Tırnakları sökülen çocuklar adına

Dera’da 10 çocuk Arap Baharı’ndan etkilenerek duvarlara özgürlüğün adını yazdı. Muhaberat apar topar enseledi. Aileler çocuklarını almak için valinin kapısını çaldı olmadı, istihbarat merkezine gitti, oradan da kovuldu. Sonunda valilik basıldı, çocuklar verildi. Ama bir sorun vardı: Çocukların tırnakları çekilmiş ve bazılarına tecavüz edilmişti.

Gözler karardı, ailenin ait olduğu aşiretler isyan bayrağını çekti. 10 bin kişi sokağa çıktı, Muhaberat’ın merkezi ile Rami Mahluf’un telekom şirketini yaktı. Esad rejimine karşı korku duvarı böyle yıkıldı. Suriye’de isyanı dış güçlerin kışkırttığı savına bu dehşet olayı anlatarak karşı koyuyor Hamalı bir işadamı.

Çocukların duvara yazdıkları “İrhal irhal, yeskutu nizam” (Git git, yıkılıyor rejim) sloganıydı. “Suriye’de Esad rejimine karşı isyana kimler önderlik ediyor, kim bu muhalifler” sorusunun yanıtını ararken Suriyeli muhalifler İstanbul’a, ayağımıza geldi.

Suriye milliyetçiliği

İktidardaki Nusayri (Alevi) azınlıkla Sünni çoğunluğun, kuzeyde Kürtlerle Arapların, Halep’te Türklerle Arapların, Golan’da Dürzilerle Çerkeslerin birbirleriyle savaşacaklarına dair senaryoları boşa çıkarmak istercesine Suriye’nin hemen hemen bütün yelpazesi Grad Cevahir Otel’de ‘fitneye karşı’ saf tuttu.

Herkes kendi meşrebinin Suriye’de en güçlü muhalif grup olduğunu düşünse de İhvan-ı Müslimin’den (Müslüman Kardeşler) solculara, liberaller gruplardan aşiret liderlerine kadar herkesin ittifak ettiği bir şey vardı:

Eylemlere hiçbir parti ya da grup önderlik etmiyor. Bu işi internetten organize olan gençler götürüyor. “Zamanı değil, rejim sizi yok eder” diye uyaran aşiret liderleri gençlere söz geçiremiyor. Muhalif parti ve gruplar da el mahkûm gençleri destekliyor.

İsyanın şifrelerini çözmek için kulisteyim; konferansa Suriye gençliği adına katılan İbrahim Abdulmelik’e “Kimsiniz, arkanızda kim var” diye soruyorum, mükemmel İngilizcesiyle fişek gibi deklare ediyor: “Din yok, mezhep yok, ırk yok. Suriye milliyetçisiyiz, Suriye için varız. Tek istediğimiz özgürlük.”

Görünürde apolitik bir durum ama bu ideolojilerin yokluğu anlamına gelmiyor. Bu daha çok meşreplerin arka plana itildiği bir isyan kardeşliği.

Yelpaze, gaddar bir rejimin canına okumaya konuşlanmış.

Ne İhvan ne sol

İsyanın lokomotifinin solcular mı, İslamcılar mı olduğu konusunda görüşler muhtelif. 1982’de İhvan’a mal edilen suikastların ardından gelen Hama katliamını takip eden yıllarda muhalefetin tüm kanatları tamamen yok edildiği için Suriye’de sokaklara bakıp kantarın kimden yana bastığını görmek zor.

Suriye, Ürdün, Suudi Arabistan ve Irak’a yayılmış Rula kabilesinin lideri M. Selame el Şelan’a göre “Ne solcular ne de İhvan lokomotif değil. Her iki kanadın tabanı gösterilere katılıyor. Ama solcular medya ile bağlantıları sayesinde uluslararası kamuoyunda öne çıkıyor. Ama Baas’ın ‘sosyalist’ olması halkı solculardan soğuttu.”

Sürgünde yaşayan bir doktor, İhvan’la ilgili “30 yılda silindiler ama İhvan’ın ruhu sokaklarda. Normal koşullarda yüzde 30 oy alırlar” tespitini yaparken solcu Vecdi Mustafa İhvan’ın rolü ve gücünün abartıldığını söylüyor.

