220. hafta: Trakya Üniversitesi rektörüne tepki!

Adana’da polis haftası nedeniyle düzenlenen şiir yarışmasında birinci olan Şaziyenur ERDOĞAN başörtülü olduğu gerekçesiyle emniyet müdürü Salih KESMEZ’in talimatıyla kürsüye çıkartılmadı. Emniyet görevlilerinin en başta görevi zulme uğrayan vatandaşları korumaları ve güvenli ortam sağlamalarıdır. Lakin emniyet müdürü başörtülü çocuklarımızı korumak yerine zulme tabi tutmuştur. Şairin dediği gibi ‘kızımın iffeti bakmakta rezilin gözüne, acırım tükrüğe billahi tükürsem yüzüne’ zalim nerde olursa olsun, zulmediyorsa zalimdir.

Diğer yandan seçimlerin arifesinde başörtüsü polemiği yaşanmaktadır. Üniversitelerin büyük bölümünde fiili olarak uygulanmayan başörtüsü yasağı bazı fakültelerdeki işgüzar yöneticiler tarafından ısrarla uygulanmak istenmektedir. Bu üniversitelerden biri de Trakya Üniversitesidir. Trakya Üniversitesi’nde yaşanan başörtüsü yasağı Rektör Prof. Dr. Enver Duran’ın yeni talimatlarıyla “bu kadarına da pes” dedirtmektedir. Üniversitedeki tüm fakülte panolarına talimat astıran rektör, başörtüsü konusunda yeni talimatlarını sıralamıştır. Kendi içinde çelişkilerle dolu talimatlarda, bir yandan “Yasama organınca açık bir şekilde kanun bazında yasal düzenleme” olmadığını belirtilirken, diğer taraftan da olmayan düzenlemelere göre “yasal işlem” tehdidinde bulunulmaktadır.

Toplama kampı talimatlarını çağrıştıran panolarda, başörtüsüyle girilmesi yasak yerler tek tek sayılmaktadır. Rektör Prof. Dr. Enver Duran imzalı talimatlarda öğrencilerin eğitim özgürlüğü gasp edilirken, “Yasağa uymayanlar hakkında YÖK Öğrenci Disiplin Yönetmeliği’ne göre disiplin soruşturması başlatılması gerekmektedir” ifadelerine yer verilmektedir. Trakya Üniversitesi yöneticilerini bu utanç verici yasak nedeniyle kınıyor ve bu köhnemiş zihniyet mensupları hakkında YÖK başkanını gereğini yapmaya davet ediyoruz.

Ülkemizde yapılacak genel seçimlere doğru aday listeleri kesinleşirken ve siyasi partilerin seçim beyannameleri açıklanırken Yüksek Seçim Kurulunun hukuk dışı ve sivil siyasete müdahale eden kararları sonrası ülke genelinde çeşitli şiddet olayları yaşanmış ve maalesef bir gencimiz hayatını kaybetmiştir. Etnik Kürt milliyetçiliği temelinde politika yapan siyasi oluşumlar ise bu kararları bahane ederek ülke genelinde adeta terör estirmişlerdir. Yüksek Seçim Kurulu’nun daha sonra karar düzeltme taleplerini değerlendirerek bağımsız milletvekili adaylarının adaylıklarını kabul etmesi ise tam bir skandaldır. Bu durumda YSK yöneticilerine sormak gerekir? Sizin amacınız özgür bir ortamda seçme ve seçilme hakkını korumak mıdır, yoksa birtakım siyasi oyunlar içine girerek ülkeyi kaosa sürüklemek midir? YSK gibi yargı denetimi dışında dokunulamaz ve kararları yargı yoluna kapalı kaç üst kurul vardır? Bu tür kurullar faşist veya katı sosyalist rejimlerde dahi kalmamıştır. Açık olan gerçek, YSK’nın kürt sorununu barış ve kardeşlik yoluyla çözmek isteyen iyi niyetli çevrelere karşı terör ve şiddetten beslenen kürt grupları kışkırtarak çözüm sürecini baltalama girişiminde bulunmasıdır.

Seçimlerden hemen sonra gündeme gelmesi beklenen yeni anayasa metninde mutlaka üst kurulların hukuka göre yeniden düzenlenmesi gerekmekte, bu çerçevede YSK’nın da teşkilat yapısının mutlaka ele alınarak bağımsız ve seçime dayalı bir sisteme dönüştürülmesi sağlanmalıdır.

Özgürlüklerin, barışın ve kardeşliğin hakim olduğu bir ülke temennilerimizle…

Akyazı Adalet ve Özgürlükler Platformu Adına

Mazlumder Sözcüsü

Bayram BALIK

Bir cevap yazın