Konya 183. hafta: Kadına yönelik şiddete de yasak şiddetine de karşıyız

Yörük sırtından ziyafet vermek deyimini doğrulayan bir tutum sergilenmektedir her 8 Mart günü… Siyasetin her bir rengi ve yönü sivil toplum örgütlerinin pek çoğu bugünde kadınlar üzerinden siyaset yapmakta, onlar üzerinden kendi ideolojilerini kendi yaşam biçimlerini topluma dayatmaya kalkışmaktadırlar. Toplumun zorla modernleştirilmişleri dahil küçük bir azınlığı teşkil eden sosyal hayatta tesettürsüz kesim bugünü kendi yaşam biçimlerinin kutsalı ilan edecek tutumlar sergilemekte özgürlük ifadelerini Allah’a meydan okumaya vardıracak düzeye çıkartmaktadırlar.

Başka bir kesim de bu modern azınlığın yaşam biçimini onaylar bir yapıyla, onlara yönelik ve onları doğrular mahiyette açıklamalar yapmakta ve onların yaşam anlayışlarının teminatı olduklarını ifade etmektedirler. Ülkenin içerisinde baskı ve dayatmayla yaygınlaştırılan modern hayat anlayışını toplumun kendi değeriymiş gibi algılayan bir kısım entelektüeller de bu yaşam biçiminin toplumsal bir değer olduğunu ifade edip bu değerlerin daha da geliştirilmesine yönelik düşünler ızhâr etmektedirler.

Dayatmalar sonucunda ortaya çıkan bu kültürel değerler, toplumun yüzde kaçının normal şartlar altında değerleri olabilir acaba? Batılılaşma serüvenimizin en baskıcı ve en zorba tutumları Müslüman kadının kimliği üzerinden gerçekleşmiştir… Hal böyleyken, 8 Martları, kadının modernleşmesinin ve modernizmin getirdiği köleleştirmelere mahkûm ettiğinin farkında değil misiniz?

Kadını evinden uzaklaştıran, aileden soyutlayan vahşi kapitalizmin sömürge malzemesi haline getiren modern hayat algısı, kadını değerli ve aziz kılamaz. Onu değerli ve aziz kılan Allah’ın kendisine bahşettiği üstün nitelikler ve görevleridir. Onu kapitalist dünyanın içerisinde bir üretim aracına dönüştürmek onu sosyal hayatın zorlukları içerisinde kendi şartlarına ve fiziki yapısına ağır gelecek durumlara sokmak kadını metalaştırmaya yönelik bir çaba değil midir? Kadının izzet ve onuru ancak İslami kimliğiyle korunabilir ve şahsiyeti kulluk bilinciyle yüceltilebilir.

Kadına yönelik şiddetin bütün siyasetçiler tarafından kınanması olumlu bir davranış gibi görünmekle birlikte, bir timsah gözyaşı ılıklığını da beraberinde getirmektedir. Baskıcı modern anlayışların ortaya çıkarttığı kadına yönelik hiçbir sorun çözülmemişken, hala ülkenin en önemli sorunlarından birisi Başörtüsü problemi iken, zorunlu eğitim dayatması, zorunlu örtüsüzlük dayatması olarak karşımızda duruyorken, kadına yönelik şiddetin şerefsizlik olduğunu ifade etmek siyasetçilerin yapabileceği bir kolaycılık olsa gerek…

Müslüman kadının örtüsüne yönelik baskılardan ve yasaklamalardan daha büyük bir şiddet mi söz konusu… Bireylere yapılan şiddeti elbette kınıyoruz. Ve elbette bu şiddetin karşısındayız. Kadını öncelikle anne olarak algılayan ve cennetin annelerin ayaklarının altında olduğuna inanan bir inancın müntesipleri elbette ki kadına yönelik şiddete karşı olacaktır.

Fakat bireye yönelik erkek şiddetini kınayan, bununla alakalı açıklamalar da bulunan, reklâm filmleri yapıp, sokakları afişlerle donatanların, toplumun büyük bir kesimine yönelik inançlarından kaynaklanan, örtüleri hususunda yapılan baskıları göz ardı etmeleri neyle izah edilebilir?

Biz başörtüsü mücadelesinin onurlu direnişçileri olarak sadece 8 Martlarda değil bütün zamanlarda kadının inancından kaynaklanan kimliği ile ve bu inancın hayat anlayışı içerisinde hür ve özgür olmasının ve her türlü baskıdan uzak olarak onur haysiyet ve İslami kimliğiyle yaşamasının mücadelesini vermekteyiz. Yıllardır süren bu mücadelenin ana noktalarından birisi de kadının haysiyet ve onurunun korunmasıdır.

Kadınların siyaset malzemesi ve kapitalizmin metalaştırdığı bir ucuz iş gücü olarak algılanmadığı, reklam ve film endüstrisinde bir teşhir malzemesi olarak kullanılmadığı, cinsiyetlerinden öte insanlık ve kendi hür kimlikleriyle tanındığı, aşağılanıp horlanmadığı, Tevhid ve adalet üzere kurulu bir dünyada yaşama umudu ile hepinizi 184. Haftada aynı yer ve saatte buluşmak üzere Allah’a emanet ederiz.

KONYA İNANÇ ÖZGÜRLÜKLERİ PLATFORMU

12 / 03 / 2011

Bir cevap yazın