Konya 186. hafta: Ahlaki, sosyal ve siyasal çözülmenin ilacı Kur’andır

Ülkemizin gündemini, tecavüzler, çocuk katilleri, ilköğretim, lise, sığınma evleri hatta huzur evlerinde meydana gelen taciz olayları şekillendirdi… Basın kuruluşları, sivil toplum örgütleri ve siyasetle iştigal edenler, bolca konuştular bu olaylar üzerine… Toplumumuz nereye gidiyor? Bu ahlaki bozulmanın sonuçları nereye varacak? Bu korkunç durumun sebepleri nelerdir? Bu gidişata kim, nasıl dur diyecek?

Verilen cezaları, yeterli görmeyen halk, Silvan’da linç girişiminde bulunuyor; buna mani olmak isteyen güvenlik güçleriyle çatışmaya giriyor… Kendisine mikrofon uzatılan hemen hemen herkes bu suçları işleyenleri kendi elleriyle öldürmek istediğini ifade ediyor. Fakat, hiç kimse olayların asıl sebepleri üzerinde durmuyor.

Nereden yetişiyor bu seri katiller? Kim üretiyor bu tecavüzcü kültürünü? Taciz bir yaşam biçimi haline nasıl dönüşüyor? Esas sorulması gereken sorular bunlar değil mi? Cinsel özgürlükler adı altında pek çok ahlaksızlık ve sapkınlık kanunlarla korunma altına alınmış değil mi? Zina suç olmaktan çıkartılalı ne kadar oldu? Televizyon dizileri, hangi yaşam biçiminin reklamını yapmaktalar? Topluma hangi model tipleri empoze ediyorlar? Cevaplar verilmesi gereken sorular bunlar değil mi?

Toplumun talep ettiği bir takım cezaları Allah’ın ahkâmında var diye uygulamadan kaldıranlar ve bu tür uygulamaların taleplerini, gericilik yaftasıyla, çağdışı nitelendirmesiyle reddedenler bu ortadaki vahim durumun sorumluları değil midirler? Batıyı ve batılı değerleri kendilerine kıble edinmiş bir zihniyetin dine ve dini olana sırt dönüşünden kaynaklanmıyor mu bu vahim durum?

İlahi olana nedir bu düşmanlık? Allah’ın kitabında var diye insanların taleplerini bile reddetmek hangi akılla izah edilebilir? Dinle bağlantılı olan her şeyi hayatın dışında tutmak isteği, nasıl bir ruh yapısının ürünüdür?

Bir tiyatro ve sinema sanatçısının, Emek Sineması’nın açılışında, “İstanbul Milli Türk Talebe Birliği o yıllarda laik bir yerdi, fakat zamanla, o tiyatronun sahnesinde namaz kılmaya başladılar. Emek Sineması açılacaksa sadece sinema sanatına hizmet etsin, eğer orada da namaz kılınacaksa hiç açmasınlar daha iyi” hezeyanlarında bulunması dini tamamen hayatın dışına çıkartmak ve hayatı tamamen dinden soyutlamak anlayışının sonucu değil midir?

Hâlâ, ülkemizdeki bazı üniversitelerde başörtüsüne yönelik ciddi saldırılar yapılmakta, bahçede ve koridorlarda dahi yasaklar getirilip zulüm devam ettirilmektedir. İlköğretim ve liselerde başörtüsü yasağı uygulanmakta ve bu yasaktan muzdarip olanlar tarafından dahi savunulmaktadır. Kız-erkek karma eğitim anlayışı hiçbir alternatife fırsat verilmeyecek şekilde baskıcılıkla uygulanmaktadır. Sonra da, bu okullardaki cinsel istismardan ve tacizlerden yakınılmaktadır.

Biz ülkemizde ki tüm sorunların kaynağının dini olana sırt dönmek olduğuna inanmaktayız. İlahi olanla savaş halinde bulunan bir toplumsal ideoloji dayatması ve bu dayatmanın onyıllardır sürdürülüyor olması problemlerin en önemli sebebidir. Bir an önce ilahi olanla olan bu savaş sona erdirilmeli ve âlemlerin yaratıcısının ilahi mesajına kulak verilmelidir.

Ülkemizdeki ahlaki sosyal ve siyasal bozulmaların tek tedavi kaynağı insanlara rahmet olarak gönderilen Kitab-ı Mübîn’dir. Sosyal, siyasal ve tüm alanlarda o ilahi mesaj referans alınmalı ve ona tabi olmanın kurtuluşun tek yolu olduğu kabullenilmelidir.

İnsanlığın her tür zulümden uzak olduğu, sukünet ve selamet üzere yaşadığı, tevhid ve adalet üzere kurulu bir dünyada yaşama umudu ile hepinizi 187. Haftada aynı yer ve saatte buluşmak üzere Allah’a emanet ederiz

KONYA İNANÇ ÖZGÜRLÜKLERİ PLATFORMU

02 / 04 / 2011

Bir cevap yazın