Sakarya 285. hafta: Meydanlar halkları değil, halklar meydanları özgürleştirir

Sakarya’daki 285. hafta eyleminde dikta rejimlerine karşı ayaklanma başlatan halklara destek verilirken, açıklamada darbecilerin yargılanması, başörtülü aday meselesi ve Mavi Marmara için Türkiye’de neden davalara izin verilmediği gündeme getirildi. Basın açıklamasını platform adına Sakarya Dayanışma Derneği sözcüsü Kadrican Mendi okudu.

Basın açıklaması metni:

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu 285. hafta basın açıklaması Tunus’un ardından 25 ocakta mısırda başlayan halk isyanı, Mubarek’in ülkeyi terk etmesi sonrası yemen, Libya ve Bahreyn’e de sıçradı.

Milyonların sırtına binmiş hantal gövdeleri ile , devlet’in kutsallığına ve “tek adam”ların sınırsız otoritesine dayanan rejimler birer birer yıkılmaya başladılar.

Bu altüst oluş büyüyerek devam edeceğe benzer.

Henüz yeni başlayan bu hareketlerin; halkın sınırsız değiştirme potansiyelini ortaya çıkarması, “Adalet ve Özgürlük” talepleri karşısında, ne kadar kudretli olursa olsun hiçbir iktidarın duramayacağını göstermesi açısından “devrimci” karakterde oldukları yadsınamaz.

Ancak önce Tunus sonrasında ise Mısır’da, kovulan diktatörlerin yerine kimlerin geçeceği meselesinin meçhul kalmasını endişe verici buluyoruz.

Halkın başlattığı “sivil” hareketlerin canları bahasına elde ettikleri inisiyatiflerini yine kendi elleri ile “ordu” gibi kadim devlet kurumlarına bırakarak sürecin seyircilerini konumuna düşmeleri, ortaya çıkacak yeni yönetimler ile ilgili belirsizliği tehlikeli bir noktaya taşıyor.

Bu yeni durum aslında devrimlerle ilgili bir gerçeği bizlere bir kez daha hatırlatıyor.

Örgütü ve liderliği olmayan devrimci kalkışmalar, mevcut kurulu düzenle nihayi bir hesaplaşma içine giremezler ve orta vadede devletin “derin” mekanizmaları tarafından dönüştürülürler. Umarız devam eden süreç bizi yanıltır.

Umarız, halkın diktatörlüklere karşı başlattıkları isyanlar örgütünü ve liderliğini bulur, ve inşallah bölgenin İslami Hareketleri bu süreci doğru okur ve doğru tavırlar takınırlar.

Evet Tunus ve Mısır halkına tavsiyede bulunan bizler, kendimizi de unutmuş değiliz.

Ülkemizdeki adaletsizliklerin, yoksullukların, boğaz tokluğuna çalıştıkları işyerlerinin umarsamazlıkları yüzünden her yıl yüzlerle ölen emekçilerin, anadilini, kimliğini savunduğu ve devletin resmi ideolojisinin karşısına çıktığı için faili meçhul cinayetlerle yok edilenlerin, Sırf ermeni olduğu ve statükoyu eleştirdiği için kalleşçe ensesinden vurulanların da hesabını soruyoruz.

Hayatın içinde Müslüman kimliğiyle, Başörtüsüyle varolma mücadelesi veren Başörtüsü Direnişçileri olarak bu hesabı soruyoruz.

12 eylül’le hesaplaşma vaadiyle referanduma destek isteyen hükümetten, neden meclise bu yönde getirilen tasarıya hayır oyu verdiğini, neden başta Kenan Evren olmak üzere 12 eylül sorumlularına karşı savcılıklara yapılan suç duyurularının bir türlü muhatap bulamadığını, bırakın hesap sormayı Kenan Evren’in cumhurbaşkanlığı köşkünde şeref misafiri olarak ağırlanmasının izahını soruyoruz.

“Kağıttan Kaplan” benzetmesi sonrasında kamuoyunda oluşan darbe karşıtı tepkiye rağmen, Başbakan’ın orduya laf söyletmem, ordu bizimle ilgili bir kurumdur” diyerek tepki vermesinin sebebini, Ergenekon ve balyoz davalarından ordumuz daha da güçlenerek çıkacaktır derken neyi kastettiğini soruyoruz.

Seçimlerde Başörtülü aday göstermeyeceğini belirten AKP’nin, Başörtülülerden buna rağmen oy isteyip istemeyeceğini öğrenmek için soruyoruz.

Mavi Marmara’ da katledilenlerin kanının her fırsatta kullanıldığı bir vasatta, şehit ailelerinin ve avukatlarının türk mahkemelerinde israile aleyhine açtıkları davaların neden kabul edilmediğini de hükümetten öğrenmek istiyoruz.

Seçimlerden sonra yeni bir anayasa ile tüm özgürlük meselelerini çözeceğini iddia eden hükümetten bu yeni Anayasanın temel anlayışının ne olacağına ilişkin net açıklamalar yapmasını bekliyoruz.

Tahrir meydanında toplanmanın çok önemli olduğunun farkındayız, ancak bundan daha önemli olan devrim bitmeden oradan ayrılmamaktır.

Kemalist devletin dindar kadrolar elinde, küresel kapitalizme adapte olarak yeniden üretilmesi bizler için yolun sonunu değil devrimin işaret fişeğini gösteriyor.

Bizler inanıyoruz ki meydanlar halkları özgür kılmaz, ona layık olan halklar meydanlara özgürlük adını verir.

Halkların tepesine çöreklenmiş tüm yeryüzü ilahları devrilinceye kadar, devrimin türküsünü söylemeye, inkılabın duasını etmeye, şahitlerin yolunu sürdürmeye devam edeceğiz.

Yaşasın direnen halkların kardeşliği

Yaşasın mazlumların intifadası

Yaşasın Başörtüsü Direnişimiz.

Sakarya Adalet Girişimi (SAGİR*) adına

Sakarya Dayanışma Derneği sözcüsü

Kadrican Mendi

*SAGİR, Adalet ve Özgürlükler Platformu üyesidir.

Bir cevap yazın