Ankara 258. hafta: Darbe anayasası hâlâ en büyük engel

Değerli basın mensupları, kıymetli dostlarımız. Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu’nun düzenlediği 258’inci basın açıklamasına hoş geldiniz.

Son günlerde, Türk Kamuoyunun gündemini yeniden Anayasa tartışmalarının işgâl etmeye başladığını görüyoruz. Evet, bugün artık net bir şekilde anlaşılmıştır ki, insanımızın özgürlük ve haklarının önündeki en büyük engel “DARBE ANAYASALARI”dır. Despot ve faşizan bir zihniyetle hazırlanan bu anayasaları savunanlar, ülkemiz insanının “FİKİR, İNANÇ ve İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ” yönündeki taleplerine cevap verecek bir anayasal düzenlemeye karşı çıkanlar; demokrasi, insan hakları ve hatta rejimi korumak adına bunu yaptıklarını söylemektedirler, Artık, akil insanlar iradelerini kullanmalı; tüm bu söylemler arkasına sığınarak hak ve özgürlük düşmanlığı yapanlara gereken cevap verilmeli, tepeden inme darbeci cuntacılara hadleri bildirilmelidir.

Evet 28 Şubat darbesi, hâlâ düşünce, inanç ve ifâde özgürlüklerinin önünde en büyük engel olarak durmaktadır. Bundan güç alan kimi resmi ve gayri resmi kuruluşlar ile kimi sözde insan hakları savunuculuğuna soyunan sivil toplum kuruluşları; İslâmî kimlik, kılık kıyâfet söz konusu olunca laiklik maskesini takıp “irtica” yaygaraları ile saldırıya geçmektedirler. Tüm bu “LAİKÇİ” kesimler, demokratlık, hoşgörü, ötekine saygı gibi övündüğü meziyetlerini hemen askıya alıvermektedirler, Yıllardır Müslümanlar üzerinde gerçekleştirilen tasarruflar, bunların niyetlerini ortaya koymaktadır. Kur’an kursları ile alakalı getirilen düzenlemeler, “Haydi Kızlar Okula” kampanyalarına rağmen başörtülü öğrencilere yapılan zulüm, baskı ve ayırımcılık, İmam Hatip Lisesi mezunlarını hedef alan katsayı adaletsizliği, başörtüsü sebebiyle görevine son verilen kamu görevlileri, hanımı başörtülü olduğu için görevden atılan personel… Evet, tüm bu yapılan çağ dışı uygulamaların ne anlama geldiğinin değerlendirilmesini, kamuoyunun vicdanına havale ediyoruz.

Ve diyoruz ki, bütün insanlık dışı uygulamalara son verilerek, daha özgür bir Türkiye’nin önü açılmalıdır. Özgürlükler konusunu ciddi bir şekilde, yakînen takip eden platformumuz, sorunun gündeme taşınması üzerinde de aynı hassasiyeti göstermektedir. Dolayısıyla, “HİZMET VEREN, HİZMET ALAN” ve “KAMUSAL ALAN” gibi hukuki olmayan kavramlara son verilerek ifade özgürlüğü kapsamında kızlarımızın hem okullarda hem de okullarını bitirdikten sonra mesleklerini icra edeceği hizmet alanlarında bu haklarını kullanabilmeleri yönünde düzenlemeler yapılmalıdır. Eğitimde eşitlik, çalışma özgürlüğü, vatandaşlar arasında ayırımcılık yapmama gibi hukuki gerekler sebebiyle bu talepler mutlaka yerine getirilmelidir.

Basın açıklamamızı bitirmeden önce, yıllardır dünya kamuoyu önünde işlenen zulüm ve katliamlara değinmek istiyoruz. 1948’den beri Filistin’de zulüm ve katliamlarını sürdüren ve savaş suçlusu ilan edilen Siyonist İsrail, 27 Aralık 2008’de başlattığı ve 22 gün süren saldırılar sonunda 1400 masum insanı vahşice katletmiş, lağım sularını açarak birçok evin kullanılmaz hale gelmesine sebep olmuş, Gazze’nin elektriğini keserek hastane, okul gibi topluma ait yerlerde sıkıntılar meydana getirmiş, su şebekesi, atık su tahliyesi, ısınma, aydınlanma gibi hayati gereksinimleri sabote etme planları geliştirmiş, böylece bir insanlık dramının ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bu olay üzerine insani yardım amaçlı yola çıkan MAVİ MARMARA gemisine saldırarak, 9 insanımızın şehid olmasına, onlarca insanımızın da yaralanmasına sebep olan terörist İsrail, hala özür dilememiş, savaş tazminatı da ödememiştir. Ortadoğu’nun çıbanbaşı durumunda olan, barışı hâlâ tehdit etmeye devam eden Siyonist İsrail, son günlerde yine saldırılarını artırmaya başlamıştır. Dünyanın gözü önünde yapılan insanlık dışı uygulamaları sebebiyle Siyonist İsraili tel’in ediyor, zulme sessiz kalan Hümanist dünyayı da kınıyoruz.

Bir sonraki basın açıklamamızda tekrar buluşmak üzere, platformumuz adına teşekkürlerimizi sunarız.

ANKARA İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ PLATFORMU ADINA

MUHİTTİN ÖZDEMİR

VAHDET VAKFI

Bir cevap yazın