Afyonkarahisar 24. Eylem: Torba yasadaki zehirli maddeler ayıklansın!

Haksızlığa ve ayrımcılığa karşı aylardır direnen illerden; Afyonkarahisar’dan, Kocaeli’den, Sakarya’dan, Konya’dan, Bursa’dan, Akyazı’dan, Antalya’dan, Ankara’dan, Van’dan; zulme başkaldıran Tunus’a, Yemen’e, Mısır’a, Filistin’e ve bütün onurlu halklara selam olsun!

Mazlumların yüreğindeki özgürlük ateşi; zalimleri kasıp kavurmaya, ezilen tüm halklara da ışık vermeye devam edecektir.

Yaşananlar, sıradan olaylar ya da eylemler değildir. Sömürüye, haksızlığa ve zorbalığa bir başkaldırıdır. Bu sarsıntının başta Suudi rejimi olmak üzere Ortadoğu ve dünyada krallıklar ve tiranlıklar kurmuş olan bütün rejimlerin yıkılmasına vesile olmasını ve eşitlik, adalet ve özgürlük taleplerinin üzerine yeni bir dünyanın kurulmasını diliyor, istiyor ve bekliyoruz.

Bugün 24’ncü periyodik basın açıklamasını gerçekleştiren bizler, sadece başörtüsü yasağına karşı değil, her türlü haksızlığa ve ayrımcılığa karşı olduğumuzu tekrar beyan ediyor ve bu duruşumuzu her zaman koruyacağımızı tekrar deklere ediyoruz. Bu bağlamda, halen Meclis Genel Kurulunda görüşülen ve kamuoyunda Torba Yasa olarak bilinen yasa tasarısındaki öğrenci affı, kamu borçlarının yapılandırılması gibi olumlu düzenlemelerin yanında olduğumuzu; ancak, emekçilerin hak gaspına yol açacak her türlü düzenlemenin de karşısında olduğumuzu söylüyor ve torbadaki bu zehirli maddelerin ayıklanmasını talep ediyoruz. Yoksa, uluslar arası sömürü odaklarını güldürmekten başka bir işe yaramayacak bu torba tasarı, ileride bir utanç yasası olarak mevzuatımızda ve çalışma hayatımızda yer almış olacaktır.

2010 ALES sonbahar dönemi kılavuzunda sınava girecek adayların başı açık olma zorunluluğunu ortadan kaldıran düzenlemeye karşı Eğitim-İş’in Danıştay’a açtığı dava, 8. Daire’nin yürütmeyi durdurmasıyla sonuçlandı. Danıştay kararın gerekçesinde, “laiklik elden gidiyor” gibi artık inandırıcılığı kalmamış bir iddia yerine bu kez herkesi şaşırtan bir gerekçe ‘’uydurdu’’. Danıştay, sınava başı açık girilmesinin “…erkek-kadın adayların fiziksel olarak teşhislerinde güçlük oluşacağı ve sınav güvenliği açısından olumsuz sonuçlar doğurabileceği” gerekçesiyle özgürlük karşıtı bir karara daha imza atmış oldu.

Sadece Müslüman toplumlarda değil yeryüzünün tüm kültürlerinde dine, iklime veya belirli durumlara bağlı olarak kadınlar başlarını örterler ve yüzün açık olmasını kimlik tespiti için yeterli görürlerken başörtüsü Danıştay’a göre insanların birbirini tanımasını engelleyen ve dolayısıyla toplumların güvenliğini tehdit eden bir şey olarak ortaya kondu. Eğer bu şaka(!) bir an önce iptal edilmez ve bir yüksek mahkemenin içtihadı olarak kalmaya devam eder ise; yarın başörtülü pasaport ve ehliyet alınamayacak, her türlü resmi işlemler yapılamayacak, en meşru ve en temel ihtiyaç olan güvenlik ve teşhis zorluğu nedeniyle başörtülü sokağa çıkmak dahi yasaklanacak demektir. Bu ‘’ileri zeka’’ uygulamasını, en son, Tunus’ta Zeynel Abidin denemiştir! Bu zihniyetin akıbeti de herkesçe bilinmektedir.

Başta Tunus’ta ve Mısır’da görülmüştür ki, zorbalara ve zorbalığa karşı direniş kazanmıştır ve daima kazanacaktır. Yaşasın özgürlük, yaşasın direniş…

Bir cevap yazın