Ankara 261. hafta: Mısır, Ürdün, Yemen halklarının yanındayız

Ankara İnanç Özgürlüğü Platformunun 261. hafta basın açıklamasına hoş geldiniz. Yoğun gündemli bir haftayı daha geride bırakıyoruz. Devrilen diktatörlükler, sonları kaçınılmaz bir şekilde belli olan diktatörler ve her türlü zorbalığın arkasında olan Batı imparatorluğu. Kazan kaynıyor.

Son günlerde diktatör devlet başkanları tarafından yönetilen Müslüman coğrafyalarda ard arda ayaklanmalar yaşanıyor. Önce Tunus, sonrasında ise Mısır, Ürdün ve Yemen halkının ayaklanmasıyla adeta bir domino etkisi yaşanıyor. Halkların isyanı diktatörleri birer birer deviriyor.

Diğer ülkeler bir yana Mısır’da firavun geleneğinin son temsilcisi Hüsnü Mübarek’in ABD ve İsrail ile arasındaki iş birliği sadece Mısır halkına değil; Gazze halkına da zarar vermektedir. Rafah sınır kapısını kapalı tutarak, Gazze ambargosunun uygulanmasında İsrail’in en büyük destekçisi olmuştur. Halkların özgürlük taleplerini kanla bastırmaya çalışan zalimler ve onların küresel destekçileri bilmelidirler ki bu selin önüne set olmaya çalışan her bir güç yıkılmaya mahkumdur.

Siyasi baskılar ve yoksulluk altında inleyen Mısır, Ürdün ve Yemen halklarının özgürlük mücadelesine yürekten destek veriyoruz. Umuyoruz ki; zalim diktatörlere karşı başlatılan bu intifada Müslüman coğrafyaların yeniden inşası ve ihyası için bir milat olacaktır.

Ülkemizde çeşitli illerde yapılan baskınlarda çok sayıda kişi göz altına alınmış bulunmaktadır. Bunlar arasında farklı stklardan temsilciler, gazeteciler ve kanaat önderleri yer almaktadır. Medyanın başlangıç startını verdiği sürek avı hız kesmeden devam ediyor. Gözaltılarda dikkat çekici olan şey devlet organlarının harekete geçmesi için medyanın haber yapması gerektiği gibi ilginç bir durumun oluşmasıdır. Bu kişilerin gözaltına alınma sebebleri delilleri ile beraber ortaya konmalı ve kamuoyu ile paylaşılmalıdır. Kimi medya organları yine tetikçilik görevlerini yerine getirmiş

Hürriyet gazetesi eski başyazarı, şimdilerde CHP’de aktif siyasete atılan Oktay Ekşi geçtiğimiz günlerde konuk olduğu bir programda, başörtülü genç kızlar hakkında: “Türkiye’deki kızlarımız kafasını ister öyle örtmüş ister böyle örtmüş. Kimsenin derdi olacak bir şey değil. Ben bu güzel kız kafasını niye örtmüş diye üzülüyorum. Hepsi güzel de, çok güzellerini görünce üzülüyorum itiraf edeyim ki. Bu güzelliği saklamaya yazık değil mi diye, şahsen düşünüyorum. Bu benim kendi bakışım” dedi.

Buradan Oktay Ekşi’ye sesleniyoruz: Başörtülü hanımların güzelliklerini afişe etmek gibi bir dertleri yoktur. Kadını metalaştıran anlayışın en güzel örneğini Oktay Ekşi’nin bakış açısında görmek mümkündür. Dişiliği ile değil kişiliği, erdem ve ahlakı ile toplumda varlığını sürdürmeyi amaç edinmiş insanları Oktay Ekşi zihniyetinin algılaması mümkün değildir. Biz de Oktay Ekşi ve onun gibiler adına üzüldüğümüzü buradan beyan ediyoruz.

Baskıların son bulduğu, insanca yaşama şartlarının tüm topluma yayıldığı bir ülke ve dünya kuruluna kadar buradan sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz.

ANKARA İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ PLATFORMU

İHH ANKARA ADINA

SERKAN CODAL

Bir cevap yazın