Konya 176. hafta: İlk ve ortaöğretimdeki yasağa neden sessizsiniz?

Taylarımızdan bir tay yine ortalığı kasıp kavurmakta, ülkede tozu dumana katmaktadır. Ne zaman ülkede bir kaos ortamı ve gerginlik meydana gelse, ardından bir tay çıkmaktadır. Bazen Yargıtay bazen Danıştay… Halkımız, ‘’Problem bunların isimlerinde mi yoksa düşüncelerinde mi?’’ diye sorup; ‘’İkisinde de’’ cevabını vermektedir.

ALES imtihan kılavuzundaki kılık kıyafet düzenlemesini iptal eden Yargıtay’ın bu tavrı, kendini devletin esas sahipleri sayanların genlerine, yasakçılığın işlediğini ortaya koymuştur. Bu yasakçı tutum, onların zihin dünyalarında ve dünya görüşlerinde ilk ve birinci unsurdur. Kendi varlıklarının, başkalarının varlık alanlarına müdahale etmekle mümkün olacağını düşünen bu zihin dünyası, Güneşin doğmasıyla, gecenin biteceğine inanan ve bu yüzden ona düşman olan karanlıklar gibidir.

Onların korkuları ve yasakları güneşin doğmasına, ışıkların yeryüzünü aydınlatmasına mani olamayacaktır. Bu yasağın ardında, adı aydınlıkla anılan bir siyasal anlayışın bulunması, kirpi’nin yavrusuna pamuk adını vermesi kadar komiktir. Ve onların karanlıklarını, adları da aydınlatamayacaktır.

Ülkede sürekli hak ve özgürlük argümanını kullanıp oy toplayanların, bu tür yasakçı uygulamaları kınamakla yetinmeleri ve çözümü bir başka seçime sürekli erteliyor olmaları, ‘’Bunlar da mı yasaktan besleniyorlar?’’ sorusunu akıllara getirmektedir. İktidarlar, çözüm üretmek istedikleri meselelerde, gösterdikleri beceri ve çabukluğu, halkının sorunlarını giderme hususunda göstermiyorsa, sorular gün geçtikçe artar ve çoğalır.

STK’lar, hükümet de bu yasakçı tutumdan rahatsız olunca, el birlik, kınama yarışına girdiler. Onlar da hükümetin dahi beğenmediği bu uygulamayı şiddetli bir şekilde tel’in edip açıklamalar yapıyorlar. Onlara soruyoruz: Siz hükümetin iz düşümleri olarak mı hareket etmektesiniz? Hükümet yetkililerinden herhangi birisi başta başörtüsü olmak üzere hak ve özgürlükler alanında, yasaklayıcı açıklamalar yaptığında, niçin sesinizi çıkartmıyorsunuz? Hükümet yapınca eylem, zulüm olmuş olmuyor mu?

Danıştay’ın bu yeni iptali, ALES’le alakalı olunca, tepkiler daha gür ve açıklamalar daha çok yapılmakta. Toplumun çok küçük bir kesimini ilgilendiren bu alanda verilen tepkilerin büyüklüğü liselerde, ilköğretimlerde yapılan fiili yasağa karşı sessiz kalınması durumu – ki liseler ve ilköğretim bu toplumun büyük bir çoğunluğunu ilgilendirmekteyken – akıllara pek çok soru getirmektedir.

STK’lar ilköğretim ve liselerdeki zulme niçin sessiz kalmaktalar? Kamuoyu çok ciddi bir şekilde bunu merak etmektedir. Yoksa onlara göre zulüm, sadece yüksek öğretimde mi başlamaktadır?

Azerbaycan’daki örtüye yönelik zulümler, ülkemizi geriden takip etmektedir. Direniş ise ülkemiz örnekliğini ciddiye alarak, bizim ülkemizdeki yanlışlara düşmemelidir. Palyatif ve geçici çözümlere destek verip refleks eylemlerle sonuç alınabileceğini zannedip, istikrarlı ve düzenli bir mücadeleden vazgeçmemelidir. Toplumu muhafazakârlaştırarak mevcut kârları muhafaza etmeye yönelip, zulme pirim veren bir anlayışa gidilmemelidir.

Tevhid ve adalet ilkeleri üzere verilen bir mücadeleyle şekillenen, özgür bir dünyada yaşama umudu ile hepinizi 177. Haftada aynı yer ve saatte buluşmak üzere Allah’a emanet ederiz.

KONYA İNANÇ ÖZGÜRLÜKLERİ PLATFORMU

Bir cevap yazın