Kocaeli 309. hafta: Yasağa tepki, Rachel Corrie ve Halepçe’ye anma

Türkiye, insan hak ve hürriyetleri açısından, dünyanın en geri kalmış ülkesidir, kendilerini özgürlükçü olarak tanımlayan sözde demokratlar ve özgürlükçü avaneleri, her seferinde özgürlükler adına, benim müslüman bacımın başörtüsüne, kirli ellerini uzatmaktadırlar.

Şehidler diyarı ülkemizin, muhalefet partilerinden birinin genel başkanı olduğunu zanneden kendini bilmez biri şöyle demektedir, BAŞÖRTÜSÜ TAKAN VATANDAŞLARIMIZ BELKİ DE DAHA SONRA BAŞÖRTÜSÜNÜ ÇIKARACAKTIR… İLLA ÖMÜR BOYU TAKACAK DİYE BİR KURAL MI VAR? Bir düşünün böyle diyen bir genel başkan, Türkiye gibi özgürlükler ülkesi olmaya aday bir ülkeyi, kim bilir hangi karanlık çağlara götürecektir, kendilerine sorsanız Türkiye’nin en demokrat ve özgürlükçü partisi olduklarını söylerler.

Bu genel başkan’ın kendisine sormak lazım, be hey adam, sen müslüman değilmisin, senin kimlik bilgilerinde din hanesinde İSLAM yazmıyor’mu, yüce rabbimizin bir emri olan başörtüsü ve tesettür ayetini hiç duymadın’mı, hadi sen duymadın ya senin etrafında fırıldak gibi dönenler, onlarda’mı duymadı, işinize geldiği zaman her şeyi duyuyor ve görüyorsunuz da, âlemlerin rabbi olan Allah’ın emirlerine gelince neden kulaklarınızı, gözlerinizi ve ağzınızı kapatıyorsunuz.

Sormak lazım size ve sizin gibi düşünenlere, Allah’ın emrini istediğiniz zaman başınıza koyacaksınız istediğiniz zaman ayağınızın altına alıp çiğneyeceksiniz, başörtüsü müslüman hanımların en büyük nimeti ve özgürlükleridir, be hey gafil başörtüsü oyuncakmı’ki sen istediğin zaman takılacak veya sen istedin diye çıkarılacak. Ne demiş şair BAŞÖRTÜSÜ BATMIŞ REZİLİN GÖZÜNE, KIYAMAM TÜKRÜĞÜME TÜKÜRSEM YÜZÜNE,

Bir müslüman hanım başörtüsünü âlemlerin rabbi olan ALLAH emrettiği için takar, bir parti genel başkanı istedi diye başörtüsünün çıkarıldığı nerede görülmüştür, ey ne yaptığını bilmeyen genel başkan, sen ve avanen Türkiye’ yi patagonya cumhuriyetimi zannettiniz, yıllardır bu necip milletimizin hak ve özgürlüklerini ellerinden alıp bacılarımızı üniversite kapılarında ağlattınız, kendinizi çağdaş, Allah’ın bir emri olan başörtüsü takan bacılarımızı çağdışı gösterdiniz, yaptıklarınızla gerçek çağdışı kişiler olduğunuzu sizler ispatladınız, kafalarınızdaki karanlık odalarda sindirme harekâtları yapıp, Allah’ hın emrine uygun yaşayanları yollarından çevirmek için olmadık dolaplar çevirdiniz, çeşitli hile ve desiselerle ele geçirdiğiniz üniversiteler, basın, Yüksek öğrenim kurumu, Yargıtay, Danıştay, Sayıştay, Anayasa mahkemesi, devletin çeşitli kurumları ve silahlı kuvvetler ile halkımızın üstünde bir baskı rejimi oluşturdunuz, şimdi bu üstüne çöreklendiğiniz nimetler ellerinizden gidiyor diye yumurtlayan tavuk gibi ortalığı ayağa kaldırıyorsunuz.

