Van 160. Eylem: Yüzüncü Yıl Üniversitesi zorbalıktan vazgeç!

Başörtüsü yasağı zulmünün Üniversitelerde gevşetilmesi, zulmün son bulduğu anlamına gelmemektedir. Üniversiteler, hatta aynı üniversitenin farklı fakülteleri arasında bile farklı uygulamalar devam etmektedir. Buna rağmen sanki Başörtüsü sorunu çözümlenmiş gibi bir hava estirilmeye çalışılmaktadır. Bu havanın etkisinde başörtüsü yasağı zulmünün sadece üniversitelerde serbest bırakma gibi bir sonucun, sorunun çözümü olacağı düşüncesi yaygınlaştırılmak isteniyor. Yasağın toplumda normal bir durummuş gibi algılanması sağlanılmaya çalışılıyor. Ki yasakçılar bu kadar bir çözüme bile tahammül edememektedirler. Nitekim Danıştay 8. Dairesinin 2010 Akademik Personel ve Lisans Üstü Eğitim Giriş Sınavı (ALES) sonbahar dönemi kılavuzundaki kılık kıyafet ile ilgili düzenlemelerin yürütülmesini oy birliği ile durdurdu. Bu durum hukuksal düzenlemelerin yapılamadığı despotik bir sistem içinde, uygulamadaki gevşetmelere tahammül edemeyecek kadar haktan, hukuktan uzak bir anlayışın nasıl yerleştiğini göstermesi açısından önemlidir. Hiç alakası yokken Yüzüncü Yıl Üniversitesinin Jeoloji ve Hemşirelik bölümlerinde Danıştay 8.dairesinin kararından sonra var olan gevşetmeden vazgeçilerek yasağın tekrar uygulanmaya konmasını şiddetle kınıyoruz. Ve yine, çözüm olarak görmediğimiz Üniversitelerdeki gevşetmeye dahi tahammül edemeyen yasakçılar, Sincan 1.ağır ceza mahkemesi aracılığı ile üniversitelerde başörtüsünün serbest bırakılması için genelge yayınlayan YÖK başkanı sayın Yusuf Ziya ÖZCAN hakkında soruşturma açılması kararı verdirildi. Gerek Danıştay’ın ve Sincan 1.Ağır Ceza Mahkemesinin Kararları gerekse Yüzüncü Yıl Üniversitesindeki uygulamalar despotik sistemlerde hukuktan ve Bilim/İlim den ne anlaşıldığını göstermesi açısından önemlidir.

Değerli basın mensupları,

Başörtüsü sorumluluk yaşına gelen her Müslüman kadının yaşaması gereken bir farzdır. Aksi görüş ve düşüncelerin Müslümanlar açısından ilmi ve insani hiçbir anlam ve değeri yoktur. Bu anlamda kimsenin farklı bir düşünceyi dilendirmeye ve dayatmaya hakkı da yoktur. Allah’ın bu emrini “kocalarının, babalarının, abilerinin” zoruyla uyguladıkları şeklindeki garip görüş sahiplerinin, kendi iradeleri ile Allah’ın bu emrini yerine getirdiklerini okullarını, işlerini terk ederek ispatlayanlara karşı uyguladıkları zorbalığın oluşturduğu tezadı izah etmeleri hiçbir şekilde mümkün değildir. Tek başına bu durum bile “başörtüsünü babalarının, eşlerinin, abilerinin” zoruyla takıyorlar düşüncesinin kocaman bir yalan olduğu, yalan sahiplerinin kendilerinin bile yalanlarına inanmadıklarını göstermektedir. Kaldı ki bu düşüncenin dile getirilmesi bile Müslüman kadının iradesini hiçe sayan, onu küçük düşürmeye, rencide etmeye çalışan bir insan hakları ihlalidir. Ve ayrı bir zulümdür.

