318. hafta: Kirli bir seçim sürecinden geçiyoruz

Hak ve özgürlük arayışımızın 318. Buluşmasına hoş geldiniz.

Bilindiği üzere seçim sürecinin son üç haftasına giriyoruz. Üzerimize kabus gibi çöken 12 Eylül Darbesinin etkilerini hayatımızdan söküp atmak için gittiğimiz referandum bizi daha büyük beklentiler ve umutlarla seçim sürecine taşıdı.

Bizler daha özgür daha demokratik ve daha adil bir Türkiye’de yaşama isteği ve umudunu siyasilerinde paylaştığını görmek ve duymak istemiştik. Ama gördük ki bizim beklentilerimiz siyasilerin gündeminde değil.

Daha en başta yüzde on barajıyla seçime giderek, yeni parlamentoya bağladığımız yeni anayasa umudumuzu kırarak başladılar. Bir darbe mantığına yüzde on barajıyla taşıyan siyasilerin bizi darbe etkisinden kurtarıp yeni darbelere karşı koyacak bir anayasa yapmaya niyetlenmedikleri açığa çıkmıştır. Sonra YSK’nın açıkça vatandaşlarımızın bir kısmını siyasi arenanın dışına atmak için aldığı kararlar sarsıldık.

Bu arada anlam veremediğimiz yine siyasete etki eden göz altı ve tutuklamaları adalet anlayışımızla bağdaştırmaya çalıştık.

Bütün bunlar yetmiyormuş gibi özel hayatımıza giren röntgencilere siyasilerin ve siyasetimizin teslim oluşunu izledik. Özel hayatımızın şantajcıların elinde oyuncak oluşuna engel olunamayışına şahit oluyoruz.

Öte yandan bu gün eğer bir takım insanlar siyasette yöneticiliğe oynuyorsa davranışları tüm toplumu bağlar. Bekledik ki bizden oy isteyenler bunlarla olan mücadeleleri ile önümüze çıksan. Ama o’da olmadı. Meydanlara çıkanlar bütün bu olanlara karşı çıkmak yerine bu olanlardan nasıl nemalanacağının derdine düştü.

Bu da yetmedi bedeli akan kan ve yiten canlar olan gerginliği tırmandırdıkça tırmandırıyorlar. Birbirlerini projelere üzerinden eleştirmek yerine sahip oldukları insan haklarına saldırarak, hak ihlali yaparak, hakaret ederek yani bel altı vurarak alt etmek için ellerinden geleni artlarına koymuyorlar.

Şantaj, hukuksuzluk, hakaret, iftira ve insan hakları ihlalleriyle dolu bir süreçle seçime gidiyoruz.

Bizi duymamakta direnen siyasilere bir kez daha bütün bunlara kulaklarımızı tıkayarak; hak ihlallerinin sonlandırılması, ülkemizde hukukun üstün kılınması, adil bir gelir paylaşımının sağlanması, insan haklarını temel alan yeni bir anayasa yapılması, bu anayasa çalışmalarının mutabakata dayanması, bu topraklar üzerinde yaşayan hiçbir vatandaşın kendini diğerinden daha az vatandaş hissetmediği bir Türkiye’yi anlatan söylemler duymak istediğimizi bir kez daha yinelemek istiyoruz.

Kalan süreçte daha akılcı ve demokratik bir tavır görmeyi umarak katılımınız için teşekkür ederiz.

Medine KÜÇÜK

Mazlumder Kocaeli Şubesi Başkan Yardımcısı

Bir cevap yazın