Başörtüsü Belçika’da da yasaklandı!

Başörtüsü yasağı, küresel bir sorun olma yolunda son sürat ilerliyor. Bugüne kadar insan hakları ve özgürlükler konusunda dünya ülkelerine örnek olma iddiasında büyüklük gösterenlerin, söz konusu İslam ve Müslümanlar olduğunda ne kadar “hoşgörülü” olduğu da ortaya çıkıyor. Son olarak Belçika’nın Danıştay’ı da okullarda başörtüsünün yasaklanmasından yana görüş açıkladı. Irkçılıkla Mücadele Derneğinin (Mrax), 2005 yılında, başörtüsünü yasaklayan okullara karşı ayrımcılık ithamıyla yaptığı bir başvuruyu ve açtığı davaları değerlendiren Danıştay, söz konusu okulların ayrımcılık yapmadığına, aksine ayrımcılığa karşı önlem aldığına hükmetti.

Mrax, dava açtığı okulların, Eğitim Bakanlığı tarafından da onaylanan iç yönetmeliklerinde geçen “siyasi ve dini aidiyet gösteren sembollerin görünür şekilde taşınmasının” yasaklanmasına karşı çıkıyor ve bu yönetmeliklerin yürürlükten kaldırılmasını istiyordu. Derneği haksız bulan ve mahkeme masraflarını ödemeye mahkum eden Danıştay, başörtüsü yasağı uygulamasının “halklar arasında dostluğu, eşitliği, kardeşliği desteklemek ve ayrımcılığı önlemek” amaçlı olduğunu savundu.

Belçika’da resmi okulların büyük bölümü, bugünkü koşullarda başörtüsünü ve bazı dini sembolleri çeşitli gerekçelerle yasaklıyor. Mrax, konuyu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) götüreceğini açıkladı, ancak AİHM’nin konuyla ilgili önceki kararlarında Danıştay ile aynı görüşte olduğunu gösterdiği ifade ediliyor.

Ölüm tehdidi

Bu kadar Belçika’da yükselen İslam karşıtlığının da etkisine işaret ediyor. 2005 yılının Haziran’ında başörtülü bir işçi olan Naima Amzil, “Sen kötü bir Belçikalısın ve ölüm emrini imzaladın” yazılı tehdit mesajları almış, daha sonraki bir mektupta öldürene 250.000 Euro vaat edilmiş ve son bir mektuptan ise kurşun çıkmıştı. İşte başörtüsü takan Naima ise fabrika sahipleri tarafından savunulmuş ve “Biz onu başörtülü olarak aldık. Sırf hasta ruhlu bir kişi tehdit etti diye onu işten çıkaracak değilim” demişti. Artan tehditlerden dolayı zor günler geçiren Naima bir süre işyerinde boneyle çalışmak zorunda kalmış, Belçika Kralı da dine karşı hoşgörüsüzlüğü tehlikeli gördüğünü ifade etmişti. Görünen o ki, tehlike algısı sadece hasta ruhlu kişilerde değilmiş… Sorun hukukçulara da nüfuz etmiş.

Platform Haber

Bir cevap yazın