Sakarya: EMASYA iptal edilsin!

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu 228. Basın Açıklaması Adapazarı AKM önünde gerçekleştirildi.İlim ve Hikmet Vakfı adına Haluk Can`ın okuduğu basın açıklamasında ; Taraf gazetesinin gündeme getirdiği Balyoz Harekatı adı verilen darbe planı ile ilgili konuşuldu. 

Basın açıklamasının tam metni:

Ülkemizin kritik bir süreçten geçtiği bir dönemde, geçtiğimiz hafta yine yoğun bir gündem ile doluydu. Bir taraftan kozmik odada gerçekleştirilen aramalar devam ederken, diğer taraftan referandum süresinin kısaltılması ve en nihayet artık aşina olduğumuz, kanıksadığımız, midemizi bulandıran darbe planlarının en sonuncusu olan balyoz harekatı ve hemen arkasından Anayasa Mahkemesinin askerlere sivil yargı yolunu açan ve askerî yargının görev alanını daraltan yasa değişikliğini iptal etmesi ve yürütmesinin durdurulması kararı. Ve biz,bu kadar yoğun ve yorucu bir gündemin
içersinde, başörtüsü yasağının halen devam etmekte olduğunu
haykırmak ve bu zulmü gündemden düşürmemek için 228.kez bu meydanda
toplanıyoruz.

Evet maalesef geçtiğimiz hafta, Balyoz harekatı adı verilin bir darbe
planımız daha olduğunu öğrendik. Taraf gazetesinde yer alan son “darbe
planı” ile ilgili haberlerde, dehşet verici ayrıntılar yer alıyor.
Habere göre, 2002’de Hükümetin kurulmasının ardından, bir grup üst
rütbeli subayın “Balyoz Harekatı” adı altında bir darbe planını
hazırladığı iddia edildi. İçeriğine baktığımızda, buna darbe planı
değil; Dehşet planı demenin daha doğru olacağını söyleyebiliriz. Zira
bu darbe planı öncekilere nazaran daha iğrenç, daha vahşi ve daha
kanlı.5 bin sayfa ve eklerinden oluşan bu planın ayrıntıları
yayınlanmaya devam ediyor.Dolayısıyla bu planın ayrıntılarını burada
dile getirme imkanımız olmadığı gibi gerek de bulunmamaktadır.Ancak,
bu vesileyle bazı noktaların altını çizmekte fayda görüyoruz.
Öncelikle, diğer darbe planlarının aksine, bu planın varlığı olayın
1.derecede faili olan ve 2003 yılına ait “Balyoz Planı”nın tepesinde
oturan dönemin Birinci Ordu Komutanı, emekli Orgeneral Çetin Doğan
tarafından ve Genel Kurmay Başkanlığı tarafından yapılan
açıklamalarda özetle; “Türk Silahlı Kuvvetleri’nde her kademede mevcut
planları gözden geçirmek üzere Harp oyunu, Plan Tatbikatı ve
Seminerler yapılması doğal bir uygulamadır…” Denilerek planın varlığı
kabul edilmiş, ancak bunun bir tatbikat ve harp oyunu olarak kabul
edilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Tüm bunların gerçekten de bir tatbikat olduğunu kabul etsek
bile,ortada anlamadığımız bir sürü vahim sorular bulunmaktadır..