İhvan’ın siyasi basiretine dair tereddütler mevcut. İhvan’ın eski Devlet Başkan Yardımcısı Abdulhalim Haddam ile ortaklık kurması, Hama katliamının mimarı sayılan Rıfat Esad’la işbirliğine göz kırpması ve eski İhvancıların ABD’den yardım aldığı iddiası bu şüpheleri besliyor.

Bir İhvan üyesi tabanda oluşan rahatsızlık nedeniyle eski Baasçılarla ‘meşum’ ortaklığın 2009’da bitirildiğini belirtip ekliyor: “Hatadan dönüldü.”

Organizma eksikliği

Muhalefetin en büyük açmazı rejime karşı alternatif bir omurga ortaya çıkaramamaları. Bunun nedeni 30 yılda sürgünde kümelenmiş olmaları. 1961’de Baasçılara direnip 600 bin kişiyle sürgüne giden babasından liderliği devralmış Şelan bile temsil kabiliyeti yüksek olmasına rağmen Suriye’deki kabile üyeleri üzerinde siyaseten belirleyici olamadığını itiraf edip ekliyor: “Ama siyaset yapma imkânım olursa kabileyi arkamda sürükleyebilirim.”

Etnik ve mezhebi çatışma olasılığına karşı da muhalefet duyarlı. Kamışlılı Kürt temsilci Muhammed İbrahim’e göre, Esad 400 bin Kürt’e vatandaşlık tanınacağı açıklamasıyla Kürtleri Araplardan koparmak istedi ama başaramadı. 2004’te Arap çeteleri istihbaratın koruması altında Kürt ve Hıristiyanların işyerlerini yağmalamış, etnik çatışma körüklenmişti.

Kürt bölgesindeki Araplara da silah dağıtılmıştı. Burada bir çatışma potansiyeli var. Vatandaş sayılmadıkları için toprak üzerinde de hak iddia edemeyen Kürtlerin arazileri Tebke barajının mağduru Araplara verilmişti. Bu mesele 2 halk arasında bir mayın olarak duruyor.

Muhalifler iç savaşı önlemek için “Alevi ağırlıklı rejim” değil “Rejimi tekeline almış Esad ailesi”ni hedef belliyor. Afişe edilen üç isim var: Beşşar Esad’ın kardeşi Başkanlık Muhafızları Komutanı Mahir Esad, Askeri İstihbarat Şefi Asıf Şevket, Esad’ın kuzeni ‘işadamı’ Mahluf. Askerden Mahir, istihbarattan Asıf, paradan Mahluf sorumlu.

Ailenin saltanatını sürdürmek için kan dökeceği ama ordunun nihayetinde tabandan bölünüp oyunu bozacağı ise muhaliflerin ortak züğürt tesellisi.

* * *

‘Aleviler de isyanlarda’

Vecdi Mustafa, Nusayri (Alevi) asıllı bir solcu. 10 yıl Suriye’de hapis yattıktan sonra yurtdışına kaçmış. 2 yıldır Viyana’da sürgünde yaşıyor.

Rejimin sırtını Nusayri topluluğuna dayadığı söyleniyor. Nusayriler bu isyanda nerede duruyor?

Bir yanıyla doğru, bir yanıyla yanlış. Ama rejim herkesi eziyor. Sorunlar herkes için geçerli. Aleviler de tutuklanıyor, işkence görüyor. Hamidiye’de gösterilerin görüntülerini cep telefonuyla kaydedip bütün dünyaya geçen bir Aleviydi. Aleviler Lazkiye ve Ceble’deki ayaklanmaya destek verdi. Aleviler de rejimden rahatsız ama korkudan sokağa çıkamıyor. Gösterilerde tutuklananlar arasında çok sayıda Alevi var.

Sünnilerin iktidara gelmesi halinde Aleviler ve Hıristiyanların yok edileceği söylemine ne diyorsunuz?

Bu söylemi Esad rejimi kullanıyor. Suriye’de Sünni-Alevi diye bir örgütlenme yok.

