Ankara 255. Hafta: Herkes için adil bir dünya kuralım!

Ülkemizde ve dünyada yaşanan ihlallere karşı uzun soluklu bir tepki olarak başlatılan “Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu”nun bir açıklamasında daha beraberiz. Yine dopdolu bir haftayı tüm yaşanan sıkıntılar ve gelişmelerle geride bıraktık.

Geçtiğimiz haftalarda dünya siyasi gündemine magazin bulaştı. İnsanların özel hayatını, bir magazin malzemesi gibi ifşa ederek basına sızdırıp; delili olmayan iddialar karşısında sanki bir suçlu gibi kendini savunmak zorunda bırakılması kişilik hakkına yapılmış ağır bir saldırıdır. Dedikodu haberlerini kendi menfaatlerine uygun olduğu için yayılmasına yataklık eden zevat, en az dedikoduları üreten toplum mühendisleri kadar suçludur. Beyinleri bu bilgi kirliliği ile meşgul edip, asıl gündemi örtbas etmeye çalışmak haber alma hakkını da engellemektedir.

Yine geçtiğimiz hafta İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin kabulünün yıldönümü idi. 10 Aralık ile başlayan hafta Birleşmiş Milletlere üye ülkelerde İnsan Hakları Haftası olarak kutlanır. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 10 Aralık 1948 yılında İnsan Hakları Evrensel Bildirisini kabul etmiştir. İnsan Hakları Evrensel Bildirisi, insan hakları konusuna tam bir tanım getirmek amaçlanarak hazırlanmıştır. Esas amaç, bu tanıma uyan insan haklarının hiçbir tereddüde meydan vermeden uygulanmasıdır. İnsan Hakları Beyannamesi 30 maddeden oluşmuştur. Bu Beyanname insana değer veren, özgürlük, eşitlik tanıyan duyurudur. İnsanlara millet, inanç, ırk ayırımı gözetmeksizin herkes için eşit haklar konmuş ve yasaların korumasına verilmiştir.

Saygı değer Ankaralılar;Geçtiğimiz günlerde gazete manşetlerinde yer alan ülkemizdeki bir sivil toplum kuruluşuyla ilgili iddialar tüm insanların vicdanlarını sarsmıştır. Kendi dünya görüşü hâkim olsun diye ihtiyaç sahibi öğrencinin babasının imam olması nedeniyle bursunun kesilmesi; toplum menfaatleri için çalışması gereken bir derneğin icraatıdır. Öğrencilere burs verilirken namaz kılıyor, oruç tutuyor diyerek inançlarının sorgulanması din ve vicdan hürriyetine tecavüz etmek demektir. Ayrıca; üniversitelerde başörtüsü hususunda düzenleme yapıldığı söylense de bizlere gelen başvurular halen kızlarımızın aşağılandığını göstermektedir. Liselerdeki milli güvenlik derslerine hiçbir eğitim formasyonu olmayan subaylar girmekte, çocuklarımız baskı altında ders işlemeğe devam etmektedir. Artık günümüzde çözülemeyen problemler, en iyi ihtimalle görmezden geliniyor. Bu da yaraların kangrene dönüşmesine yol açıyor. Daha kötüsü ise insanların acıları, güçlülerin menfaatleri uğruna kullanılıyor. Birbirleri ile çatışan güçlüler, bireylerin ekonomiden sağlığa, hukuktan aileye kadar bütün kurumlara olan güven duygusunu sarsarak rant sağlamaya çalışıyorlar. Kaybettiğimiz değerler bu kaosun birer ürünüdür. Şiddet olaylarına sebep olup ülkemizi çıkmaza sürükleyen kimi çıkarcıları, hiçbir fert affetmeyecektir. Barışı istismar edenler kendi vicdan savaşlarında kaybolacaktır.

Buradan gönüllerinde Hakkı ve Adaleti yaşatan tüm erdemli insanlara sesleniyoruz. En azından kendi ülkemizde insan onurunu yeniden diriltmek için tüm vicdan sahibi herkesi sağduyuya davet ediyoruz. İnsan hakları kavramının sözde kaldığı bu zamanda, Özgün, adil, erdemli, insan fıtratına aykırı düşmeyen, tüm tarafların katıldığı ve hiçbir gücün etkisi altında olmayan yeni bir toplumsal sözleşme oluşturmanın vakti gelmiştir. Ve diyoruz ki; GELİN, HERKES İÇİN ÖZGÜR VE ADİL BİR DÜNYAYI HEP BERABER KURALIM. Yaşanan tüm bu ayrımcılık, şiddet, barış karşıtı olaylara hep birlikte karşı duralım… Haftaya aynı gün ve aynı saatte burada buluşalım…

Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu Adına ,

MAZLUMDER Ankara Şube

Bir cevap yazın