Bursa 15. ay: 28 Şubat ruhu her alanda sürüyor!

Bursa Mazlumder Şubesinin 15.ay Adalet ve Özgürlükler basın açıklaması,Şehreküstü Meydanı’nda Cihat Oruç tarafından gerçekleştirildi.

Tunus,Mısır,Libya,Yemen ve Bahreyn’de ezilen ve sömürülen kardeş halkların intifadasını selamlayan Oruç;Batının ikiyüzlülüğünü, özgürlük direnişlerini amacından saptırma girişimlerini ve Libya’ya müdahale olasılıklarını kınadı.Ortadoğu’daki katil diktatörlerin yönetimlerini halka bırakıp daha fazla kan ve gözyaşına sebep olmamalırını vurguladı..Farklılıklarına rağmen tüm halkların insanlık düşmanlarına karşı birlikte mücadele etmeleri gerektiğini belirti

28 Şubat ruhunun hala devam ettiğini ve hesaplaşılmadığını,başörtüsünün birçok alanda yasak olduğunu,referandumdaki sözlere rağmen darbecilerin yargılanmadığını belirten Oruç,ülkemizde yoksulluk ve açlıktan intiharların başladığına dikkat çekti.Ayrıca Bursa’da yaşanan vahşi cinayetten ve eğitim sisteminin çarpıklığından söz etti.

Kürt sorunun çözülmesi için gerekli adımların atılmadığını,insanların umutlarının yitirildiğini ve küçük hesaplara kurban(oya tahvil) edildiğini vurguladı.PKK’nın eylemsizlik kararını bozmasını çözümsüzlüğe ve şiddete davetiye çıkardığını belirten Cihat Oruç,Edi Bese(artık yeter) Kürt Halkı’nın tüm kimlik hakları teslim edilsin.Özgürlükler önündeki bütün engeller kaldırılsın,kardeşlik,eşitlik,onur ve birlik içinde yaşanılsın,dedi.

Ak Parti kurucularından olan Fatma Bostan Ünsal’da basın açıklamasına katıldı. Bostancı;Türkiyede 15 milyon kadın seçmenin siyasi yasaklı olduğunu ve bunların mecliste temsil edilmediğini ifade etti.Bu uygulamanın antidemokratik olduğunu,Türkiye için demokratik bir özür olduğunu belirti.Bu özrün giderilmesi ve hakkın teslim edilmesi için bu dönem milletvekili aday adayı olacağını vurguladı.Kurucusu olduğu Ak Parti adaylığımı kabul ederse oradan aday olacağını,aksi durumda bağımsız milletvekili aday adayı olacağını belirti.

Ortadoğu’da devam eden domino etkisinin mizansen olarak sergilendiği basın açıklaması tekbir ve sloganlarla sonlandırıldı.

BASIN AÇIKLAMASININ TAM METNİ

KARDEŞ HALKLARIN ÖZGÜRLÜK DİRENİŞLERİNE SELAM OLSUN!

Tunus’ta başlayan ardından Mısır’da boy gösteren ve bugün Libya’da,Bahreyn’de,Yemen’de devam eden ve sırasını bekleyen ‘‘Özgürlük Direnişlerini’’ destekliyor ve binlerce selam gönderiyoruz.

Ortadoğu’da , Kuzey Afrika’da ve bilimum yerlerde on yıllardır devam eden faşist ve diktatör rejimler, Emperyalist Amerika’nın ve Avrupa’nın destekleri ile bu güne kadar ayakta durabildiler.Baskıyla,korkuyla sindirdikleri halkları ancak bu kadar yönetebildiler.İşbirlikçi kuklalar zenginlik içinde yüzerken,halklar sefalet içinde yaşıyorlar.Bunu gören batı üç maymunları oynuyor.

Ezilen,sömürülen ve kaybedecekleri hiçbir şeyi olmayan halklar canlarını ortaya koydu.Tunus’ta Muhammed Buazizi’nin canı,üzerlerine ölüm toprakları serpilmiş halkları diriltti,ayağa kaldırdı.Bu diriliş ve kalkış karşısında hiç kimse duramaz.Beslemelerinin gözden çıktığını gören batı, onları feda etmekten çekinmedi,çekinmeyecek.

