Kocaeli 304. hafta: Mısır halkını kutluyoruz!

304. hafta basın açıklamasını Platform bileşenlerinden Eğitim-bir-sen Kocaeli Şube başkanı Halil İbrahim Keleşoğlu yaptı.Bilindiği üzere 30 senesi Mübarek döneminde olmak üzere, emperyalist güçlerin güdümünde, var olduğundan beri halkına zulmeden Mısır yönetimi, halkın sabrını taşırarak, kansız bir devrimle yıkılmış bulunuyor.Baskı rejiminin tüm tahriklerine ve 150 yakın insanı katletmesine rağmen tahriklere kapılmayan Mısır halkının sabrı sonuç verdi ve firavun Hüsnü Mübarek rejimi yıkıldı.Mısır halkını bu direnişlerinden, azimlerinden ve günlerce sokakta gösterdikleri dik duruştan dolayı kutluyor, ölenlere Allahtan rahmet diliyoruz.Konuşmasına önce Mısır halkının zaferini kutlayarak başlayan Halil İbrahim Keleşoğlu, başörtüsü platformlarının son olarak almış oldukları bir kararla, adını Adalet ve Özgürlük Platformları olarak değiştirdiğini, bundan sonra bu meydanlarda sadece başörtüsü konusunda değil, her türlü haksızlık ve insan hakları ihlalleri ile ilgili basın açıklamaları yapılacağını, bu çerçevede Eğitim-bir-sen camiası olarak, sözleşmeli öğretmenlerin mağduriyetlerini dile getirecekleri bir basın açıklaması yapacaklarını söyledi.basın açıklamasının tam metni aşağıdadır.

BASIN AÇIKLAMASI:

Değerli hazirun …

Bugün buraya, ülkemizin ve dünyanın en önem verilmesi gereken konusu olan, eğitim ve eğitimin en temel unsuru olan öğretmen ve diğer eğitim çalışanlarına reva görülen, çifte standart uygulanan, kanayan yaramız olan Sözleşmeli Öğretmen-Sözleşmeli Eğitim Çalışanlarının durumları hakkındadır.

Sendika olarak; Sözleşmelilere:

1. % 4+ 4 maaş zammı

2. 80 TLEk Ödeme

3. Aile Yardımı ve 20+20 TL, 2 çocuk fazlasına da çocuk yardımı

4. Yıllık Damga vergisi muafiyetini kazandırdık (150-200 Tl)

5. Sözleşmeli öğretmenler 1 ay rapor alınca sözleşmeleri fesh ediliyordu. Değiştirildi

6. Sendikamız bütün süreçlerde gerek Memur – Sen gerek Eğitim Bir Sen olarak sözleşmeli öğretmenlikten vazgeçilmelidir. Kadrolu öğretmenliğe dönülmelidir. Öğretmenin sözleşmesi , ücretlisi olamaz

7. Kurul İdari Kurumu Raporlarında ve 2011 Toplu Görüşme Metnine kazandırdıklarımız tescillidir.

Siyasi iktidar yanısıra herkes bilir ve kabul ederki; Ülkemizin tüm sorunlarının aşılmasının temelinde yatan hakikat, ülkenin eğitim sorunlarını doğru tesbit etmek ve gerçekçi çözümler üretmekle mümkün olur.

Şüphe yok ki eğitimin sorunlarının başında da; eğitimin en temel unsuru olan, eğitim çalışanının-öğretmenin sorunları gelmektedir.

Eğer bir ülkede; eğitim çalışanı olmayı saygın bir hale getiremezseniz, o ülkede eğitimin gerçekten başarılı olmasını bekleyeemzsiniz ve sağlayamazsınız.

Eğer bir ülkede; öğretmeni limon satmaya, ticaret yapmaya muhtaç bırakırsanız o ülkede eğitim için ne yaparsanız yapın, gerçek başarıyı yakalayamazsınız.

Eğer bir ülkede; eğitim çalışanları barışını sağlayamazsanız, eğitimin en temel sorununa ilgisiz ve bilgisiz kalırsanız, eğitimcinin sorunlarını görmezden gelirseniz, o ülkede eğitimin temel sorunlarına inememişsiniz demektir ve haliylede temel sorunu görmeyen-halletmeyenler, ülkenin diğer hiçbir sorununu da temelli halledemezler.

Evet eğitim sorunları halladilmeyen ülkelerin; diğer sorunlarının çözümü de halladilemeyecek demektir.

Eğitim sorunlarını hallademeyen ülkeler; ne ekonomik sorunlarını, ne sosyal sorunlarını gerçek ve kalıcı manada halladilemezler.

Çünkü eğitim çalışanlarının, kendi aralarında sınıfsal farklılıkları var!

Aynı işi yapan eğitim çalışanlarının, kendi aralarında farklı konumlandırılmaları var, farklı isimlendirilmeleri var!!!

Evet öğretmen adayları aynı sıralardan geçiyor, aynı liseleri ve aynı fakülteleri okuyor, başarılı olarak mezun oluyor, ancak devletin kapısına gelince, kimileri “kadrolu öğretmen”, kimileri “Sözleşmeli Öğretmen”, kimileri “Usta Öğretici” ve hatta kimileri de köle gibi asgari ücretinde altında bir gelirle “Ücretli Öğretmen” diye istihdam ediliyorlarlar.

