Kocaeli 302. hafta: Halklar ayaklandı, diktatörler devriliyor

Son günlerde başta Tunus olmak üzere birçok ülke önemli günler geçiriyor… Bilhassa yaşanan olayların herkesi ilgilendirdiğini belirtmek isteriz.

Senelerdir dikta rejim altında esir yaşayan Tunus Halk’ı ,artık tahammüllerin kalmaması ile bir karar almış ve bu sonu gelmez hak ihlallerine dur demiştir.Halkına ,İslami yaşam tarzı yanında , insani yaşam hakkı tanımayan devrik lider Zeynel Abidin Bin Ali ,yıllardır yaşattıklarının hesabını vermekten korktuğu için ailesi ile birlikte ülkesinden kaçmıştır.Son olarak Tunus’ta başlayan bu kendini tanıma girişimine Mısır da eklenmiştir.

30 yıldır olağan üstü hal kanunlarıyla yönetilen Mısır’da sözde seçimlerle meşruiyet sağlamaya çalışan mevcut hükümet halkın yönetime katılmasını engellemektedir. Bu süreçte yaşam hakkı başta olmak üzere, ifade özgürlüğü, haksız gözaltılar, keyfi tutuklamalar ve adil yargılanma hakkının ihlali gibi en temel haklar ihlal edilmiş başta Mısır’ın en büyük destekçisi ve müttefiki Amerika olmak üzere uluslararası toplum sessiz kalarak zulümleri onaylamıştır. Son yaşanan olaylar sonucu Mısır yönetimi yine bir yasakçılık örneği olarak sosyal paylaşım sitelerini yasaklamıştır. Fakat bu olaylarda asıl önemli nokta , bundan sonra yaşanacak olaylarda , bölge halkının ve tüm Müslümanların basiretinin açık olması gerekliliğidir.Olabilecek planlamalara veya tezgahlara gelinmemeli, adil hak mücadelesinden asla vazgeçilmemelidir.Bu vesile ile Mısır’da ve benzer ülkelerde yaşanan olayları ve yaşanabilecek olayları dikkatle takip ettiğimizi belirtmek istiyoruz.

Yaşanan son olaylarda gözaltına alınanların işkence ve kötü muameleye maruz kalmasından endişe ediyoruz. Mazlumder olarak Mısır yönetimine Tunus gerçeğini hatırlatıyor; şu ana kadar işkence edilmek suretiyle öldürülen kişilere yönelik acil bir soruşturma başlatılmasını, sorumluların yargı önüne çıkartılmasını ve tüm gözaltı merkezleri ve cezaevlerinin uluslararası denetime açılmasını talep ediyoruz.

Diğer yandan Bilindiği üzere, geçtiğimiz günlerde İsrail Mavi Marmara Baskını raporunu açıkladı.Rapora tek inanan ağabey ABD’ nin olması ,taraflılık bakımından her şeyi anlatmaktadır.İsrail ‘’Sivillerin hayatlarını kurtardık’’ diyebilecek kadar küstahlaşmıştır.Raporun gerek bizim ve gerekse de Uluslar arası Hukuk tarafından hiçbir bağlayıcılığı olmadığını söyledikten sonra asıl yapılması gerekenin , iç hukuk yollarının sonuna kadar kullanılması gerekliliğidir.Türkiye’nin gemisinde ve uluslar arası sularda kendi vatandaşlarının canını alan İsrail’e , neden kendi mahkemelerimizce dava açılmıyor?Hükümet yetkilileri neden bu konu üzerinde yoğunlaşmıyor? İç hukuk yolları kullanılması ile açılan dava sonucu, İsrail ile olan ilişkiler yeniden gözden geçirilmesi fırsatı çıkacaktır ve kendi vatandaşının canına kasteden ülke ile ilişkiler bitirilebilme noktasına gelebilecektir.

Katıldığınız için hepinize teşekkür ederiz.

Kocaeli Gönüllü Kültür Teşekkülleri Platformu bileşeni

Mazlumder Kocaeli Şubesi adına

Medine Küçük

Bir cevap yazın