Bakir toprakların ve yeraltı zenginliklerinin iştahını kabarttığı çıkarcı emperyalistler, bu coğrafyalarda esen, intifada rüzgarlarını arkalarına almaya çalışıyorlar.

Özgürlük hareketlerini destekleyen mesajlar gönderiyorlar,özgürlük meydanlarında halkın içine karışıyorlar.İnsanların kafalarını karıştırmaya çalışıyorlar.

Bilinmelidir ki,bu halklar batının desteği ile meydanlara çıkmadılar,ama sahiplenerek direnişleri özünden uzaklaştırma gayretleri,şeytani desiseleri devam ediyor.Tunus ve Mısır’da pes eden diktatörlere karşın.Libya’da deli diktatör pes etmiyor.Pes etmemesi hem ölümleri artırıyor hem de İştahı kabarmış Batı’nın müdahale alanı için şartlar oluşturuyor.

Hangi şartlar olursa olsun; kan dökücü,soykırımcı batının Libya’ya herhangi bir müdahalesi kabul edilemez.Onurlu,erdemli,özgürlükçü tüm dünya halklarının buna karşı çıkması gerekir.Mazlum coğrafya,batının savaş alanı olmamalıdır.Tüm kirli savaşlarını bu topraklarda yapıyorlar,tüm kirli silahlarını bu topraklarda deniyorlar.Irak’ta,Afganistan’da yapılan müdahalelerde,kan ve gözyaşından başka bir şey bırakmadılar.

Katil Saddam,katil Zeynel Abidin,katil Hüsnü,katil Kadafi ve kovulma sırasını bekleyen diğer katiller Batının himayesi ile kendi halklarını katlettiler.

Bu katil piyonlar giderayak batının yerleşmesini sağlıyorlar.Yaptıkları kötülük yetmiyormuş gibi yeni zulümlere kapı aralıyorlar.ABD ve yandaşlarının Ortadoğu ve Afrika’dan tez elden defolmasını diliyor ve halkların bu konuda uyanık olmasını bekliyoruz.

Domino etkisinden kurtulamayacak olan İşbirlikçi,katil ve manevi diktatörlerin,ülkelerini terk etmelerini ve yönetimleri halklarına bırakmalarını istiyoruz, ki bu kaçınılmaz olacaktır.

Bu Coğrafyalarda yaşayan;dini,dili,rengi ne olursa olsun, tüm halkların birbirlerinin farklılıklarına tahammül ederek adalet,onur ve özgürlükler temelinde yönetimler oluşturmalarını,kenetlenmelerini ve insanlık düşmanlarına karşı dik durmalarını temenni ediyoruz.

Ülkemizde 28 Şubat Ruhu Devam Ediyor;

Ülkemizde nispeten yumuşamalara rağmen başörtüsü yasağı devam ediyor.Üniversite ve ilköğretim kapılarından öğrenci çevrilebiliyor.İlköğretime başörtülü olarak okula almadıkları öğrencileri,okula devam etmiyor diye para cezası kesilebiliyorlar.Kamusal alan denilen yerler hala başörtülülere kapalı.Bir zamanlar hizmet alan yerlere dahi kati süretle kabul edilmeyen başörtülüler,birçok bedel ödedikten sonra kısmen kabul edilmeye başlandı. Şimdi hizmet verme konusunda, yeni bedeller ödenmesini istemiyoruz.Bu ülkenin insanları tüm farklılıkları ile beraber özgürce inançlarını yaşamlaştırmalı kendilerini ifade etmelidir.Hakkımız olan başörtüsü ve diğer tüm özgürlüklerin önündeki engeller kaldırılmalıdır.28 Şubat Ruhu temizlenmelidir.

Referandum Sözleri Unutuldu!

Büyük umutlarla referandumdan sonra 12 Eylül darbecilerinin yargılanacağı söylenmişti.Henüz yargılanan yok.12 Eylül,28 Şubat,27 Nisan darbeleri başta olmak üzere tüm darbeciler derhal yargılanmalı.Yeni darbe heveslilerinin hesapları bozulmalıdır.

Ülkemizde Açlıktan Ölenleri Var (D)uyuyor musunuz?

