Mesut Yeğen BDP listesini değerlendirdi

Sosyolog Mesut Yeğen’e göre BDP destekleme kararı aldığı adaylarla bir yandan sağ ve sola açılırken bir yandan da çekirdek seçmenin beklentilerini karşılıyor.

Beklentilerin üzerine çıkılarak, aday listesinde KCK davasından tutuklu olan 6 isme yer verildi. Kapatılan DEP milletvekillerinden Hatip Dicle ve Leyla Zana da aday.

Kürt olmanın yanı sıra dindar kimliğiyle öne çıkan Altan Tan da listede. Kürt siyasetinin diğer akımlarına yeşil ışık yakacak şekilde KADEP Başkanı Şerafettin Elçi de aday gösterildi.

Ertuğrul Kürkçü ve EMEP Genel Başkanı Levent Tüzel ise BDP’nin sol siyasetten adayları. Listede sinema yönetmenleri Sırrı Süreyya Önder ve Gani Rüzgar Şavata’nın yanı sıra, türkücü Ferhat Tunç da dikkat çekiyor.

BDP Ermeni aday vaadini ise gerçekleştiremedi, ancak Süryani bir adaya yer verdi.

BDP adaylarının yaklaşık beşte biri kadın.

BDP’nin destekleyeceği adayların listesini yorumlamasını istediğimiz İstanbul Şehir Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden Profesör Mesut Yeğen şunları söyledi:

Mesut Yeğen: Evvela bu demokrasi bloğu esprisi etrafında bir liste oluşturulduğu anlaşılıyor. Belli ki BDP basitçe kendi dar tabanına hitap edecek vekillerden ziyade, onu Türkiye’nin diğer taraflarına ulaştıracak vekilleri de görmeyi tercih etti. Ben listede dört öbek tespit ettim.

Birinci öbekte BDP’nin ana gövdesini temsil eden isimler yer alıyor. Selahattin Demirtaş, Ahmet Türk, Sırrı Sakık gibi. İkinci öbekte KCK tutukluları yer alıyor. Buradaki 6 sayısı beklenen bir sayı değildi. Daha az sayıda KCK tutuklusunun listeye gireceği düşünülüyordu. Oysa sayı 6 oldu ve bu kuvvetli bir mesaj olarak okunmalı. Üçüncü öbekte soldan isimler görülüyor. Sırrı Süreyya Önder, Ertuğrul Kürkçü gibi. Dördüncü öbekte de BDP dışında kalmış ya da BDP dışı Kürtler diyebileceğimiz isimler var. Burada Şerafettin Elçi ve Altan Tan’ı görüyoruz.

Demek ki BDP bir yandan muhafazakar ya da dindar kimliğiyle bilinen Kürtlere, ya da AK Parti’nin çekim alanında olabilecek Kürtlere açılmayı, bir yandan da Türkiye metropollerinde Sırrı Süreyya Önder, Ertuğrul Kürkçü gibi isimler üzerinden sola açılmayı öngörmüş.

BBC Türkçe: Peki sizce işe yarar mı bu strateji? BDP’nin çıkaracağı milletvekili sayısını arttırır mı?

Bir önceki seçimlerden daha başarılı olacağına hiç kuşkum yok. Daha önceki sayı 21’di. Burada tahminim 30 civarında olacak. Küskünlükler, kırgınlıklar olacaktır ama, bunu en aza indirecek şekilde bir liste hazırlanmış gibi görünüyor.

Az önce, aday gösterilen KCK davası tutuklusu sayısının beklenenin üzerinde olduğunu ve bunun kuvvetli bir mesaj olduğunu söylediniz. O mesajı biraz açar mısınız? Zira BDP’nin 12 Haziran’a uzanan süreçte kullanacağı üslubu da biraz bu mesaj belirleyecek herhalde.

Bir sağa ve sola açılma var. Sağa açılma Altan Tan, Şerafettin Elçi üzerinden okunabilir. Sola açılma da Ertuğrul Kürkçü üzerinden okunabilir. Ama öte yandan BDP, tabanındaki PKK’ya yakın unsurlara da, bunun dengeleri sarsacak boyutta bir açılma olmadığı mesajını veriyor ve daha kadim unsurlara da büyükçe bir yer verildiğini gösteriyor.

