Konya 175. hafta: Tunus diktatörlüğü çöktü, darısı diğerlerine!

Dünya ve üzerindeki sosyal olaylar gün geçmiyor ki dinginleşsin, durulsun ve insanlık için aydınlık yarınlar vaat etsin. Dünyamızın, sorunları hiç bitmeyen bölgeleri yani İslam dünyası yine büyük çalkantılar içerisinde… Bir yerde zalimin devrilişini görürken, zulüm başka yerlerde tavan yapmakta…

Zeynelabidin bin Ali büyük diktatör Habib Burgiba’nın ardından onun yolunun izleyicisi bir diktatör olarak Tunus’ta iktidara oturmuştu. Zulümleriyle Burgiba’yı aratmayan bin Ali, sonunda Tunus halkının eylemleriyle ülkesini terk etmek zorunda kaldı. Her diktatör gibi kendi diktasını borçlu olduğu ülke tarafından da dışlandı. Fransa, zulümlerini sürekli desteklediği diktatörü ülkesine kabul etmedi. Ne hazindir ki yine bir diktatör, Müslüman halklara yapmış olduğu zulümlerin karşılığında, halkı Müslüman olan bir ülke tarafından kabul edildi.

Zeynelabidin bin Ali İslam’a ve Müslümanlara yönelik, başta başörtüsü olmak üzere hemen hemen her meselede baskı yapan, onlara dinlerini yaşama hakkı tanımayan, batılı değerleri halkına rağmen halkına dayatan bir diktatördü. Halkının değerleriyle hiçbir zaman barışmamıştı. Yönünü islamdan başka yöne dönmüş dayatmacı bir batıcıydı. Batılı değerleri, halkına zorla kabul ettirmeyi isterdi. Batılıların çıkarlarını ülke halkının çıkarlarından daha önde görür ve halkına bu değerler uğruna zulmetmekten çekinmezdi.

Tunus halkı bir diktatörden kurtuldu fakat ‘’Burgiba – bin Ali” ilişkisinde olduğu gibi gelenin gidenden bir farkı olmayacaksa olan yine mazlum halklara olacak demektir. Beklentimiz ve dileğimiz, Tunus halkının kendi değerleriyle çatışmayan inançlarına Tevhid ve adalet ilkesine uygun bir yönetime kavuşmasıdır.

Azerbaycan, içinde bulunduğu karışık dönemle İslam dünyasındaki diktatör açığını kapatmaya aday olduğunu ortaya koymaktadır. Sovyet Rusya’nın en yüksek mertebelerine ulaştıktan sonra, Azerbaycan’ın diktatör’ü olarak atanan Haydar Aliyev’in oğlu olan İlham Aliyev babasının oğlu olduğunu gösterip, İslam’a ve Müslüman’lara yönelik baskı ve zulümde sınır tanımamaktadır. Camileri yıkıp yeniden cami yapılmasına müsaade etmeyerek zulümde zirveleşen Aliyev, Müslümanların iffet ve namuslarının sembolü olan başörtüsüne yönelik baskılarla, zulmünün boyutlarını iyice arttırmıştır. Biliyoruz ki tüm diktatörlerin sonu diğer zalimlerle aynı olacaktır.

Azerbaycan’daki bu zulme karşı direniş sancağını yükselten tüm kardeşlerimizi buradan binlerce kez selamlıyoruz. Onların direnişlerinin yanında olduğumuzu bir kez daha tekrarlıyoruz. Azerbaycan İslam Partisi genel başkanı Mövsüm Samedov’un sağlık durumu hakkında kamuoyunun bir an önce haberdar edilmesi ve şehit edilmeyip gözaltında tutuluyorsa bir an önce salıverilmesi gerektiğini buradan haykırıyoruz. Diğer tutuklularla birlikte Samedov, bir an önce özgürlüğüne kavuşmalıdır.

Tevhid ve adalet mücadelesi verenler, yeryüzünün ıslahı için çalışanlar, zulme ve zalime karşı çıkanlar yalnız değildirler. Hiçbir zaman baskılar sonucunda yıldırılamayacaklardır.

Baskıların kaynağının ve öğretmenlerinin kim olduğunun bilincindeyiz.

Hem ülkemizdeki zulmün hem de onların talebelerindeki zulmün Müslüman halklara rağmen devam etmeyeceği gün gibi aşikardır. Zulümle abad olunmaz. Zalimlerin hesap vereceği gün çok yakındır. Ve o gün onların yapmış oldukları zulümlerinin karşılığı zulümlerinden daha şiddetli olacaktır.

Tevhid ve adaletin şirke ve zulme galip geldiği ıslah edilmiş bir dünyada yaşama umudu ile hepinizi 176. Haftada aynı yer ve saatte buluşmak üzere Allah’a emanet ederiz.

KONYA İNANÇ ÖZGÜRLÜKLERİ PLATFORMU

Bir cevap yazın