188. hafta: Fransa eleştiriliyor da Türkiye’de yasak kalktı mı?

İç siyasetin harcı Avrupa’da karılıyor. Ülke insanına etkili mesaj vermek isteyenler Avrupa’da konuşuyor. Halkımızın horozum yumurtlamazsa yumurtlamasın sesi güzel olsun yeter demesini bekliyorlar. Ülkenin içerisinde inançlarımıza yönelik baskılarda herhangi bir gevşeme, yasaklarda azalma görülmezken aynı baskıyı yapan Avrupa ülkelerine fırça kayarak oy devşirmeye çalışanlara, önce kendi evinize, kendi eylemlerinize bakın diyoruz.

Onyıllardır, hayatın pek çok alanında devam eden başörtüsü yasağının fiili uygulayıcısı durumunda olanların Avrupa’daki peçe yasağına tepki göstermesinin mantıklı bir izahı yapılamamaktadır. Mademki siz peçe yasağına dahi tahammülü olmayan bir özgürlükçüsünüz, o zaman ne diye ülkedeki yasağı uygulamaya devam ediyorsunuz?

Türkiye’yi tanımayanları Türkiye’ye Fransız olmakla nitelendiriyorsunuz. Peki halkın inanç ve değerleri üzerinde bu kadar baskı yasak ve dayatma varken, bunların giderilmesi hususunda etkili ve ciddi adımlar atmayanları neyle nitelendireceksiniz?

Sesinizin gür çıkması fiillerinizin de doğru olmasını gerektirmez mi? Hem yasağın uygulayıcısı olacaksınız hem de yüksek sesle bu yasağın bir benzerini uygulayanları tenkit edeceksiniz. Ara sıra lütfen aynaya bakın. Karşınızda yasakların uygulayıcılarını göreceksiniz. Bizden yağmasa da gürlüyor tepkisini bekliyorsanız, bizler gürlemenizi değil yağmanızı talep ediyoruz.

Suriye rejiminin dış siyasette halkının sesi olan bir tutum izlemesine rağmen kendi içinde halkının sesine kulak tıkaması ve onların özgürlük taleplerine şiddetle cevap vermesi, doğu halkları üzerindeki diktatörlerin tabi bir uygulaması mıdır? Ne zaman bu liderler halklarıyla barışacak ve onların inanç değerlerine, özgürlük taleplerine olumlu cevaplar verecekler? Suriye halkının özgürlük taleplerini sonuna kadar destekliyor, mücadelelerinde yanlarında olduğumuzu bir kez daha ilan ediyoruz.

Modernleşmiş batılı zihniyetin ülkemizdeki uzantıları, kendilerini ülkenin hâkimi halkı ise zavallı aydınlatılmaya muhtaç gerici bir azınlık olarak görmekteler. Kendilerini ilerici sayan bu güruh, kendilerinde hakaret etme ve aşağılama yetkisini de görmekteler. Batılı anlamda sanat olarak kabul edilen gösteri oyunları uygulayıcıları, dine ve dinî olana saygısızlıklarında sınır tanımamaktadırlar. Onların bu tutumlarını şiddetli bir şekilde kınıyor, kendilerini yüce yaratıcının sıfatlarından mülhem, sanatçı ifadesiyle anmaktan imtina ediyoruz.

Sanat ancak sanî-i şerif’in yüce yaratmasına uygun olduğu müddetçe sanattır. Onun yüce sanatına uyanları tahkir edenlerin adları sanatçı, yaptıkları da sanat olarak nitelendirilemez.

Modernleşmenin baskıcı uygulayıcılarından Azerbaycan diktatörü İlham Aliyev’in başta başörtüsü olmak üzere İslami değerlere düşmanca tavırlar takınmasına rağmen ve inanan halkına her türlü zulmü reva görüyorken, yapılmış camileri yıkıp yeni camilerin yapılmasına müsaade etmezken, sinagog açılışı yapması arkasındaki güçlerin kimler olduğunu İslam’a ve Müslümanlara yapmış olduğu saldırılarda kimin maşası olduğunu deşifre etmektedir. Azerbaycan’ın, kafkasların İsrail’i olmasından endişe etmekteyiz…

Yöneticilerin halklarının inanç değerlerine Fransız kalmadığı, yönetenlerle yönetilenlerin tevhid ve adalet üzere kurulu bir dünyada barış içerisinde yaşamaları umudu ile hepinizi 189. Haftada aynı yer ve saatte buluşmak üzere Allah’a emanet ederiz.

KONYA İNANÇ ÖZGÜRLÜKLERİ PLATFORMU

Bir cevap yazın