Gösterilerde muhalefet partilerinin rolü nedir?

Gösteriler belli bir örgütün işi değil. Bu iş, görüşleri birbirinden farklı olan gençlerin internet üzerinden yaptıkları çağrılarla başladı. Bu gençler babaları hapislerde yatmış insanların çocuklarıdır. 1980’lerde bütün sivil toplum örgütleri, hatta sendikalar tamamen silindi. Örgütlerin liderleri tutuklandı. Bu insanlar 1992’de bırakıldıklarında insan hakları örgütleri çatısı altında varlık göstermeye başladı.

Ya solun Müslüman Kardeşlerle ilişkisi…

Müslüman Kardeşler’le siyasi anlamda geçmişte sorunlar yaşadık. Ama birlikte hapis yattık, zamanla görüşler değişti. Eskisi gibi “İslami rejim getireceğiz” demiyorlar, “Demokrasi istiyoruz” diyorlar.

Muhalifleri ABD’nin finanse ettiği suçlamasına ne diyorsunuz?

Dış yardım yok. ABD’den gelecek öyle bir yardıma Suriye’de sokaklara dökülmüş bir tek kişi sıcak bakmaz.

Barada TV’ye verilen 6,5 milyon dolara ne diyorsunuz?

Barada’nın muhalifler üzerinde hiçbir etkisi yok. Ayrıca finansmanı Suriyeli işadamlarının karşıladıklarını söylüyorlar.

Ordu bölünür mü?

Bizim ordu Mısır ordusu gibi değil. Komuta kademesinde bölünme zor ama alt düzeyde böyle bir şey beklenebilir.

Olası bir iktidar değişiminde nasıl bir siyasi manzara çıkar? Bir Müslüman Kardeşler iktidarı beklenebilir mi?

Suriye muhalefeti ağırlıklı olarak solcudur. Müslüman Kardeşler dışarıda güçlü ama Suriye içerisinde o kadar etkili değil.

Olası bir rejim değişikliğinde İran ve İsrail ile ilişkiler ne yönde etkilenir?

Halk İran’ı rejimin destekçisi olarak görüyor. Esad yönetiminin devrilmesinin ardından İran’la ilişkiler mutlaka değişir. İsrail’le barış olur mu olmaz mı şimdiden bir şey demek zor. Ama halkın İsrail karşıtı bir duruşu var ve demokratik bir değişim İsrail için kötüye işaret.

* * *

Esad için de ‘One Minute’

Suriye İslam Âlimleri Birliği Başkanı Prof. Ali Sabuni, Mekke’de yaşıyor. Eserleri Türkçeye de çevrilmiş Sünni ulemanın öncü isimlerinden. Konferansta Kürt temsilciler dahil muhaliflerin elini öperek hürmetlerini sunduğu Sabuni, Radikal’i yanıtladı:

Suriye’de etnik veya dinsel çatışma riski var mı?

Hayır, çatışma tehlikesi yok. Bu toplantı bunun kanıtı. Fitne çıkarıp bizi bu tehlikeye düşürmeye çalışıyorlar. Ama Baas’ın gerçek yüzü ortaya çıktı, halk bunu gördü.

Muhalefetin başarma şansı var mı?

Gecenin karanlığı sona eriyor. Çünkü herkes zalime karşı birleşti. Bu mazlumları savunma hareketidir.

Dışardan destek alıyor musunuz?

Dışardan destek yok. Bu tamamen halk hareketidir. Halk uyandı, rejim barışçıl gösterilere karşı şiddet kullandıkça halk da gösterilerde ısrar ediyor. Artık bunun geri dönüşü yok. 2 haftaya kadar hayırlı netice alırız.

Neden 2 hafta?

Zulüm zirveye ulaştı, iniş başladı, o nedenle 2 haftalık ömür biçiyorum.

Türk hükümetinden beklentiniz nedir?

Başbakan Tayyip Erdoğan kimsenin yapamadığını yapıp İsrail’e karşı sesini yükseltti, hakkı söyledi. Zulmün durması için aynı duruşu Suriye için sergilemesini istiyoruz.

FEHİM TAŞTEKİN, RADİKAL

Bir cevap yazın