Kocaeli 306. hafta: 28 Şubatçılar yargılansın

Kocaeli Gönüllü Kültür Teşekkülleri Platformu 306.hafta basın açıklaması 26 Şubat 2011 Cumartesi günü saat 12.30’da İzmit İnsan Hakları Parkı, Özgürlük Meydanında yapıldı. Basın açıklamasını, Kocaeli Gönüllü Kültür Teşekkülleri Platformu adına, platform birleşenlerinden, Kısa adı ( EMİRDER) olan Kocaeli Kartep’e İnsan Hakları Dayanışma Derneği’nin başkanı Ali Akbaş yaptı. Aynı zamanda sosyalist olduğunu söyleyen ve, “ben gidersem İslam gelir” diyen Libya’nın devrilmek üzere olan lideri Kadafi’nin, Libya halkından katlettiği Müslümanlar ve 25-26 Şubat 1992 ‘de Hocalı’da katledilen 613 kişi anılarak dua edildi, Allahtan rahmet dilendi ve ruhlarına fatiha okundu.

BASIN AÇIKLAMASININ TAM METNİ:

Türkiye’de 28 Şubat 1997 darbesi, insan hak ve özgürlüklerine vurulmuş en ağır darbelerden biridir. İnsanlarımızın, hak ve hukukları çiğnenmiş, özgürlükleri ellerinden alınmış, kendilerini Türkiye’mizin sahibiymiş gibi gören işbirlikçiler, zihniyetleri gereği daha evvelde yaptıkları zulümler halkasına, bir yenisini ekleyerek milletimizin geleceğini karartmışlardır.

Zulümler zincirinin son halkası olan 28 Şubat darbeci zihniyetinin, hiçbir zaman hak ve özgürlük karşıtlığından vazgeçmediği son yaşanan darbe girişimlerinden anlaşılmaktadır. 28 Şubat darbeci zihniyeti bu necip milletimizin sahip olduğu bütün insani ve İslam’i değerlerinden uzaklaştırmak, çirkin ve insanlıktan uzak batı kültürüne entegre ederek yok etmek istemişlerdir.

28 Şubat darbecileri hak ve özgürlük karşıtları, milyonlarca şehid kanı ile sulanmış Anadolu topraklarını asıl mecrasından uzaklaştırıp batının kapısında köle olmaya aday bir hale getirmek için çaba sarf etmişlerdir.

28 Şubat darbesi, zalim, sömürgeci ve soykırımcı Amerika, Avrupa ve İsrail tarafından planlanıp devreye sokulmuş ve içimizdeki işbirlikçileri tarafından gerçekleştirilmiştir.

28 Şubat darbesinin içinde yer alan birçok apoletli ve siyasi çevrelerdeki işbirlikçi kişiler darbenin hazırlanmasında ve hayata geçirilmesinde büyük rol oynamışlardır. 28 Şubat darbesi ile ilgili olan şahısların hiçbiri hakkında yasal bir işlem başlatılmamış tam tersine bazı darbeci aktörler mükâfatlandırılmışlardır.

17 Haziran 1996 yılında HABİTAT2 toplantılarına katılmak için Türkiye’ye gelen İsrail Cumhurbaşkanı Weizman daha uçaktan inmeden önce ‘Dostumuz olanların toparlanmasını aksi takdirde Refah Partisi’nin iktidara geleceğini ve bu durumun İsrail’i rahatsız edeceğini’ söylüyordu, bu kelimeler bile 28 Şubat darbesinin emrinin nereden geldiğinin bir kanıtıdır.

28 Şubat darbe süreci sadece İsrail’i ve batılı ülkeleri sevindirmiştir, halkımızın bağrında kolay kolay kapanmayacak büyük yaralar açmıştır. 28 Şubat darbesi Türkiye’mizi ekonomik ve siyasi bir krizin içine sokmuş, Ülkemizi her açıdan geri kalmış ülke konumuna biraz daha itmiştir.

Yaptıkları her pisliği Atatürk’ün adını kullanarak onun arkasına sığınarak yapıyorlar, Türkiye vatandaşlarının sandıkta seçtiklerini pasifize etmeye çalışan Amerikan ordusunun albayı gibi davranan kişiler ve cuntacılar, şehidlerin ülkesi Türkiye’mizin temeline 28 Şubat darbesi ile öyle bir dinamit koymuşlardır’ki ülke hala belini düzeltememiştir. Sözüm ona imam hatiplerin önünü keseceklerini söyleyip kat sayı ve 8 yıl mecburi öğretimi uyduran bu Amerikan ve İsrail kuklası darbe severler imam hatip okullarının önünü kestiler, meslek liselerinin önünü kapatıp bu ülkenin kalifiye insanlarının yetişmesine engel oldular. Niçin biliyor musunuz taraftarı oldukları Amerikan ve İsrail çıkarları için.

28 Şubat 1997 darbe süreci içerisinde irtica bahane gösterilerek İslami duyarlılık birinci düşman ilan edilerek, bu duyarlılığı sembolize eden ne varsa ‘topyekün savaş’ mantığı ile yok edilmek istenmiştir. 28 Şubat 1997 süreci Türkiye’de batı tarafından kurulmuş insanlık dışı sisteminin isleyişiyle alakalı olduğundan dolayı 28 Şubat 1997 darbesini anlamak için Türkiye cumhuriyetinin kuruluş aşamasını çok iyi bilmemiz ve anlamamız gerekiyor. Şuan Türkiye’de düşe kalka işleyen beşeri sistem, halkına yabancı ve muhteşem geçmiş mirasını red etmek üzerine kurulmuştur, karşıt söylemleri darbeler yoluyla yok etmek isteyen bir zihniyet şuan halen Türkiye’mizde hala varlığını sürdürmektedir, Beşeri sistemlerde iktidara geçmek önemlidir ve iktidar, adalet ya da insanların refahı için değil, rant için talep edilir.

28 Şubat 1997 darbe süreci Türkiye’de başörtüsü yasağının en acımasızca uygulamaya konulduğu süreçtir, Türkiye halkının beyinlerine korku vererek halk daha çok sindirilmiş bir halk haline getirilmeye çalışılmıştır. Beyinlerimize yerleştirilen bu korku sayesinde bazı kurumlar ve çevreler daha genelge gelmeden kurumlarında başörtüsü yasağını uygulamaya başlamışlardır. Toplum, zulümle o kadar çok uyarıldı ki zamanla zulmü algılamamaya, duyarsızlaşmaya başladı. Oysa insan hakları aktivistleri, özgürlük sevdalıları, toplumumuzun sivil kahramanları sürekli hareket halinde bulunup Türkiye’de yaşanan zulümlerin normal olmadığını bütün halkımıza anlatmaları gerekir.

Beşeri sistem dayatmaları, Türkiye halkına yapılan zulümler, devam ettiği sürece, bizler meydanlarda haykırmaya ve olmaya devam edeceğiz, hiçbir beşeri güç bizleri Hakk’ı haykırmaya ve zalimlerin karşısında dikilmekten men edemeyecektir.

EMİRDER

Kocaeli Kartepe İnsan Hakları Dayanışma Derneği

Başkan

ALİ AKBAŞ

Bir cevap yazın