Hak İhlalleri Raporu: Başörtüsü sorunu çözülmedikçe özgürlüklerden bahsedilemez

Diyarbakır Özgür-Der Şubesi İnsan Hakları Komisyonu Nisan ayı Hak İhlalleri raporunu yayınladı. Raporda YSK’nın önce veto kararı alıp sonra kaldırdığı süreçte yaşanan olaylar ve can kayıpları değerlendilirken, başörtüsü yasağı da kendisine yer buldu. Raporun yasakla ilgili değerlendirmelerini dikkatinize sunuyoruz.

28 Şubatçı Rektörler ve Yasakçılar Görevden Alınmalıdır

YÖK’ün genelgesiyle üniversitelerin birçoğunda başörtüsü sorunu fiili olarak çözülmüş durumdayken, özellikle bazı üniversitelerde bizzat rektörler ve dekanlar tarafından yasak, 28 Şubat taktikleriyle devam ettirilmektedir. Özellikle, Edirne’de bulunan Trakya Üniversitesi’nde, Rektör Prof. Dr. Enver Duran’ın panolara astırdığı ilanlarla başörtüsünün tüm kampüs sathında yasaklanması, yasakçıların başörtüsü yasağından asla vazgeçmeyeceklerinin ispatıdır. Panolara asılan ve bizzat rektör tarafından yazılan ilanda da belirtildiği gibi, yasağın hiçbir yasal dayanağı bulunmamaktadır, fakat buna karşın halen birtakım yönetmelikler bahane kılınarak bu zulüm sürdürülmektedir. İzmir’de bulunan Ege Üniversitesi’nde de Trakya Üniversitesi’ndekine benzer şekilde binaların girişine duyurular asılarak, başörtüsüne izin verilmeyeceği ilan edilmiştir. Bunlarla yetinmeyen yasakçı hoca ve asistanlar, başörtüsü konusunda ısrar eden öğrencileri fişleyip, sözlü tacizlerle korkutarak tehditler savurmaktadırlar. YÖK’ün genelgesini umursamayarak, keyfi biçimde hareket edip bu hukuksuzluklara yol açan yetkililerin tümü, derhal görevden alınmalı; mağdur edilen öğrencilerin hakları iade edilmeli ve sorumlular cezalandırılmalıdır.

Bazı üniversitelerde 28 Şubat’ı hatırlatan bu uygulamalar sürerken; birçok okulda, DPY-B, YGS, ALES v.b sınavlara başörtüsüyle girmek isteyen öğrencilere izin verilmediği tespit edilmiştir. ÖSYM tarafından eğitim yılı başında yapılan açıklamada, sınavlara başörtüsüyle girilebileceği belirtilmesine rağmen, bahsi geçen sınavlarda kimi öğrencilerin başörtüleri ve pardösüleri zorla çıkarılmaya çalışılmış; bazı öğrenciler, sınavlarının iptal edileceği şeklinde tehditler almış; bazı yerlerde de başörtülü öğrenciler, sınav salonuna alınmayarak dışarıda bekletilmiştir. Özellikle sınavlarda ortaya çıkan ve tespit edilen bu hak ihlallerinin sorumluları derhal soruşturulmalı ve gerekli cezalar verilmelidir. Yasakçılardan daha çok yasağı savunan gözetmenlerden, sınav sorumlularından, keyfi uygulamalarla yol açtıkları bu zulüm nedeniyle hesap sorulmalıdır.

Başörtüsü Sorunu Çözülmedikçe Özgürlüklerden Bahsedilemez

Başörtüsü yasağı, “kamusal alan” diye tabir edilen her yerde halen en katı biçimde uygulanmaktadır. Özellikle resmi törenlere başörtüsüyle katılanlara tahammül edilmemekte ve o tören alanlarından başörtülü insanlar uzaklaştırılmaktadır. Kamu kurumlarında başörtülü çalışılmasına ise neredeyse hiç müsaade edilmemektedir. Yanı sıra yasak, ilköğretim ve liselerde de katı bir şekilde sürdürülmektedir. Yasağın üniversite ayağı bir genelgeyle kısmen çözülmüştür ama yasak, hayatın birçok alanında, 28 Şubat’ta olduğu gibi halen tüm yakıcılığıyla uygulanmaktadır.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum’un “Dinin emrediyor diyerek takmayacaksın. Üniversitelerde, başkaldırının hak ve özgürlüklerine karşı olmamak, laik devlet esasına aykırı olmamak ve kamu düzenine aykırı olmamak koşuluyla moda olarak baş örtülebilir.” şeklinde ifade ettikleri, aslında egemen anlayışın başörtüsünü tanımlayışı ve özgürlük alanının sınırlarını belirlemesi açısından çarpıcıdır. Bu açıklama da gösteriyor ki, resmi ideolojinin başörtüsü yasağını sonlandırma gibi bir niyeti bulunmamaktadır. Oysa bilinmelidir ki, başörtüsü yasağı her alanda koşulsuz biçimde son bulmadıkça, özgürlüklerden ve insan haklarından asla bahsedilemez.

Özgür-Der Diyarbakır Şubesi

İnsan Hakları Komisyonu

Bir cevap yazın