271. hafta: Atılım Üniversitesi’nde yasak haksızca sürüyor

İslam coğrafyasında halkların isyanı yayılarak devam ediyor. Önceleri halkların özgürlük ve adalet talebiyle doğal bir şekilde ayağa kalkması tarzında yorumlanan süreç, zaman içinde Amerika ve batılı müttefiklerinin manipülasyonuna açık bir pozisyona evrildi.

Libya’da halkın diktatör Kaddafi’den kurtularak özgürleşmesi hedefini öne çıkaran muhalifler, bir yandan Amerika, Fransa ve diğer batılı emperyalist güçlerle ortak toplantılar düzenlemek, bu güçlerle birlikte basın açıklaması yapmak ve bu güçler tarafından silahlandırılmak gibi bir dizi ironiyi ortaya koyuyorlar. 2008’de çoğunluğu çocuk ve kadınlardan oluşan 1500 kişinin İsrail tarafından Gazze’de, yine 1992-1995 yılları arasında Bosna’da Sırplar tarafından 350.000 Müslüman’ın katledilmesine seyirci kalan batılı emperyalistleri Libya’da hızla harekete geçiren temel neden nedir acaba? Müslüman halkların diktatörlerinden kurtulmayı hedeflerken, batılı canavarların tuzağına düşmek gibi daha büyük bir tezgaha mı geldiğini sorgulamak zorundayız.

Ümmetin, Ortadoğu’nun ve bütün dünya halklarının geleceği adalet mücadelesi vermekten geçer. Unutmayalım ki Allah adaleti emreder, kötülüğü, zulmü reddeder. Müslümanlar olarak bütün adil ve vicdanlı kişi ve çevrelerle omuz omuza mücadele etmeye hazırız. Yeter ki zulüm ortadan kalksın, emperyalistler kovulsun, halklar barış içinde kardeşçe bir arada yaşayabilsinler.

Bu vesileyle direniş halkasına eklenen Suriye halkının zulme karşı çıkışını yürekten tebrik ediyor, zalim Esad yönetiminin devrileceği günler için Rabbimize dua ediyoruz. Bahreyn ve Yemen’de aylardır devam eden intifadanın hayırlı sonuçlar getirmesini yine Rabbimizden diliyoruz.

TÜSİAD, yeni anayasa taslağı ile kamuoyunda tartışma yarattı. 22 bilim adamının katkılarıyla hazırlanan ve TÜSİAD yönetiminin tam olarak sahiplenmediği anayasa taslağı görünürde özgürlükleri genişletirken; dindar kesimin özgürlüklerini halâ belirli bir çerçeve ile sınırlı tutmakta ısrarlı görünüyor. Halkımızın İslam’ı nasıl yaşayacağına karar veren ve kısıtlamalar getiren bu tahakkümcü anlayışı senelerdir tanıyoruz. Biz Müslümanlar olarak egemenlerin tarif ettiği şekilde değil, Allah’ın istediği şekilde İslam’ı yaşarız ve yaşamaya devam edeceğiz. Bu konuda önümüze konulan hiçbir yasağa asla uymayacağız. Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu olarak tüm yasakçı uygulamalar kalkıncaya kadar direneceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz.

Platform olarak geçtiğimiz hafta içi Ankara’da bulunan iki üniversiteyi ziyaret edip durum tespiti ve görüşmeler yapıldı. Özel Atılım Üniversitesine 06 Nisan Çarşamba günü Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu ve Memur-Senle birlikte gidildi. Başörtüsü yasağın keyfi uygulamalarla devam ettiğini gördük.

Orada başörtülülerin kapıdan alınmadığını; kampus alanında, kantinde , dersliklerde başörtüsü avı yapıldığını bizlere şikayette bulunan öğrencilerle birlikte tutanaklarımızla kayıt altına alındı. Bizlerle görüşmek istemeyen yetkililer gelecek hafta konunun görüşülmesi için randevu verdiler.

Platform olarak keyfi sürdürülen bu yasağın takipçisi olacağımızı bildirir bu çağ dışı yasağı uygulayan yöneticileri ve güvenlik elemanlarını şiddetle kınadığımızı ifade ederiz.

Adaletin tesis edilmesi ve tıkanan özgürlük alanlarının açılması için kamuoyu oluşturmak üzere bu platformda sesimizi duyurmaya devam edeceğiz.

Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu Adına;

MAZLUMDER Ankara Şubesi

Soner KARTAL

Bir cevap yazın