laflar seçim meydanlarında gırla giderken başörtüsü zulmü tüm bu lafları rafa kaldırıyor. Başbakan kriz teğet geçiyor derken acaba kendisinin başörtüsü krizine teğet geçtiğini mi ifade ediyor? Muhtemelen… Allah’a şükür ki, koltuk sahipleri değilse bile vicdan sahipleri bu sorunu sahipsiz bırakmıyor, hak ve özgürlükleri için direniyor, dayanışma sergiliyor. Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından atanan yeni rektörün yasakçı girişime karşı gösterdikleri tavrı şimdi de 16 öğrenci hakkında derslere şapkayla girdikleri gerekçesiyle soruşturma başlatılmasına karşı gösteriyorlar. Kuzey Kampüs önünde toplanan yaklaşık 200 öğrenci, yağmur altında Güney Kampüs’e doğru yürüyüşe geçerek “Rektör sözünü tut” ve “Akademik onursuzluk” yazılı dövizler taşıdılar. Üniversite yönetimini protesto eden öğrenciler yaptıkları basın açıklamasında, ayrımcılık yapmaksızın herkese eğitim hakkı tanıyan ve bunu her dönemde bütün gücüyle korumaya çalışan üniversitelerinin bu niteliklerinin bugün ciddi bir tehlike altında olduğuna vurgu yaptı.

Açıklamada, Rektör Kadri Özçaldıran imzasıyla sene başında teşebbüs edilen başörtüsü yasağının Boğaziçililerin yasağı tanımamasıyla bertaraf edildiği belirtilerek, “Bütün bunlardan sonra, bu dönem başında yeniden çok daha vahim, ilkesiz ve zorba bir durumla karşı karşıyayız. İlk dönemin başında ‘Şapka gibi farklı örtünme şekilleri ile uzlaşma sağladık’ diyen rektör, ikinci dönemin başında ise Boğaziçi tarihinde hiç görülmemiş şekilde, derslerine şapkayla giren 16 öğrenciye birden soruşturma açtırdı. Boğaziçi’nde böyle bir şey hiçbir surette kabul edilemez. ” denildi. Boğaziçili öğrencilerin hiçbir arkadaşının inancından ve kimliğinden dolayı ayrımcılığa maruz bırakılmasına sessiz kalmayacaklarını dile getiren öğrenciler, rektörlüğün açtığı soruşturmaları tanımadıklarını ifade etti. Öğrenciler daha sonra başörtülü öğrencilere gönderilen soruşturma kağıtlarını yırtarak rektörlük kapısına bıraktı.

Halkı daha ne kadar oyalayabilirsiniz ki?

Bu durum vesilesiyle bir kez daha belirtmek istiyoruz ki, kapatma davasıyla birlikte başörtüsü sorununu es geçen AK Parti ve Meclis, AYM’nin anayasa değişikliğinin iptal kararı sonrası siyaset üretemeden Hükümet ve muhalefet koltuklarını neden hâlâ boş yere işgal ediyor. Kendisine iaşe işlerinden başka pek fazla rol tanınmayan bir Meclis, halkın iradesini yansıttığı yalanıyla insanları daha ne kadar oyalayabilir? Toplumsal ve siyasal meselelerde çözüm üretemeyenlerin halka söyleyebileceği ne olabilir? Ve başörtüsü meselesinde düğümlenen bu sistem, baskıcı ve yasakçı uygulamalarda daha ne kadar ayakta kalabilir?

Platform Haber

 

2 comments

Bir cevap yazın