12 Eylül neden hâlâ yargılanmıyor?

12 Eylül referandumunun en temel argümanlarından beri 30 yıl önce gerçekleşen darbeyle hesaplaşılacağıydı. O güne kadar 12 Eylül vesayet rejimine ve o dönemki uygulamalarına karşı doğrudan ses çıkarmayan ve darbenin ideolojisi olan Kemalizm’le hesaplaşmaya girmeyen AK PArti’nin bir anda 12 Eylül’e karşı açıktan aldığı tavır ister istemez soru işaretleri oluşturuyordu.

Daha bir sene önce Kenan Evren’i Köşk’te onur konuğu gibi ağırlayan, bazı şehirlerde isminin bulvarlardan kaldırılmasına itiraz eden zihniyetin bir anda yaptığı dönüşün hızı gerçekten dikkat çekiciydi.

Referandum süreci, tamamen 12 Eylül karşıtı bir noktada konumlandırılarak propagandası yapıldı. Darbecilerin yargılanması sözü veriliyor, mağdurların kampanyaya desteği isteniyordu. Sonra referandum gerçekleşti, AK Parti istediğini aldı ve referandum sözleri de seçim vaatleri gibi sümenaltı edildi.

Darbecilerin yargılanması tam bir yılan hikayesine döndü. Son olarak Özel Yetkili İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı da, 12 Eylül darbecilerinin yargılanması istemiyle yapılan suç duyurularını yetkisizlik ve görevsizlik kararıyla  Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi.

Ankara’daki suç duyurularının ise ne olacağı meçhul. Görünen o ki, Ankara’da devlet bürokrasisi dosyanın kapatılması için Kenan Evren’in eceliyle bir an önce ölmesini bekliyor.

Oysa 12 Eylül sadece Kenan Evren’le izah edilebilecek bir hadise değil. Tüm bu darbe süreci bir egemenlik anlayışına dayanıyor fakat bu anlayışın temel parametrelerine dokunmak siyasal iktidarın ana hedefleri arasında yer almıyor. Sadece kendi ajandasına uygun olarak yeniden bazı düzenlemeler yapılıyor, hepsi bu.

Bugün yaşanan gelişmeler, 12 Eylül’ün bürokratik egemenlik anlayışıyla hesaplaşılmadığını, bilakis o anlayışın devletin yeni muhafazakâr seçmenleri lehine kullanıldığı daha net görülmeye başladı.

Gelişmelerin devam edeceği söylenebilir.

PLATFORM HABER

Bir cevap yazın