Konya 178. hafta: Mazlum halklar başkaldırıyor!

Hani bir hikâye anlatılır ya… Akbaba ile çaylak arkadaş olurlar. Güçlü, kuvvetli, iri pençeli akbaba, çaylağa der ki: ‘’Hele gel de günümde bir gün yaşa. Sana şöyle bir et ziyafeti çekeyim.’’ der ve havalanırlar. Uçuş o uçuş, gökyüzünün mavi derinliklerinde kanat çırparlar, çırparlar. Bir av bulamazlar. Ve nihayet çaylak sabırsızlanır ve akbabaya der ki: ‘’Ben aşağıdaki tarlada buğday yığını görmekteyim istersen oraya inip bugünde buğday taneleriyle yetinelim’’ Akbaba: ‘’Ne buğday yığını, ne tanesi’’ Çaylak: Hele biraz aşağıya inelim görürsün’’ der. Yere yaklaşınca fark eder akbaba buğday tanelerini. Çaylağa döner ve ‘’Ne müthiş gözlerin var o kadar yüksekten bu küçük taneleri nasıl fark ettin?’’ Çaylak kendini kasar ve gururlu bir eda ile ‘’Bu da benim meziyetim’’ der. Birlikte konarlar buğday yığınının üzerine. Aman Allah’ım oda ne! Kocaman bir avcı kapanı; ikisini de kapmıştır. Son bellidir. Kapanın sahibi iyi niyetle kurmamıştır o tuzağı. Akbaba döner ve der ki: Be gafil asıl marifet uzaktan şu küçük buğday tanelerini görmek değil, onun arkasına kurulmuş şu kocaman tuzağı fark etmektir.

Afrika’dan başlayan ateş, bulunduğu coğrafyayı değil dünyamızı ısıtmaya başlamış durumdadır. Bir kez daha gördük ki zulümle abad olunmuyor. Mazlum halkların zalim diktatörlere ve zulme başkaldırışın kendisidir yaşananlar. Umut ediyoruz ki bu ateş firavunların saraylarını ve diktalarını, zalimlerin zulmünü yakacak İbrahimî yolda olanları gül bahçesine götürecektir. Firavun suda boğulup, cesedi ölmüştür ancak hakkın karşısında karanlık bir duruşla, misyonu devam etmektedir. Her devirde firavunlar var olagelmiş ama buna dur diyen Musalar da hep var olmuştur ve var olacaktır.

Gördük ki: Hak ve özgürlükler engellenemiyor. Mısır ve Tunus’taki halk ayaklanmaları karşısında, bu ülkelerin idarecilerine telkinde bulunan, halkın taleplerine kulak verilmesini isteyen idareciler kendi halklarının taleplerine gelince birden kör, sağır ve dilsiz oluveriyorlar.

Müslümanların coğrafyalarına çöreklenmiş, batılı güçler güya çözümler üretme gayretlerindeler. Ürettikleri çabalar – görülüyor ki – yalnızca kendi çıkarlarını sağlamlaştırmak, ekonomik ve siyasi etkinliklerini pekiştirmek, daha muhkem bir yapı ile devam etmesi yönündedir.

Mısır’da ki hareket Mübarek’in kadîm dostu Tel Aviv’i ziyadesiyle rahatsız etmiştir. ABD ve batının gözden çıkardığı Mübarek’i bir türlü terk etmek istememektedir. Ortadoğu’da ki en büyük destekçisi olan Firavun’u kaybetmesi, yakın bir gelecekte, zulümle, işgalle, zorbaca, Filistin topraklarındaki işgaline son vereceği endişesini arttırmaktadır.

Mısır zindanlarından çıkacak bir Yusuf, sadece Mısır’ı değil Yusuf’un düşüncesinde olan, ona gönül verenlerin susuzluğunu giderecek, kıtlıktan kurtaracaktır. Yusuf’un kokusunu, gömleğini bekleyen Kenan diyarındaki Yakupların hasretten özlemden kapanan gözlerini tekrar açacaktır.

Hakların ve halkların özgürleştiği, özgürlüklerin Tevhid ve adalet eksenli olduğu, bir dünyada yaşama umudu ile hepinizi 179. Haftada aynı yer ve saatte buluşmak üzere Allah’a emanet ederiz.

KONYA İNANÇ ÖZGÜRLÜKLERİ PLATFORMU

Bir cevap yazın