Sakarya 287. hafta: Libya’ya müdahale istemiyoruz!

ehlikelerin farkındayız ve adil bir dünya düzeni kurulması için çaba sarf etmekten geri durmayacağımızı belirtmek için yeniden meydanlardayız. Dünyada ve ülkemizde meydana gelen olaylara sessiz ve de seyirci kalmamız elbette beklenemez. Yükümlülüklerimizi yerine getirmeden hüküm giymek, müslümanca yaşama adına mücadele veren bizlere elbette kondurulamaz.

Arap halklarını saran özgürlük ateşi, batı yanlısı diktatör ve de zalim yöneticilerinin sonlarını birer birer getirmeye devam etmektedir. Tunus’la başlayan, Mısır, Libya, Yemen, Bahreyn, Fas, Cezayir ve daha birçok ülkeyi etkisi altına alan insanca yaşama adına yapılan halk kalkışmalarının sonuna kadar ardında olduğumuzu bir kez daha belirtmek isteriz. Özellikle son günlerde sıkça göz önünde bulunan Libya halkı ve zalim hükümdarı Kaddafi’nin uygulamalarının durumun vahametini anlamamıza katkısı fazla olmuştur.

Sözde özgürlük ve halkçı söylemler geliştiren batılı hükümetler ise, Libya halkının mağdurluğundan yola çıkarak zengin yer altı kaynaklarına sahip olan ülkeye müdahale etmenin niyetini açıkça dile getirmeye başlamışlardır. Bu bir halk hareketi ise eğer, uğruna verilen mücadele de halklar tarafından olmalıdır. Müslüman Libya halkı gibi biz de bu müdahalenin gereksiz, yersiz ve çıkar uğruna yapılabilecek bir uğraş olduğunun farkındayız ve böyle bir girişime şiddetle karşı çıktığımızı belirtmek istiyoruz

28 Şubat sürecinin etkisi bin sene değil birkaç sene ile sınırlı kalmıştır. İlk olarak irtica tehdidi adı altında ordudan atılan dindar subaylarımıza iade-i itibar adına yapılan düzenlemeler, halkımız ve mağdur olan insanların çevresi tarafından sevinçle karşılanmıştır. Son olarak post-modern darbe diye adlandırılan bu süreç hakkında savcılar tarafından inceleme başlatılması, geç kalınmış bir hesaplaşmanın başlamak üzere olduğunun habercisidir. “12 Eylül’ü yargılayacağınıza 28 Şubat ile hesaplaşın” şeklinde bahaneler üreten ulusalcı kanada bir bakıma da cevap verilmiş bulunulmaktadır.

Ve asıl gündem maddemiz Başörtüsü!

Yasaklar ve yasakçı zihniyetler hala iş başında! 28 Şubat sürecinde başlayan başörtüsü yasağı nedeni ile Trakya Üniversitesi’ndeki öğrencilik hayatını noktalamak zorunda kalan bir öğrenci, yeni çıkarılan Üniversitelere yönelik af kanunundan yararlanmak için okuluna müracaat etmek istemiştir. YÖK Genel Kurulu’nun talimatına rağmen keyfi uygulamaların hala devam ettiği gerçeği bir kez daha anlaşılmıştır. Senatoda aldıkları kararlar ile başörtüsünü yasaklayan zihniyet, yasağın uygulamadan kalkması için Yargıda yapılması gereken düzenlemeleri adres göstermesi oldukça manidardır. Birkaç sene öncesinde yasak kararı alırken hangi hukuku kendilerine dayanak seçtikleri, ya da olmayan yasağı ne şekilde yasal hale getirdiklerini bir kez daha kanıtlamış bulunmaktadırlar

Hak, hukuk, adalet, insanca yaşama hürriyeti, inanç bağlamında yaşama hakkı, düşünce hürriyeti… Sözcük olarak kulağa hoş gelen bu kavramlar adına mücadele etmek gerektiğini çok daha iyi idrak etmiş bulunmaktayız.

Zafere matuf olacaksak eğer, sonuna kadar yılmadan, usanmadan, bıkkınlığa ve ümitsizliğe kapılmadan müdafaa hattında bulunacağımızı belirtmekte sakınca görmüyoruz.

Sakarya Adalet Girişimi Adına

Ribat Eğitim Vakfı Sakarya Şubesi

(Bahaeddin KURUOĞLU)


Bir cevap yazın