‘Utanmıyorsan dilediğini yap!’

Ahmet Altan’la Başbakan arasındaki kavga, giderek derinleşiyor…

Bu kavga, muhafazakârlarla demokratlar arasındaki ilişkinin nasıl bir ilişki olduğu anlama hususunda bilgiler veriyor bize…

AKP’nin iktidar olmasında değilse de, “iktidarda kalmasında” büyük emeği var demokrat aydınların…

Demokrat aydınlar olmasa; AKP hükümette tutunamazdı…

Bu çok açık görünen bir gerçek!

Ama AKP bunun farkında değil, ya da çoktan unutmuş o sancılı günleri…

Yaşanan bu çelişki “AKP’nin özgürlükçü bir parti olduğunu düşünen aydınlar yanılgı mı yaşıyor?” sorusunu sormamıza neden oluyor…

***

AKP muhafazakâr bir partidir ve özgürlükçü bir parti değildir…

Yine bu nedenle, demokrat bir parti de olamaz…

Demokrat olmaya çalışır, eğer gönlü varsa ki AKP’nin böyle bir gönlünün de olmadığını görüyoruz…

Onun özgürlük mücadelesinden anladığı, kendisinin bastırılmışlığıdır; ötekinin özgürlük ihtiyacı değil…

Dün CNN’e açıklama yapan Pr. Bernard Lewis, AKP’nin “İslami demokrasi” kurma niyeti taşıdığını söylemiş…

Her ne kadar AKP’liler “böyle değil” diyorlarsa da, altta yatan böyle bir niyet olduğunu düşünüyorum ben…

Geçmişten, geçmişimden biliyorum bunu…

Bunu yaratacak bir imkân bulurlarsa, toplum yapımızı bu yöne “eğeceklerini” düşünüyorum…

Böyle olmayacağını söylemek, bizim toplumumuzu tanımamaktır…

Başbakan’ın birlikte yaşama kültürünün ne kadar gelişmiş olduğunu yaptığı açıklamalarda görüyoruz…

Bir insanın nasıl biri olduğunu öfkelendiğinde, suçlandığında, yargılandığında daha iyi görürsünüz…

Bu anlar, kişinin kendisiyle ilgili bastırdığı ama çözümlenmemiş içsel sorunlarının ortaya çıktığı anlardır…

Başbakan’ın alt niyetini (belki kendisi bile farkında değildir bu arzusunun) satır aralarından okuyabilirsiniz…

“Tıksırıncaya kadar içiyorlar!”

“Ucube!”

Daha önce benzerlerini de gördüğümüz bu iki açıklama, Recep Tayyip Erdoğan’ın bilinçaltını işaret ediyor…

Aynı zamanda temsil ettiği camianın da bilinçaltını…

Espriler, şakalar, dil sürçmeleri ve daha pek çok bilinçsiz davranış, kişinin iç dünyası hakkında bilgi verir bize…

Başbakanın bu açıklaması, muhafazakârların içki içen insanlara nasıl baktığını göstermesi açısından somut bir göstergedir…

Yargılamanın da ötesinde başka ipuçları var o konuşmada:

“Biz onlara karışıyor muyuz, kimin hayatına karışmışız!” diyor…

“Karışma hakkım var, ama yapmıyorum. Kıymetini bil, minnet duy!”

Demeye getiriyor sözü…

Neredeyse, içki içenlerin muhafazakârlara bu fırsatı tanıdıkları için teşekkür etmesi gerektiğini söyleyecek!

***

Sakarya’da da bunun benzeri durumlar var…

AKP’lilerin sol camiadan insanlarla olan yakınlığı gerçek bir yakınlıkmış gibi algılanıyor…

Özellikle solcular tarafından…

Öyle mi peki gerçekten?

Bu dostluklar, yakınlıklar, hiç test edildi mi?

Sanmıyorum…

İki taraf da zannediyor ki, ortada olan gerçek bir samimiyet, gerçek bir yakınlıktır…

Bunun yanılgı olduğunu düşünüyorum ben…

Kendi geçmişiyle hesaplaşamamış birinin özgürlük duruşunda da, demokrasi duruşunda da sorun vardır…

Hepsi için diyemesem de, bu dostlukların büyük çoğunluğunun “çürük” olduğunu düşünüyorum…

Hatta bir kısmının bilinçli bir “kullanım” olduğunu düşünüyorum…

Pek çok muhafazakâr AKP’linin, soldan gelen ve benim demokrat, özgürlükçü “aydın” diye nitelediğim insanlara karşı yakınlıkları bu anlamda sorgulanmaya değerdir…

Her şey köprüyü geçene kadar mı?

Yoksa temel değerlerde ortak paydası var mı bu birlikteliğin?

AKP’li siyasetçilerin, yöneticilerin, soldaki aydınlara belediyelerde “alan” açması, onlarla ilişki kurması, onlara ödül vermesi gerçek bir samimiyetin eseri mi?

Muhafazakâr ve demokrat bir parti olduğunu söyleyen AKP’li siyasetçilerin, ne kadar özgürlükçü ve demokrat olduklarını muhafazakârların meşruiyet sorunu tamamen bittikten, asker korkusu tamamen ortadan kalktıktan sonra göreceğiz…

O günler kendini yavaş yavaş gösteriyor; Başbakan’ın ağzından…

MUSTAFA TOPKARA, SAKARYA YENİHABER

Bir cevap yazın