Çılgın değil akılcı projelere ihtiyaç var

Başbakan Erdoğan merakla beklenen, İstanbul’la ilgili “çılgın” projesini de 27 Nisan’da büyük tantana ile açıkladı. Projenin beni heyecanlandırdığını söyleyemem. Daha doğrusu, “Türkiye dünyanın bilmem kaçıncı harikasını inşa edecek” üslubuyla sunulan “İstanbul Kanal” projesine hiç sıcak bakmıyorum.

Kanalın her iki yanına da yerleşim öngörüldüğüne göre, bu proje İstanbul Boğazı çevresinde yaşayanları tanker facialarından korusa bile, kanalın çevresinde yaşayanları nasıl koruyacağını anlamış değilim. Kanal yerine, Nabucco’ya ve başka boru hatlarına yüklenilse, Boğaz trafiğinde güvenliği azami artıracak önlemler alınsa, daha akılcı davranılmış olmaz mı, diye düşünüyorum.

Öte yandan İstanbul’un sorunu nüfus yoğunluğu iken, bunu katlamanın manası nedir, anlayamıyorum. Uygar ülkeler, büyük şehirlerdeki nüfus yoğunluğunu azaltmak için devlet dairelerini, büyük işyerlerini, sanayi kuruluşlarını başka şehirlere taşınmaya özendiriyor.

Kısacası, 2 yıl süreceği söylenen fizibilite etütleri tamamlandığında, başta doğal çevre olmak üzere çeşitli açılardan uygunsuz olduğu sonucuna varılıp, bu “çılgın” projeden vazgeçileceğini umuyorum. Umutsuz da değilim.

Malumunuz AKP hükümetinin, değilse bile Başbakan Erdoğan’ın bir “çılgın” projesi daha var: Parlamenter sistem yerine bir tür başkanlık sistemini geçirmek ve kendisini başkan seçmek…

Diyeceğim şu: Türkiye’nin “çılgın” yani akıl, mantık ve vicdanla bağdaşmayan değil, akla, mantığa ve vicdanlara uygun projelere ihtiyacı var.

Türkiye’nin gelecekte dünyanın en güçlü ekonomilerinden biri olmasının yolu ne nükleer enerjiden ne de İstanbul Kanalı’ndan; öncelikle demokratik anayasa ile Kürt sorununu çözmekten geçer.

Ekonomi alanında başta gelen akılcı proje de eğitime yüklenmektir. AB Komisyonu’nun yakınlarda yayımlanan raporuna göre Türkiye eğitimde, AB’ye üye ve aday ülkeler arasında en geride geliyor (Bkz. Vatan, 21 Nisan). 21. yüzyılı, bilgi toplumunu yakalamak için, başka her şeyden önce eğitime, araştırma-geliştirmeye yatırım yapmalıyız.

ŞAHİN ALPAY, ZAMAN

Bir cevap yazın