28 Şubat ve bitmeyen zulüm

28 Şubat, 14. yıldönümünde birbirinden önemli etkinliklerle anıldı. Yüzleşme Derneği’nin “Aleviler ve Sünniler 28 Şubat’la Yüzleşiyor” isimli gün boyunca süren etkinliği, bunlardan en ilgi çekici olanıydı kuşkusuz. Bir ilkin yaşandığı toplantıya farklı kesimlerden büyük ilgi vardı; öyle ki salonda boş sandalye bulmak mümkün olmadı.

Hafta boyunca gerek salon toplantılarında gerekse medyadaki tartışmalarda 28 Şubat’ın bittiği ana gündem maddesiydi. Bu tez, Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın Fatih sokaklarını insan seline dönüştüren cenaze törenine askerlerin de katılmasıyla “28 Şubat’ın ruhuna el Fatiha” manşetleri ile de desteklendi.

28 Şubat’ın fiili olarak bittiği geçtiğimiz yıl da konuşuluyordu. Müslümanlar üzerinde cadı avına düşen yönleri elbette bitti 28 Şubat’ın.

Ancak bitmeyen tek tarafı; başörtüsü yasağı… YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan’ın kararlı tutumuyla üniversitelerin büyük bölümünde yasak sona erse de, Trakya Üniversitesi başta olmak üzere kimi okullarda halen yasak ve dayatmalar sürüyor.

 Trakya Üniversitesi öğrencileri, twitter üzerinden ulaşabildikleri gazetecilere yasak sebebiyle güvenlik görevlileri ve üniversite personeliyle yaşadıkları köşe kapmaca zulmünü duyurmaya çalışıyor.

Şapkayla bir şekilde yasağı delmeye çalışmışlar bütün kış boyunca, ancak yaz geldiği bahanesiyle şapkalı girişlere de izin verilmiyor bu günlerde.

Okullarda bu keyfi zulüm ve dayatma yaşanırken, kamusal alandaki başörtü yasağının b’si bile konuşulmuyorken 28 Şubat’ın bittiğini söylemek ve ruhuna Fatiha okumak mümkün mü?

Sakarya Adalet Girişimi adına “Dünyada ve Türkiye’de Başörtüsü Raporu 2009/2010” gibi önemli bir çalışmaya imza atan, eğitimci yazar ve aktivist Beytullah Emrah Önce’nin; Özgür Yazarlar Birliği tarafından 27 Şubat’ta Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde düzenlenen “28 Şubat Soğuğunda Edebiyat” panelinde yaptığı konuşmadaki şu çarpıcı değerlendirmesini sizinle paylaşmak istiyorum:

“Kendi okumalarıma dayanarak görebildiğim şu: 28 Şubat hikâyesi, kesinlikle bir “başörtüsü” hikâyesidir.

Hayal kırıklıklarından, yalnızlıklardan, kafa karışıklıklarından, arayışlardan, çaresizliklerden, savrulmalardan ve bunlara rağmen tutunma çabalarından bahsederken kahramanların hep kadın olması, bu hikâyelerin hep bir şekilde başörtüsüne değmesi tesadüf değil.

Yasak devam ederken, acılar kapanmamışken, başörtülü kadınların 28 Şubat’ının bittiğini kim, nasıl iddia edebilir?”

 Sahi kim iddia edebilir?

EMİNE UÇAK

Kaynak: on5yirmi5.com

Bir cevap yazın