Başbakan’ın nükleer santral ve bedelli askerlik çelişkisi

Japonya’da yaşanan büyük depremin ve ardından gelen Tsunami’nin etkileri tehlikeli boyutlara vardı.

Fukuşima Nükleer Santrali, tüm dünyayı tehdit ediyor.

Tehlike seviyesi sürekli artıyor.

Yeni bir Çernobil faciası kapıda sanki…

Türkiye’nin başına böyle bir nükleer santral belası açmaması gerekiyor.

Malum, yaşadığımız coğrafya dünyanın deprem merkezlerinden biri.

Peki, tüm dünyanın bu enerji türünün dünyayı sürüklediği felaket ortamında Başbakan Erdoğan ne diyor?

“Riski olmayan hiçbir yatırım yoktur.

Yani evinize Aygaz tüpü de koymamak gerekir. ”

Milyonlarca insanın hayatını riske alabilecek büyüklükteki nükleer santralle bir mutfak tüpü kıyas götürür mü?

Üstelik Hükümet, Rusya ile herhangi bir ihaleye dahi gerek görmeden, Mersin-Akkuyu’da bir nükleer santral inşa edilmesi için anlaşmaya da vardı.

Tepkilere kesinlikle aldırmıyor.

Bu tutumu not edip, başka bir konuya geçiyorum ama yeniden bu konuya döneceğiz.

* * *

Gündemde bir de bedelli askerlik mevzusu var.

Aslında askerliğin zorunlu olmasından vicdani ret hakkına kadar birçok konunun tartışılabilmesi gerekiyor.

Lakin CHP sadece bedelli askerlik sorunuyla ilgili bir yasa teklifi hazırlayıp Meclis’e sundu.

Yetersiz belki ama çözüme katkı sağlayabilecek nitelikte bir adım.

Başbakan Erdoğan’ın bu teklife yaklaşımı ise dikkat çekici.

Önce “Ben böyle bir sorumluluğun altına girmem” dedi.

Sonra “Şu anda halkımızın bu noktadaki tavrı nedir, ne değildir?” sorusunu gündeme getirdi.

Peşinden de topu seçimlerden sonraki olası anayasa referandumuna atarak “kararı halk verir” şeklinde konuştu.

Doğru bir hamleyi sırf kendi politik ajandasına uymuyor ya da sonucu muhalefete yarayabilir düşüncesiyle baştan reddetti.

Benzer yanlış tavır başka olaylarda da sergilenmişti.

* * *

O halde yazının giriş kısmındaki nota geri dönüp soralım:

Madem halkın kritik meselelerdeki tavrı önemseniyor, milyonlarca insanın hayatını riske atan Akkuyu nükleer santrali konusunda da neden aynı tutum takınılmıyor?

Ya da her su akıntısı görülen yere HES inşa edilirken o bölgenin insanlarının fikri neden alınmıyor?

HES’lere karşı çıkan birçok köy hakkını mahkemelerde ararken, Hükümet neden yargı kararlarını da atlatmayı amaçlayan kanun değişikliklerine gidiyor?

Bunca tutarsızlığın sebebi nedir?

Geleceğimizi ipotek altına alan kararlar konusunda bize ne zaman söz düşeceği, ne zaman düşmeyeceği Hükümet’in çıkarlarına endekslenebilir mi?

Nükleer santral tam bir bela…

Nükleer santral kadar olmasa da HES’ler de öyle…

Ve madem Hükümet, halkın görüşüne ifade ettiği gibi önem veriyor, o halde tutarlı davranacak.

Bedelli askerlik için dediğini bu konularda da tekrar edecek.

İşine geldi öyle, gelmedi böyle şeklinde davranmaktan vazgeçecek.

Dürüstlük bunu gerektirir. Yoksa kaybedilen bir seçimden fazlası olacak.

Çünkü Hükümet gider, nükleer santraller, HES’ler kalır.

Sonucunu ise Çernobil’i hatırlayınca, Japonya’ya bakınca görüyoruz.

Kaynak: Sakarya Yenihaber

Bir cevap yazın