STRATEJİNİN DERİNLİĞİ VAR MI?

Felek insanın bahtını bir kez açmayagörsün, kim önünü kesebilir, kim yükselmesine engel olabilir ki?

Tüm engeller ortadan kalkar, dağlar eğilir yol olur önünde.

Dış İşleri Bakanı Ahmet Davutoğlu`da böyle biri.

Ziya Paşa`nın;

Takdiri Hüda kuvveti pazu ile çevrilmez;

Bir şem`a ki Hak yandıra üflemekle sönmez.

sözü adeta O`nun için söylenmiş.

Stratejik Derinlik kitabını bir kaç kez okudum.

Hindistan`dan Çin-ü Maçin`e; Avrupa`dan Amerika`ya; Afrika`dan, Avustralya`ya kadar dünyanın bütün müşkülatı hallu-fasl edilmiş.

Türkiye ne kadar önemli bir ülke, jeopolitikten ilmi siyasete; ekonomiden sosyolojiye; ciheti askeriyeden tarih-i kadime kadar ne kadar kelam varsa en kıt kafalıların bile anlayabileceği bir şekilde anlatılmış.

Gel gör ki Türkiye`nin ve Ortadoğu`nun en önemli sorunu Kürt meselesinin çözümü ile ilgili elle tutulur hiç bir reçete ortaya konulmamış.

Berber kendi saçını traş edemez, terzi kendi söküğünü dikemez diyenler ne kadar doğru söylemiş.

Bizimki de tam bu hesap.

Sen gel tüm dünyanın dertlerine derman bul, `Lokman-ı Hekim` ol, ancak kendi derdine çare bulama.

`Bu kadar da insafsız olma, kitapta mutlaka konu ile ilgili çözüm vardır` diyenler için kitap ortada.

Açın okuyun, anladığınız bir şey varsa bana da anlatın.

Neyse! Gelelim günümüze.

`Stratejik Derinlikli` Ortadoğu politikası allak bullak oldu.

İstanbul`daki bir `İslami` finans kuruluşunun başındaki malum zat aracılığı ile kurulan Refik Hariri ilişkileri de, Mübarek-Kaddafi-Beşşar Esed dostlukları da berhava oldu.

`Canın niye bu kadar sıkkın, neye kızdın da yine esip gürlüyorsun derseniz` söyleyeyim;

TV Haber kanallarında Bingazi`deki muhaliflerin Türkiye Konsolosluğu önündeki gösterileri vardı.

Göstericiler,`Tayyip Erdoğan neredesin?

Safını belirle!

Libya halkı Fransız bayrağı taşımak yerine Türk bayrağı taşımak istiyor` pankartları vardı ellerinde.

Haksız da değiller.

Sen önce Mübarek’le dostluk kur, Mısır halkı ayaklanınca önce sesini çıkarma; sonra ABD ipini çekince sen de horozlanmaya başla.

Önce Nato`nun Libya`da ne işi var de, sonra Nato`ya katıl Libyalı muhalifleri destekle; Kaddafi direnip de gitmeyince el altından tekrar Kaddafi ile iş tutmaya çalış.

Onbinlerce Müslümanın katili Baas rejimi ile balım gülüm ol, Suriye`yi neredeyse su yolu yap; rejim sallanmaya başladığında da MİT Müsteşarını Şam`a göndererek akıl vermeye, Baasçıları kurtarmaya çalış.

Sudan`ın bölünmesine sebep olan bütün dünyanın dışladığı Sudan diktatörü Beşir`i izzet-ü ikbal ile Ankara`da misafir et.

Bir yandan da tüm dünyaya hak-hukuk; adalet-demokrasi dersleri ver.

Bunların hepsi akla ziyan işler.

Bir zamanlar Bülent Ecevit`le Şevket Kazan da Saddam`a `Adam gibi adam` diyerek dört elle sarılmışlardı.

`Adam gibi adam` sadece ENFAL operasyonunda 182 bin Kürdü öldürdü.

Başta Muhammed Bakır Es Sadr olmak üzere Şii alimlerin büyük bir kısmını katletti.

Halepçe katili Kimyasal Ali mahkemede yargılanırken `Nereden çıkarıyorsunuz bu 182 bin rakamını, en fazla 100 bin kişidir` diyerek şecaat arz etmişti.

Zalimlerle dostluktan hayır gelmez.

Sen doğru düzgün bir politika ortaya koymazsan Irak`a ABD; Libya`ya Fransa gelir.

Libyalıların `Stratejik Derinlikte bir incelikle` adeta ders vererek söyledikleri gibi Türkiye bayrağı ortada olmazsa, halk Fransa bayrağı taşımak zorunda kalır, denize düşen yılana sarılır.

Kahrolsun emperyalizm sloganları da bir anlam taşımaz, havada kalır.

Ha! Bir de unutmadan söyleyeyim.

Başbakan Erdoğan`ın Irak ve Kürdistan ziyaretinden bir gün sonra ben de Erbil ve Kerkük’teydim.

Erdoğan ve Barzani`nin birlikte türkü söyledikleri görüntüleri televizyonlardan izledim.

Dönüşte Habur sınır kapısındaki perişanlık sinirlerimi allak bullak etti.

İnsanlar 25-26 saatte ancak Türkiye`ye giriş yapabiliyorlar.

Kürdistan tarafında işlemler çabucak bitiyor.

Türkiye`nin yeni atadığı gümrük müdürü ve emniyet görevlileri saat başı ancak 5 aracın girişine izin veriyorlar.

32 Bankodan yalnız bir tanesi açık ve memurlar canları sıkıldığında mola vererek gidiyorlar.

Saatler süren tüm işlemlerim bittikten sonra sadece en son noktada 4 saat bekletildim.

Vatandaşlar en yukarıdan en aşağıya kadar tüm görevli ve siyasetçilere alenen bildikleri tüm `iltifatları` sayıyorlar.

“Yahu bu kadarı da olmaz, el insaf” diyerek inanmıyorsanız Stratejik Derinlikli Davutoğlu`nun yardımcısı, Başbakanla Barzani’ye saz çalan ve Başbakanın da Baş danışmanı olan zatı Habur`a gönderin, bakıp gelsin, o size söylesin.

Saz çalmaktan, Habur`a gitmeye fırsat bulamaz diyorsanız siz bilirsiniz.

Habur`dan haberi olmayanlar Ortadoğu`da plan yapıyorsa vay halimize.

ALTAN TAN

ÖZGÜN DURUŞ

Bir cevap yazın