BDP’nin desteklediği bu adayların seçim çalışmaları sivil itaatsizlik eylemleriyle paralel yürüyecek. Bu da kamuoyunun bir bölümünde, doğru ya da yanlış, BDP’nin söyleminin sertleştiği şeklinde okunuyor. Peki söylemin radikalleşeceğine dair aday listesinde bir işaret var mı?

Tek bu değil ama, söylemi radikalleştirmekten de vazgeçilmeyeceğini gösteriyor liste. Birkaç unsurun bir arada kullanılacağını gösteriyor. Bu da anlaşılabilir bir şey. BDP’nin kendi tabanını, bu tabandaki hassasiyetleri düşündüğünüzde anlaşılabilir bir şey. Ayrıca Hatip Dicle ve Leyla Zana gibi isimlerin orada olması çok mobilize edici bir etki yaratacaktır. Bunu da makul buluyorum.

BDP bir süredir Kürt siyasetinin taleplerini maddeler halinde ve artan bir şekilde kamuoyu gündemine taşıyor. Son günlerde bunların arasından, Kürt kimliğinin anayasal güvenceye kavuşturulması daha ön plana çıkıyor olabilir mi? Geçenlerde Barış Girişimi’nin toplantısında BDP eş başkanı Gültan Kışanak da, anayasada Türklüğe yapılan referansın yanına Kürtlüğe yönelik bir referans eklenmesi yerine hiçbir etnisiteye yer verilmemesini talep etti. Türkiyelilik kavramını akla getiren bu söylem 12 Haziran ve sonrasında daha sık vurgulanacak diyebilir miyiz?

Umarım öyle olur. Bu statü meselesini iki türlü tarif ya da talep edebilirsiniz. Pozitif olarak da talep edebilirsiniz bunu, negatif olarak da. Pozitif olarak bir ara talep edildi. Yani Türklerin yanına Kürtler de kurucu unsur olarak anayasaya kaydedilsin şeklinde. Bu hem gördüğü tepki, hem de belki makul olmayışı sebebiyle geri çekildi ve bugün negatif statü talep ediliyor.

Aslında benim anladığım ve umduğum, istenenin bu ülkede herkese yurttaşlık statüsü verilmesi olduğu. Yani kimsenin Türklüğü ya da Kürtlüğü anayasa için önemli olmasın. Bunu da makul buluyorum. Yani “Bu ulus Türk ve Kürt kurucu unsurlarından oluşmuştur” demek yerine, “Herkes Türkiyelidir” demek daha makul görünüyor. Dediğiniz gibi, bu hem seçime kadar, hem de seçimden sonraki anayasa çalışmalarında BDP’nin ana taleplerinden biri olacak.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim sürecinde bu talebe sıcak baktığını gösteren mesajlar vermesi BDP’yi zorlayabilir o zaman.

Öyle düşünmüyorum. AK Parti zaman zaman bu türden sloganların peşine düşmüş olmakla birlikte, ki Başbakan da alt kimlik-üst kimlik gibi tanımlar yaptı, hiçbir zaman bunun gereğini yerine getirmedi. Yerine getireceğine ilişkin işaretler de vermedi. Çünkü aslında Türkiyelilik dedikten sonra diğer şeyleri konuşmaya geçmek gerekiyor. Onları konuşmaya başlayınca da Başbakan’ın Genelkurmay’ın önerdiği türden kültürel haklar ve bireysel haklar çizgisinden çok sapmayacağı anlaşılıyor. Çünkü Kürtçe eğitime açıkça karşı çıktı.

Oysa BDP’nin Türkiyelilik önerisinin altında, benim anladığım kadarıyla şu yatıyor: Anayasa, Kürtçe eğitim ya da öz yönetim gibi Kürt siyasetinin temel taleplerini engelleyici olmaktan kurtarılsın. Türkiyelilik fikri eğer anayasaya yedirilirse, önümüzdeki dönemde hem öz yönetim için hem de Kürtçe eğitim için yapılacak değişiklikler bir meşruiyet referansına kavuşmuş olacak. Oysa Başbakan Türkiyeliliği fazla pragmatik bir mülahaza ile savunuyor. Türkiyelilik diyor, ama Kürtlerin bunun altında yer alan taleplerine olumlu bir yaklaşım göstermiyor.

BBC Türkçe

Bir cevap yazın