Fatih ve Beyazıt Camilerinin nasıl havaya uçurulacağı, ülke içinde
nasıl kaos ortamı yaratılacağı, tutuklanacak 200 bin kişinin hangi
stadyumlara doldurulacağı , hangi gazetecilerin tutuklanacağı,
hangilerinin “kullanılacağı”, kendi uçağının düşürüleceği ve
sorumluluğun hükümetin üzerine yıkılacağı ve bu arada hükümetin
devrilmesiyle yeni hükümetin kimlerden oluşturulacağına ilişkin bu
“hayalî senaryo” bize her şeyden önce, Silahlı Kuvvetler içinde
kafaların nasıl çalışabildiğinin, nelerin düşünebildiğinin ve Silahlı
Kuvvetler mensuplarının enerjilerini neyin üzerine yoğunlaştırdığının
ipuçlarını vermektedir. İrtica tehlikesini bu derece abartıp paranoya
haline getiren bir kurumsal yapının, kendince tehlike olarak gördüğü
bu tehlikeyi berteraf etmek için, yani irtica gelmesin diye camileri
bombalamayı, yüzlerce kişiyi öldürmeyi, isyan çıkarmayı, kendi uçağını
düşürüp Yunanistanla savaş çıkarmayı bir senaryo olarak bile olsa,
nasıl aklına getirebilmektedir?

“Bu bir senaryodur. Hayali bir şey. Uygulama amacı taşımıyor ki.
Hem, TSK’nın iç tehdide karşı koruma planları elbette vardır. EMASYA
protokolünün gereğinin yapılması için hazırlık gerekir. Hazırlık
aşamasında böyle senaryolar da olur” diyerek geçiştirebilir miyiz?

Türkiye “gizli” ve hiçbir yasal dayanağı olmayan belgelerle mi
yönetilecek? EMASYA yürürlükte kalacakmı? “İç tehdit”
değerlendirmesini kim yapıyor? Neye göre yapıyor? Hangi hakla yapıyor?
TBMM’nin denetimine tabi olmayan bir “Milli Güvenlik Siyaset Belgesi”
ve “iç tehdit” olabilir mi?Genelkurmay açıklamasında deniliyor ki;
‘dış tehdide ilişkin hazırlanan senaryolar.’ Bugüne kadar Ayşığı
çıktı, Yakamoz çıktı, Sarıkız çıktı, Kafes çıktı, Balyoz çıktı…
Ancak neden bugüne kadar bir tane ‘dış düşmana karşı’ eylem planı
görmedik? Kafkaslar’a ya da Kıbrıs’a yönelik neden bir ‘tatbikat’ veya
‘strateji oyunu’ okumadık?

Değerli Sakaryalılar,

Darbe planlarının sivil yargıya taşındığı,
kozmik odada bir aya yakın araştırmaların yapıldığı bir dönemde,
Anayasa Mahkemesi; askere sivil yargı yolunu açan düzenlemeyi iptal
etti ve yürütmesini durdurdu.Dolayısıyla, bugüne kadar siviller
tarafından sürdürülen ve askerleri kapsayan tüm davalar bu karadan
etkilenecektir. Sözkonusu düzenlemenin iptali için açılan davanın
altında CHP.nin imzasını bulunduğunu, iptal kararından sonrada CHP’li
yetkililerin yaptıkları açıklamalarda karardan dolayı çok memnun
odlularını belirttikleri hususlarını da Sakarya Kamuoyunun
takdirlerine bırakıyoruz.

Başörtüsü yasağından Cumhurbaşkanı seçimlerine, parti kapatmadan
cuntacıların yargılanmasına ve katsayı kararına kadar, hak ve
özgürlükler konusunda, Yargının sürekli “Yasakçı” kararlara imza
atması artık meselenin kökten çözülmesi gerektiğini açıkça ortaya
koymaktadır.

Türkiyenin sivilleşmesi, normalleşmesi ve daha demokratikleşmesi
yolunda engel çıkartmaya çalışan bu sitemin sorgulanması ve gereğinin
yapılması gerekmektedir.

Başta darbe planları olmak üzere, bu tür kirli senaryolara boyun
eğmeyeceğimizi, Trükiyenin sivilleşmesi ve normalleşmesi yolundaki tüm
engeller kalkıncaya kadar mücadelemize devam edeceğimizi bir kez daha
hatırlatıyor, katılımlarınızdan dolayı hepinize teşekkür ediyoruz.

SAGİR ADINA İLİM VE HİKMET VAKFI

Bir cevap yazın