Diyarbakır’da çocuklarının istediği kahvaltıyı evde yiyecek bir şey olmadığı için hazırlayamayan 4 çocuk annesi 25 yaşındaki Yüksel Demir, yokluğa daha fazla dayanamayıp,af tüfeği ile yaşamına son verdi.

Manisa’da özelleştirme sonucu işinden atılan,4-C’li olarak Salihli Adliyesinde işe başlayan eski TEKEL işçisi Alim Apaydın geçim sorunları nedeniyle intihar etti.

Yine Diyarbakır,ilçesi Silvan’da Hacı Örüç açlıktan intihar etmişti,Samsun’da Kübra bebek açlıktan ölmüştü.

Ekonomik güçlükler çektiği için daha önce Iğdır üniversitesini bırakmak zorunda kalan Nesih Taşkın yeni kazandığı Amasya Üniversitesin harçlarını ödeyebilmek için çalıştığı inşaattan düştü ve hayatını kaybetti.

Bu mazlum ve mahrumların hakkını kim soracak?Kim sahip çıkacak?Sosyal dedikleri devlet mi? Siz Müslümanlar mı? ‘‘Komşusu Açken tok yatan bizden değildir’’ diyen peygamberin takipçileri! Neredesiniz? Ülkenin vergileri kimin sermayesi ey yöneticiler? (D)uyuyor musunuz?

Bursa’da Cinayetlere Son!

Bursa’da 16 Şubat’tan beri kayıp olan Uludağ Üniversitesi Felsefe Bölümü öğrencisi 19 yaşındaki Sema Karakoca’nın parçalanmış cesedi bulundu.

Bundan 3 yıl önce de Bursa’da bir çocuk annesini boğarak öldürdükten sonra cesedini parçalamıştı.Toplumsal yaraların hangi boyutlara vardığı ortadadır.Eğitim sistemi köklü bir şekilde değiştirilmedikçe,daha insani,ahlaki ve fıtri hale getirilmedikçe,bizler bu acı manzaralarla daha çok karşılaşacağız.Bu vahşi cinayet derhal aydınlatılmalı,sorumlular bulunmalı ve cezalandırılmalıdır.

Kürt Sorunu Çözümsüzlüğe Mahkum mu Ediliyor?

Kürt sorunu,konuşulmaktan öteye gitmiyor.Ciddi adımlar atılmıyor.oyalama,erteleme taktikleri insanları canından bezdiriyor,çözüme olan güvenlerini yitiriyor.Sorunun çözülmesinin önündeki engeller nedir? Kimdir? Kimlerdir? Açık açık konuşulmalı engelleyiciler deşifre edilmelidir.Bunca kan,gözyaşı,zulüm,ölüm yetmedi mi? Yakıcı zor bir sorun olduğu herkesin malumu,amma kısa vadede atılması gereken adımları engelleyen ne? Yoksa küçük hesaplar,menfaatler mi?Geçici, rahat ortamda oy hesapları mı?

PKK’nin eylemsizlik kararını kaldırması,Kürdistan’nın postallar altında ezilmesine davetiye çıkarması,Kadafi’nin Libya’ya ABD’nin müdahalesine teşne etmesi aynı şey değil midir?

Kürt sorunu silahların gölgesinde çözülemez/çözülmedi.Silaha davranan çözümsüzlük istiyor demektir.

Kürt sorunu en üst perdeden konuşulmalı herkes eteğindeki taşları dökmeli.Kim ne istiyorsa dillendirmeli.Dağ yolu tamamen kapatılmalı.Ordunun ve PKK’nin bu saatten sonra silaha davranması kabul edilemez.Halkların acıları ve bilinçleri ile alay mı ediliyor? Her defasında aynı senaryolar uygulanıyor.

EDİ BESE,ARTIK YETER diyoruz.Devlet Kürt halkının tüm kimlik haklarını teslim etmelidir,onlar tanımalıdır,onlardan özür dilemelidir.Tüm zararlarını tazmin etmelidir.Anadil dahil olmak üzere özgürlüklerin önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır.Bu coğrafyalarda yaşayan tüm halklar yaratılıştan kaynaklanan bütün haklarına sahip olmalı kardeşlik,onur,eşitlik ve birlik içinde yaşamalıdırlar.

YAŞASIN ADALET! YAŞASIN ONUR! YAŞASIN ÖZGÜRLÜK!

Bir cevap yazın