Ankara 268. hafta: Başörtülü kadınlar temsil bir yana yoksayılıyor!

Geçtiğimiz hafta bütün dünyada ve Türkiye’de kadınlar günü kutlandı. Kadınların maruz kaldığı “şiddet, tecavüz, baskı, yıldırma ve ayrımcılık” gündeme taşındı. Paneller, toplantılar yapıldı. Sorunlar dile getirilip tartışıldı ve hafta sona erdi. Değişen ne diye dönüp baktığımızda kadınlar olarak hiçbir şeyin değişmediğini görüyoruz. Bilgisini, görgüsünü, eğitimini, hayat görüşünü, toplumla paylaşma isteyen, sorunlara çözüm üretmek isteyen kadınların önündeki engellerin kaldırılması için bir çaba gösterilmediğini gördük.

Seçim arifesinde olduğumuz şu günlerde kadınlarımız, özelde başörtülü kadınlarımız aday adaylıklarını koymakla kendi adlarına sisteme rağmen var olma savaşı veriyorlar. Siyasi partiler ise başörtülü aday gösterme konusunda isteksizler. Tavırlarını açıkça belirtmiyorlar. Hatta başörtüsünü seçim sürecinde malzeme konusu yapanlar bile var. Bugünkü mecliste kadınlar %8 ile temsil edilmektedir. Başörtülü kadınlar ise temsil edilmek şöyle dursun adeta yok sayılıyor. Bu süreçte başörtülü adaylara siyasi partilerin olumlu bakmalarını bekliyoruz. Meclise girmelerinde hiçbir yasal kısıtlama olmayan bu kadınlara siyasi partilerin kendi inisiyatifleri ile engel olmamaları gerektiğine inanıyoruz.

16 Mart, 2003 yılında İsrail’in katlettiği Rachel Corrie’nin hatırasına atfen “Dünya Vicdan Günü” olarak isimlendirildi. Filistinli bir doktorun evinin yıkılmasına engel olmak için tankların karşısına dikilen, Filistin’li mazlumlar için zalimin karşısına eylemle, sözle, değil hayatıyla karşı çıkan Rachel bütün vicdan sahipleri için bir sembol oldu. Rachel’in anarken kendi vatandaşlarına İsaril tavrını reva gören Libya lideri Mumammer Kaddafiyi yemen Kralı Ali Abdullah Salihi Bahreyn Kralı Hamad Bin İsa El Halifeyi de unutmuyoruz. Arap halkları artık başlarında diktatörler istemiyorlar. Ayaklanmaların ekonomik faktörleri olduğu gibi siyasal temsil sorunlarının da oldyuğu muhakkak. Arap ülkeleri kendi haklarını zorlamasıyla yeni bir siyasal sisteme doğru gidiyorlar. Diktatörler artık katliamdan kan dökmekten vazgeçsinler. Tahrir, İnci, Yeşil meydanları kan ve gözyaşı yerine çiçeklerle donatılsın. Haklı davalarında bütün kardeş haklara dayanışma ve sabır diliyoruz.

Ayrıca bu hafta “Yaşlılara Saygı” haftası. Tek başına hayat mücadelesi veren, çocukları tarafından sokağa atılan, geliri yoksa devletin bile sahip çıkmadığı yaşlılarımız da var. Örf, adet ve inancımızda her ne kadar yaşlılarımıza saygı çok önemli ise de, yeni yetişen gençlerimizin bu bilince ulaşmaları için bir hafta değil bütün yaşam sürecinde eğitilmeleri ve yönlendirilmeleri gerekmektedir. Bu münasebetle tüm yaşlılarımızın ellerinden saygıyla öpüyoruz.

Haftaya sorunların değil, umutların konuşulduğu bir Türkiye gündeminde bir araya gelmek dileği ile.

Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu Adına

İLKDER-Hadiye KILIÇ

Bir cevap yazın