Sayın basın mensupları,

Ülkenin, çözülmemesi tüm halkı mutsuz eden temel bir sorunu olan Kürt sorununun hakkaniyete dayalı çözümünde gel-gitler yaşanmaya devam etmektedir. Sorunun çözümünde yaşanan kararsızlık sağlam ve somut adım atmayı engellemektedir. Sorun artık konuşma sürecini tamamlamıştır. Yüzyıla yakındır Kürtleri inkâr ve imhayı hedefleyen ve onbinlerce kürdün ölümü, yerinden olması işkencelerden geçmesi sonuçlarını doğuran bu sorunun somut, hakkaniyete uygun adımlarla çözüm sürecini güçlendirmek gerekmektedir. Bunun için Kürtlere yapılan zulmün itirafı ile işe başlanmalıdır. İnsanlık ayıbı olan “siyasi suç” veya “düşünce suçu” tabirleri hukuk literatüründen tamamıyla çıkarılmalıdır. Bu gerekçelerle yargılanan, ceza evlerinde yatanlar mağduriyetleri giderilecek şekilde koşulsuz serbest bırakılmalıdır. Anadilde eğitim ve anadilde kendini ifade etme önündeki hukuk dışı engeller derhal kaldırılmalıdır. Bu konudaki yasaktan ısrarcı olmak suyu tersine akıtmak, dünyanın dönmesini engellemeye çalışmak kadar mantık dışı, ilim dışıdır. Sadece Türkiye’de yirmi milyondan fazla insanın konuştuğu Kürtçeyi, hukuk adına , “bilinmeyen dil” olarak tarif etmek hukuku katletmektir. Son zamanlarda toplu mezarlarla gündeme gelen faili meçhuller aydınlatılmalı, mağdurların mağduriyetleri tazmin edilmeli, sorumluları açığa çıkarılmalı, yargılanmalı sonuçları kamuoyu ile paylaşılmalıdır.

Ayrıca başka geçim kaynağı olmadığı için, sınır kaçakçılığı yapmak zorunda kalan, sınır köylerindeki vatandaşların, sınır geçişlerinde silahlı müdahaleyle öldürülmeleri hukuki ve insani değildir. Son olarak geçtiğimiz hafta Van’ın Özalp ilçesinin köylerinden İran’a geçmeye çalışan iki kişi öldürülmüş, bir kişide yaralanmıştır. Zaman zaman bu yola başvuran İran hükümetini kınıyoruz.

Değerli basın mensupları,

Tunus halkıyla başlayan, Mısır halkının ayağa kalkmasıyla devam eden halk hareketi sadece bölgenin gerici Arap rejimlerinin değil, Batı medeniyetinin ve öncüsü ABD’nin yenilgisidir. Yüzyıllık emperyalist ve sömürücü politikaları ile batı dışındaki halkların kan, gözyaşı ve emekleri üzerine temellendirilen kirli batı medeniyetinin ve bu medeniyetin desteklediği gerici rejimlerin yenilgisidir. Bu halk hareketleri zulümle abad olunamayacağı şeklindeki tarihi hükmün bir kez daha açık bir hakikat olduğunu göstermiştir. Ve bu ibret vesikası diğer zorba, despot ve diktatörlere ders olmalıdır. Mısır devlet başkanı diktatör Hüsnü Mübarek’e “halkın sesini duy” diyen başbakanın İnancından ve kıyafetlerinden dolayı kamusal hayattan alıkonulan Müslüman kadınların feryadını, toplu mezarlardan yükselen feryadı duymamazlıktan gelmemelidir.

Mısır ve Tunus halkı şunu iyi bilmelidir ki diktatörleri aracılığıyla Tunus ve Mısır halkının kaderine el koyanlar, bu diktatörlerin ayakta kalamayacaklarını bildikleri için onlara sahip çıkmamaktadırlar. Ancak bu durum ABD’nin Mısır ve Tunus halkından da vazgeçtiğini göstermemektedir. Bu günden sonra da halkın iradesini ellerine geçirebilmek için her türlü şeytani desiselere başvuracaklardır. Mısır ve Tunus halkının bu konuda çok uyanık olması gerekmektedir. Buradan Tunus ve Mısır halkının izzetli başkaldırısını selamlıyor, şehitlerine Allah’tan rahmet diliyoruz. Direnişiniz MÜBAREK olsun.

Basına ve kamuoyuna saygılarımızla… Teşekkür ederiz…

VAHÖP adına

Münür MAVİŞ

İnsan-Der Yön.Krl.Bşk.

VAHÖP bileşenleri

Anadolu gençlik derneği, Gökkuşağı Derneği, İnsan-Der, Mazlum-Der, Memur-Sen,

Bir cevap yazın