Ne yaman çelişkidir ki; 149 bin kadrolu öğretmenedaha ihtiyaç olan ülkemizde; tasarruf olsun diye, bir öğretmen maaşına 3-4 tane ücretli köle öğretmen çalıştırılıyor.

Halbuki eğitim alanında bu tip tasarrufun, iç kanaması olan bir hastaya, masraf olmasın diye gerekli cerrahi müdhaleyi yapmadan, pamukla, gazlı bezle pansuman tedbirlerle işi geçiştirmeye çalışarak, hastayı ölüme terk etmek manasına geldiğini, herkes gibi bu ülkeyi yöneten hükümetlerde bilmektedir.

Ne yaman çelişkidirki; aynı eğitimi ve hatta aynı KPSS puanını alan öğretmen adayları; farklı zamanlarda atandıkları için bazı eğitimciler kadrolu öğretmen oluyor, bazılarıda her an işine son verilebilecek muvakkat nikahlı gibi sözleşmeli öğretmen oluyorlar.

Ne yaman çelişkidirki; bu devlet, kadrolu öğretmenin devlete olan ekonomik maliyetiyle, sözleşmeli öğretmenin devlete olan ekonomik maliyeti aynı olmasına rağmen, 79 bin eğitim neferini, “Sözleşmeli öğretmen” kadrosunda tutarak, hem bu 79 bin eğitimcinin gerçek manada kendisini işine, öğrencilerine atamasına engel oluyor, hemde tüm eğitimcilerin kanayan yarası olan bu durumla Eğitimciler Arası Barışı zedeliyor, eğitimcilrin arasında ikiliğe ve huzursuzluğa sebep oluyor.

İki dönemdir ülkemizde iktidar olan AK Parti hükümeti, eğitim alanında çok büyük yatırımlar yapmıştır, hatta Eğitim Alanındaki Harcamalar ilk defa Milli Bütçede Savunma harcamalarının önüne geçerek en Yüksak Paya Sahip Olmuştur, fakat aynı maliyette ki kadrolu öğretmenle, sözleşmeli öğretmen farklılığı giderilmeden, öğpretmen açığının kapatılması için 149 bin öğretmen alcağına, öğretmen olmuş eğitim fakültesi mezunlarının asgari ücretin bile altında, yarı hatta çeyrek sigortalı çalıştırılmalarından vaz geçilmeden Eğitimciler Arası Barış ve Huzur Sağlanamaz, Ülkemizin eğitim sorunlarına gerçek manada neşter vurulmuş sayılmaz.

El ele projeleri gibi çalışmalar da, farklı konumlardaki öğretmenler el ele veremediğinde beklenen başarıyı sağlayamaz.

Bu kafayla, ülkemizde, Fikri Hür, Vicdanı Hür, İrfanı Hür nesiller yetiştirilemez,

Bu kafayla, ülkemizde, Demeokrasi ve insan hakları özlenen seviyeye gelemez,

Bu kafayla, ülkemiz, Türki Cumhuriyetlere ve İslam Ülkelerini gerçek ağbi pozisyonuna gelemez,

Bu kafayla, ülkemiz, eskiden olduğu gibi, Avrupaya ve tüm dünyaya medeniyet ve insanlık öğretemez,

Tüm bu özlenen-istenen başarıların olması için, hükümetin eski ME Bakanı Hüseyin ÇELİK’in 26.08.2008 tarihin de “Belli bir plan dahilinde sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçirilmeleri sağlanacak” sözünde durulmalı,

Ve sonrasında MEBakanı olan mevcut bakan Nimet ÇUBUKÇU’nun bakan olduğunda verdiği “sözleşmeli öğretmenler kadroya geçirilecek, sözleşmeli öğretmenlik kaldırılacak ” sözünde durulmalı,Ve son yıllarda ülkemizin yurt dışı itibarını artıran sn başbakanın, sözleşmeli-ücretli vs. İsimlendirmelerle, itibarı yok sayılan, incitilen, onuru zedelenen, kutsal bir görevi ifa eden öğretmenlerin, itibarlarına ve onurlarına sahip çıkmasını bekliyoruz.

Öğretmenlerin Çalışma Barışının Sağlanmasının temel sorunu olan; sözleşmeli ve ücretli köle öğretmenliği uygulamasına son vermesini, 149 bin öğretmen ihtiyacını; öğretmenlerin onur ve şerefini zedeleden karşılamalarını, eğitimde 4-B li ve 4-C uygulamasına son verilmesini ve tüm eğitim çalışanlarının, kadrolu eğitim neferi haline getirilmelerini bekliyoruz, ve takipcisi oalcağımızın hükümet vede kamuoyu tarafından bilmesini istiyoruz.

Bu haklı isteklerimiz karşılanana kadar haklarımızı; salonlarda, alanlarda, SANDIKta ve her türlü platformda arayacağımızı bilmelerini istiyoruz.

Eğitimden , sağlıktan tasarruf intihardır.

Halil İbrahim KELEŞOĞLU

EĞİTİM-BİR-SEN KOCAELİ ŞUBE BAŞKANI

Bir cevap yazın