Adalet ve özgürlüklerimiz için direneceğiz!

Sizleri, Allah’ın takdiri ve her birinizin sabırlı ve kararlı tutumu ile giderek büyüyen, bugün itibariyle 11 ilimize yayılan direnişin çatısı Adalet ve Özgürlükler Platformu adına selamlıyorum.

Platformlarımız, özelde, başörtüsü yasağına karşı pazarlıksız bir direnişe hayat vermiş ve yasağın yaşamın tüm alanlarından koşulsuz bir şekilde kalkması için yeni bir eylem pratiği geliştirerek uzun soluklu bir mücadeleyi direniş tarihine kaydetmiştir. Genelde ise zulme uğrayan tüm kesimlere destek olmayı erdem bilmiştir.

Platformlarımız kronik hale gelen başörtüsü yasağına son verilmesi için siyasi mercilere yine çağrıda bulunmaktadır. Bu anlamıyla, platformlar iktidarı ve muhalefeti ile tüm kesimlerin başörtüsü meselesini bir istismar aracına döndürme gayretinde olduklarını düşünmekte ve samimiyetlerinden şüphe duymaktadır.

Halkın son bulmaz bir ümit bağıyla kendilerine bağlandığını düşünerek seçilemeyecek sıralara başörtülü aday koyan AK Parti Hükümeti umut tacirliğine son vermelidir. AK Parti’nin 2023 yılına yönelik projeksiyonunda başörtüsü yasağının son bulacağına dair açık bir işareti görememek bu planları bayındırlık faaliyetleri ile sınırlandırılmış bir anlayışın ürünü olarak algılamamıza sebep olmaktadır. Seçim dönemleri boş vaatler sunan muhalifler ise halen yer aldıkları Meclis’te meseleyi çözmeyerek samimi olmadıklarını ortaya koymuş haldedirler.

Platformlar, Türkiye’deki yasakçı zihniyetten esinlenen bir takım ülkelerin kendi halklarına yasağı dayatmaya çalıştığını görmektedir.

Kosova, Arnavutluk ve en son Azerbaycan yönetimleri buna birer örnektir. Platformlar yasakla muhatap olan ülkelerle omuz birlikteliği yapmayı ve birlikte sınırları aşan güçlü bir direnç göstermeyi vazife bilmektedir.

Platformumuz Tunus’tan başlayarak, Suriye’ye ulaşan halk hareketlerini destekleyip, hayatlarını kaybedenleri rahmetle anarken, Batı’nın Ortadoğu topraklarını yeniden şekillendirme amaçlı müdahalesini kınamaktadır!

Bu anlamda bölge çıkarlarını baltalayacak mezhepçi, hizipçi üslup ve söylemlerden uzak durulması, İslam Dünyası’nın menfaatini gözetici ve siyasi ve sosyal anlamda yeterlilik gösteren onurlu yönetim ve halklarla güçlü bir birliktelik sergilenmesi gerektiğini beyan etmektedir.

Platformlarımız, Mavi Marmara saldırısının yıl dönümü arifesinde Siyonist İsrail’i lanetlemektedir. Şehitlerimizi rahmet ve minnetle anmaktadır. Buradan Türkiye Hükümetine seslenmektedir;  Mavi Marmara saldırısı hakkında Türkiye mahkemelerinde açılması gereken ceza davasını geciktirmeye yönelik nüfuzunuza son verin.

Türkiye’nin egemenlik haklarının ve onurunun korunmasının, şehit kanlarının hesabının sorulmasının, şehitlerimize ve ailelerine olan borcumuzun ödenmesinin yolu Mavi Marmara gemisine saldırı emrini verenlerin ve bu saldırıda bulunanların Türkiye Devleti tarafından yargılanmasından geçecektir. ABD ve İsrail’in tehditlerine boyun eğmeyin! Bu halk onlar karşısında dik durduğunuz müddetçe arkanızda olacaktır. Aksi halde halkımız ülkenin egemenliğini sorgulanır hale getirdiğinizi kabul edecek ve bunun adli ve siyasi hesabını da sizlerden soracaktır. Bu davanın açılması için ne gerekiyorsa yapılmak üzere tüm sivil toplum kuruluşlarını, Filistin dostlarını ve İHH yönetimini de bilinçli ve dirençli hareket etmeye, kamuoyunu sürekli bilgilendirmeye davet ediyoruz.

Son olarak, küreselleşen zulümlere, baskı ve dayatmalara, hak gasplarına karşı hepinizi tüm mazlumlar adına küresel direnişe çağırıyoruz! Sabır, sebat ve dirençle kalınız!

Adalet ve Özgürlükler Platformu Dönem Sözcüsü Nigar Gümrükçüoğlu’nun, Kocaeli’deki Başörtüsü mitinginde yaptığı konuşmanın tam metnidir.

Bir cevap yazın