Sakarya 286. hafta: Libya halkına özgürlük!

Son günlerde ülkemizde önemli olaylar yaşanmakta, insanımız kendisini daha özgür bir toplum olmaya hazırlamaktadır. Günümüze kadar gelen sosyal, ekonomik ve özgürlüklerle alakalı pek çok sorun acil çözüm beklemektedir. Bilhassa insan hak ve özgürlükleri konusunda vesâyet ve darbe Anayasalarından dolayı mağdur olmuş kesimler, yapılacak yeni anayasal düzenlemelerle bu hak ve özgürlüklerini elde etme gayretleri içine girmişlerdir. İnsanların en tabii hakkı olan ve doğuştan getirdiği temel hak ve özgürlükleri vardır. Bu hak ve özgürlükler hiçbir şekilde engellenmemeli ve kısıtlanmamalıdır. Böylesi bir uygulama insanlara yapılan en büyük zulümdür zâlimlerin sonunun ne olduğu ise tarihte ve günümüzde en yakın örneği ile Tunus ve Mısır olarak karşımızda durmaktadır. Zulmün ile âbâd olunmaz.

Elbette zulüm düzenleri bir gün yıkılır. Zâlimler ise cezâsız kalmaz. Şunu da kesinlikle ifade edelim ki, insanlar inançları ve kabul ettiği değerleri için yaşarlar. Onun önündeki her engeli kaldırmak için var gücü ile gayret sarf ederler.

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu olarak bizler de düşünce, inanç ve ifade özgürlüğü adına, insanımızın hak ve hukukun korunması adına bu haklı olan davamızda, sonuna kadar mücadele vermeye kararlıyız.

Şu husus da kesinlikle bilinmelidir ki; hiçbir şahıs, kurum ve kuruluşun insanımızın en tabii hakkı olan düşünme ve düşüncesini ifade etme; inanma ve inancını yaşama; eğitim ve çalışma haklarını engelleyemez, Türkiye’de “KAMUSAL ALAN, HİZMET VEREN HİZMET ALAN” gibi gayr-i hukuki yorumlarla insanımızı adeta cezalandırılmaktadır. Bu hukuksuz, gayr-i insani ve çağdışı bağnaz tutumlara biran önce son verilmelidir. Yapılacak yeni anayasal düzenlemelerde, bu inceliklere dikkat edilmeli, bu haklar güvence altına alınmalıdır.

İnsanların bu hak ve özgürlüklerinin baskı altına alınmasının nasıl bir sosyal patlamaya sebep olduğunu Tunus, Mısır ve Libya örneği ile yakinen gördük. Umarız ki birileri bu yaşanan canlı örneklerden kendilerine bir pay çıkarır, hisse alırlar.

Bu arada, Libya’da baş gösteren halk ayaklanmasına da değinmek istiyoruz. Libya’da başlayan kanlı olaylar, Kaddafi’nin inatçı ve despot tutumu sebebiyle bir iç savaşa doğru gidiyor. 15 Şubat’ta başlayan olaylar, çok kısa bir sürede tüm ülkeye yayılma noktasına gelmiştir. 1969’dan bu yana iktidarı elinde bulunduran ve yıllardır muhaliflerine kan kusturan Kaddafi, şimdi de ülkeyi kan gölüne çevirebilecek tehdidi ile Libya halkına gözdağı vermektedir. Çeşitli bahanelerle hapishanelerde kendisine muhalefet edenleri katleden Kaddafi şimdi de oğlunu da yanına alarak despot yönetimini devam ettirme mücadelesi vermektedir. Kaddafi’ye düşen zulmün ebedi olmadığını anlaması ve yönetimi devretmesidir.

Yıllardır yaptığı zulmün, kurduğu aile şirketlerinin, yaptıkları yolsuzlukların, diğer aşiretlere karşı takındığı katı tutumun, petrolden elde ettiği ve Fransa, İngiltere, İtalya ve Batılı ülkelerle geliştirdiği ticari girişimler sonucu elde ettiği zenginlikle şımaran Kaddafi’nin sonunun geldiğini anlaması gerekir. Bu noktada yönetimi bir an önce devretmesi, halkı tarafından “ahmak”, “deli” olarak vasıflanan Kaddafi’nin yapacağı en akıllıca iş olacaktır. Ayağa kalkan Libya halkı özgürlüklerini, hak ve hukukunu elde etmeden oturmayacağı benziyor. Dolayısıyla fazla masum kanı akmaması için, İslâm Konferansı Örgütü, Arap Birliği ve Birleşmiş Milletler bir an önce harekete geçerek olaylara aktif olarak çözümler üretmelidir. Çünkü şu anda sivillere karşı büyük bir katliam başlatılmıştır. Bu katliamları bizzat yöneten Kaddafi ve oğlunun buradan tel’in ediyor daha fazla can ve mal kaybına sebebiyet vermeden ülkeyi emin ellere teslim etmesini öneriyoruz.

Katılımlarınız için teşekkürlerimizi iletir, haftaya aynı yer ve saatte buluşmak dileğiyle saygılarımızı sunarız.

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu adına

Vahdet Vakfı Sakarya Temsilciliği

Bir cevap yazın