Bizler en büyük insan hakları ihlalcisi olan batılı emperyalist sömürgeci devletlere karşı Çanakkale’de verdiğimiz mücadelede bu şehidlerin ülkesine Müslümanların haricinde hiçbir güç hâkim olmasın diye binlerce vatan evladını kara topraklara verdik, bu ülkeye küresel güçler hâkim olmasın ve insanımızın namusu çiğnenmesin diye.

Çeşitli üniversitelerde başörtüsü yasağı hala devam etmektedir, bu şanlı direniş elbette bir gün başarıya ulaşacaktır, sizin gibi başörtüsü ve tesettür düşmanları asla galip gelemeyecektir

Zannetmesinler ki, şu anda işgal ettikleri yerlerde, daha fazla oturacaklar, zamanı geldiği zaman onlarda oradan ineceklerdir. Şu anda işgal ettikleri makamlarda, daha evvel nice İSLAM düşmanları oturuyordu. Bakın hiç birisinden eser kaldı mı? Şunu sakın unutmayın! Bir gün sizinde esameniz okunmayacaktır.

Bu müslüman milletin topraklarından, nice FİRAVUNLAR ve NEMRUTLAR gelip geçti. Mezarları bile ortada yok ve bu millete yaptığınız zulümlerin, hesabını elbette bir gün vereceksiniz, Fakat ben eminim ki, o işgal ettiğiniz yerlerden, güzellikle gitmeyeceksiniz.

Bugün artık, uyguladığınız insan hakları ihlallerinin en acımasız boyutlarını en ince teferruatına kadar öğrenmiş bulunuyoruz, siz sahte demokrat ve özgürlükçüler, artık maskeleriniz teker teker düşmekte ve halkımız gerçekleri görmektedirler, Anadolu topraklarında bir daha asla iktidar olamayacaksınız, sizler şimdiye kadar yaptığınız zulümler ile tarihe karışacaksınız, geriye kalan üç beş kişi de, kel aynak kuşları gibi devlet tarafından koruma altına alınacaktır.

Sizler bu ülkede yapmanız gereken görevlerinizin hiçbirini yapmadınız, tam tersine bu müslüman necip milletimizin değerleri ile mücadele edip ülkeyi ve manevi değerlerimizi tahrip etme ve yıkma projesi ile milletimizin başına bela oldunuz.

Filistin topraklarında, senin müslüman kardeşlerin için yapman gereken görevi, sen yapmayınca, Amerikalı bir Yahudi ailenin kızı olan insan hakları aktivist’i Rachel Corrie, 16 Mart 2003 te 23 üç yaşındayken senin yapman gereken görevi yaparken İsrailli bir askeri buldozerin paletleri altında parçalanarak yaşamını kaybetmiştir,

1988 yılında Irak diktatörü Saddam tarafından gerçekleştirilen kimyasal saldırılarda ilk anda 5000 Halepçeli müslüman Kürt kardeşlerimiz yaşamını yitirmiştir ve binlercesi de yaralanmıştı. Katliamdan kaçan yüzbinlerce müslüman Kürt kardeşlerimizde mülteci durumuna düşürülmüştü. Halep’çe katliamının yıldönümünde Saddam tarafından şehid edilen Halepçeli Müslümanlara Allahtan rahmet diliyoruz dün Saddam tarafından yapılan katliamlar bugün Amerika, İsrail ve batılı sömürgeci küresel güçler tarafından devam ettirilmektedir

Türkiye’de ve insan hakları ihlali olan her yerde zalimlerin karşısına dikilmeye devam edeceğiz, zalimlerin karşısında asla yılmayacağız o zalimlerle bizim aramızda daima insan hak ve özgürlükleri için çok çetin bir mücadelenin yaşanacağını kendilerine buradan haykırıyoruz.

Türkiye’li zalimler ve yasakçılar ve insan hakları ihlalcileri şu cümlemizi ve direncimizi iyi anlasınlar, hak için çalışmayan beyinlerinin bir köşesine şunu yazsınlar zalimlere karşı durmayı, mazlumların yanında olmayı kendimize şiar edindik.

( EMİRDER )

Kocaeli Kartepe İnsan Hakları Dayanışma Derneği Başkanı ALİ AKBAŞ

Bir cevap yazın