313. hafta: Genelkurmay’ın bildirileri sitesinden kaldırılsın!

Kocaeli Gönüllü Kültür Teşekkülleri platformu 313.hafta basın açıklamasını, 16 Nisan 2011 Cumartesi günü saat 12.30’da yapıldı. Platform birleşenlerinden MAZLUMDER Kocaeli Şubesi adına, yönetim kurulu üyesi Behlül Metin yaptı. Basın açıklamasının konusu, TSK’nın internet sitesinde yer alan ve basında “Balyoz davasına TSK’dan müdahale” olarak nitelendirilen, TSK’nın balyoz davasından tutuklularla ilgili olarak genelkurmay internet sitesinde yapılan basın açıklamasıydı.Ayrıca, 6 ve 27 Nisan bildirilerinin Genelkurmay internet sitesinden çıkartılmasını isteyen bir pankart açıldı.

BASIN AÇIKLAMASININ TAM METNİ:

KOCAELİ GÖNÜLLÜ KÜLTÜR TEŞEKÜLLERİ 313.HAFTA BASIN AÇIKLAMASI

Değerli halkımız ve basın mensupları, 313.hafta basın açıklamamıza hoş geldiniz.

6 Nisan günü Genelkurmay Başkanlığının internet sitesinde, 28 Şubat dönemini ve 27 Nisan e-muhtırasını hatırlatan bir basın açıklaması yer almıştır. Bu açıklamada, “Türk Silahlı Kuvvetlerinin görevli ve emekli 163 personelinin tutukluluk halinin devamını anlamakta güçlük çekilmektedir.” ifadesine yer verilmiş, bu suretle yargı erkinin tasarrufundaki bir hususta, yargıyı etkileme ihtimali olabilecek bir şekilde görüş izhar edilmiştir.

Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan tüm personelin yetkileri, görevleri ve sorumlulukları başta Anayasa olmak üzere, kanun, tüzük ve yönetmeliklerle belirlenmiştir. Bu konudaki sınırlamalar emredici mahiyette olup bunlara riayetsizlik vergi mükelleflerinin ödemeleri ile yürütülen kamu hizmetlerinin gerçek hedefinden uzak, keyfiliğe müsait bir hale gelmesine yol açar. Hâlbuki hukuk devleti, keyfiliğe kapalılık ve öngörülebilirlik ilkeleri temelinde bina edilmiştir.

1982 Anayasası kuvvetler ayrılığı prensibini getirmiş ve millet adına gücü kullanan 3 yetkili merci tanımıştır. Bunlar; 1- Kanunların yapıldığı Meclis, 2-kanunların yürütüldüğü ve başında, tarafsız Cumhurbaşkanının olduğu İdare ve 3-kanunların ihlali ile doğan ihtilafın hallini sağlayan, bağımsız ve tarafsız olarak konumlandırılan Yargı’dır.

Genelkurmay Başkanlığının bu tablodaki yeri başlı başına bir erk olmak değil, bir ana erkin içinde bulunmaktır. O, sınırları kanunlarca belirlenen görevini bu sınırları ihlal etmeksizin yapmakla mükelleftir. Durum böyle olunca Genelkurmay, başka bir erkin yetki ve görev alanına giren konularda açıklama yapmamalı, bu tür açıklamaların her şeyden evvel bir yetki aşımı oluşturacağını fark etmelidir.

Genelkurmay açıklaması adli bir konuya ilişkin ise burada daha hassas bir durumun oluşacağı bilinmelidir. Zira adli konular, nitelikleri gereği çok daha ayrıntılı bilgi sahibi olunması ve bu alanın uzmanlarına bırakılması gereken konulardır. Bir konuda adli hata olduğu düşünülse dahi belirlenen usuller içinde ve yetkili kişilerce, itiraz hakları kullanılmalı, ancak adli sistemi zan ve baskı altında bırakma ihtimali bulunan beyanlardan şiddetle sakınılmalıdır. Yetki aşımı sebebiyle hasıl olacak toplumsal zararın, varsa adli hatanın oluşturacağı zarardan çok daha ağır sonuçları barındırdığı unutulmamalıdır!.

Bir konuda kişisel kanaate ulaşmış olmak mümkün olsa da, konumları itibariyle bir kısım insanın kanaatlerini açıklarken bahsettiğimiz sınırlandırmalara tabi olduklarını fark ve kabul etmeleri !,toplumsal barışın sağlanması için elzemdir. Ülkemizde askeri alanda olduğu gibi, hukuk alanında da eğitim veren kurumlar mevcuttur ve hukuki bir tartışmanın yürütüleceği zemin, Genelkurmay sitesi değil, görülmekte olan dava dosyasıdır. Bunu yapacak olan da elbette hukukçulardır.

Genelkurmay Başkanlığı yapmış olduğu bu tür açıklamalar ile kurumsal kimliğine zarar vermektedir. Halkın, kuvvetler ayrılığı prensibine sadakat istediği bir dönemde, tüm kurumların bu sadakate bağlı olduklarını ortaya koyacak bir tutum sergilemeleri onların ilk görevi olarak kabul edilmelidir. Bu cümleden olmak üzere, Genelkurmay Başkanlığının görev alanında olmayan, sivil yaşama ve bağımsız yargıya müdahale sayılabilecek 6 Nisan ve 27 Nisan tarihli iki bildiri Genelkurmay Başkanlığının internet sitesinden çıkartılmalıdır. Bu bildirilerin varlığı ülkemizi dünya halklarının gözünde askeri vesayet ile yönetilen bir ülke konumuna indirmekte ve halkın yönetimini şaibeli hale getirmektedir. Halkın isteği, vergileriyle ayakta duran her kurumun, görev sınırları içinde hareket ettiğini görmekten ibarettir. Katılımınız için hepinize teşekkür ediyoruz.

MAZLUMDER Kocaeli Şubesi Yönetim Kurulu üyesi

Behlül Metin

Bir cevap yazın