Ortadoğu’ya bakıp kendi halini görememek

İnsan, çevresinde meydana gelen gelişmeleri anlama ihtiyacını neden hisseder? Sadece meraktan ise bitmek bilmeyen analizlerle gelişmeleri tartışabilirsiniz. Her yeni gelişme sizi haklı çıkarabileceği gibi sizi mahcup da edebilir…

Ortadoğu ile ilgili değerlendirmelerin boş lakırdı ve merak giderme arayışı olmanın ötesine geçebilmesi için, yaşadığımız ülkenin durumu ile ilişkilendirerek tartışmalar yapmalıyız. Ortadoğu’da yaşanan gelişmelerin Türkiye’yi etkileme potansiyeli sanılandan daha yüksektir. Bunu çok sayıda nedene dayandırma imkânı olmakla birlikte birkaç tanesini hatırlatmakla yetinelim.

Birincisi, halklar kendi geleceklerini belirleme iradesinin önündeki engelleri aşma cesaretini göstermeye başladıklarında bunun domino etkileri kaçınılmazdır.

Her ne kadar Başbakan Erdoğan, biz statükoya yönelik adımları çok önceden atarak “gaz aldık” demeye getirse de süreç tam tersine işleme eğilimi de taşımaktadır.

Nasıl mı?

Herkes Ortadoğu’nun Türkiye’yi model alma ihtimalini Oryantalist reflekslerle tartışa dururken, iktidarın doğası gereği Türkiye’yi yönetenler, iktidarda uzun ömürlü kalma yollarını bulmak için Ortadoğu liderlerini örnek alma eğilimi içerisine girebilirler.

Darbe yapmak yada krallık ilan etmekten söz etmiyoruz elbette. Bunun daha demokratik gibi gözüken yöntemleri bulunabildiği ölçüde çeşitli girişim ve denemeler yapılacaktır.

Seçim kanunları ile oynama, muhalifleri yargı marifeti ile bastırma, itiraz eden herkesi kriminalize ederek tecrit etme alışkanlıkları bunun yansımalarıdır.

İkinci bir etkileşim noktası coğrafi köprü konumundaki Mezopotamya’dır. Kürt halkının dört ulus devlet içindeki konumu, aynı zamanda bir iletken rol oylama potansiyelini de beraberinde getirebilir. Kürt sorunu dolayısı ile Irak’ın Kürdistan bölgesinde yaşanacak muhtemel gelişmeler Suriye ve Türkiye’yi doğrudan işin içine çekebilir.

Ortadoğu halklarının isyan edebileceğini bir türlü kabullenmek istemeyen kimi aydın değerlendirmeleri, gelişmeleri ABD ile ilişkilendirmekten başka bir mantık ortaya koyamıyorlar. Bu psikoloji aslında sadece Ortadoğu halklarına güvensizliğin değil kendi özgüvenini kaybetmiş olmanın da ifadesidir..

Ortadoğu üzerine değerlendirme yapmanın bizi ilgilendiren en önemli boyutu anayasa tartışmalarıdır. Seçim barajı seçim yapılan çoğu Ortadoğu ülkesinden daha fazla olan bir Türkiye’de yaşamaya devam ediyoruz.

Anayasa için atılması gereken adımların düzeyi ve sürecin kim tarafında şekillendirildiği tartışmaları Ortadoğu’da yaşanan gelişmelere paralel seyredecektir.

Radikal bir içerik değişikliği ve toplumun en çok ötelenenlerinin varlıklarını hissettirebildikleri bir süreci planlamak, Türkiye anayasa tartışmalarının bam telini oluşturmaktadır.

Aksi takdirde “bana değmeyen Ortadoğu bin yıl devrim yapsın” anlayışı ile sadece süreci seyreden konumuna razı olacağız.

Ayhan Bilgen, Emek Dünyası

Bir cevap yazın