AKP’NİN SİYASİ AMENTÜSÜ: “TEK… TEK… TEK…”

Kamusal alanda Kürtçe talebine karşı Hükümet ve MGK işbirliğine giderek, talebin önüne kesin ve sert bir çizgi çekmekte kararlı. Milyonlarca insanın en temel ve doğal hakkı olan anadil kullanımını yasaklayan bu mantık, devletin tek tipçi aklının özde değişmediğini de ortaya koyuyor. Böylece Kürt sorunu, devletin eski ve yeni seçkinleri arasında genel bir mutabakat zemini teşkil ediyor.

Nitekim Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in, Sabah Gazetesi’ne verdiği demeçte  şöyle diyor: “Türkiye, her konuyu tartışacak ancak bazı hususlara dikkat edilmesi gerekiyor. Bunlardan birisi dil konusudur. Sanki Türkiye Cumhuriyeti devleti yok. Türkiye Cumhuriyeti öncesi bu toplumun öncesi yok, ilk defa devlet kuruluyormuşçasına bu talepler dile getiriliyor. Türkiye’de Anayasa hareketi 1876’da başladı. 1876-2010 dönemine bir bakalım. Devletin resmi dili Türkçe olduğu, devlette istihdam için Türkçe bilmenin şart olduğu belirtiliyor. Birileri olaya şirket mantığı ile bakıyor. Türkiye Cumhuriyeti devleti bir şirket değildir. Yarı hissesi falancalara bir kısım hissesi filancalara ait değildir. ‘Biz ortağız, falanca ortağın neyi varsa ben de onu isterim’ yaklaşımı devlet felsefesinde yoktur.”

AK PARTİ’NİN SİYASİ AMENTÜSÜ

“Bizim siyasi amentümüz Başbakanın ağzından ifade edildi. Başbakan’ın 2005 Diyarbakır konuşması ortada: “Tek vatan, tek millet, tek bayrak, tek devlet ve resmi dil Türkçe.” Siyaseti bu çerçevede yaparız. 73 milyon insanın mutabakatı budur ve biz mutabakatın arkasındayız. Anayasal vatandaşlık üst kimliği altında herkes varlığını sürdürür. Biz, üzerine yemin ettiğimiz ortak paydayı hatırlatıyoruz.”

AK Parti’nin siyasi amentüsünün, devlet egemenlerinin bugüne kadar sahip olduğu itikada ters düşmediği, Cemil Çiçek’in ifadelerinden açıkça anlaşılıyor.

Bu durum yeni egemenlerin eskisiyle arasındaki farkın da temel siyasi sorunlara yaklaşım hususunda öz itibariyle değil usül itibariyle ortaya çıktığını göstermesi açısından dikkate değer.

Platform Haber

Bir cevap yazın