Siyaset, toplumsal sorunlardan kaçamaz

Sakarya Küçük Millet Meclisi aylık toplantılarına devam ederken, bu ayın gündeminde yaklaşan genel seçimler vardı. Tüm partilerin temsil için davet edildiği toplantıya MHP ve HAS Parti adayları katılırken, diğer partiler herhangi bir temsilci göndermedi. Kurumsal ve bireysel temsilin sağlandığı SkMM’de; ilk olarak vekil adayları, neden siyasete girdiklerini, yerel ve genel gündem hakkında neler düşündüklerini paylaştıktan sonra STÖ temsilcileri ve diğer katılımcılar da yeni döneme dair tespit ve taleplerini ifade ettiler.

Beytullah Önce, SkMM’de yeni anayasa, toplumsal beklentiler, eğitim ve yerel sorunlar olmak üzere dört ana başlık altında yaptığı konuşmada Kürt sorununda devlet açılımının bittiğini, başörtüsü yasağının kampuslerle sınırlandığını, ekonomide küresel kapitalizme boyun eğildiğini, dış politikada NATO konseptinin dışına çıkılmadığını ifade ederek Hükümet ve muhalefetin devlet zihniyetiyle davranarak çözümden ziyade sorunun parçası olduklarını vurguladı.

NASIL BİR ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ?

Yeni anayasayla ilgili tablonun belirsizlikler taşıdığını ifade eden Beytullah Önce, konuyla ilgili “Şahsen genel seçimlerden sonra anayasanın tamamen değiştirileceği konusunda şüphelerim var. Gördüğümüz kadarıyla Başbakan Erdoğan, parlamentonun işleyiş biçiminde değişime gitmek istiyor. Fakat bu isteğin neticesinde, anayasa konusunda başkanlık sistemiyle başlayacak bir tartışmanın toplumsal kutuplaşmayı derinleştirme ihtimali yüksek. Böyle olursa, kaybedilecek ilk yılın ardından yerel seçimlere geleceğimiz göz ardı edilmesin. Yerel seçimlerden sonra geçen zamanın yıpratılmışlığından yeni bir anayasa tartışmasına ne kadar imkân kalır ki? Yani gözden kaçan bir takvim sorunu da var.

Konunun diğer boyutu da AK Parti’nin seçim kampanyasını yeni anayasa eksenine oturtmaması. Tüm partiler gibi yuvarlak laflar ederek, konuyu geçiştiriyor. Ayrımcı ve ötekileştirici olmayacak deniyor ama Kürt meselesinde, başörtüsü meselesinde, emek meselesinde somut şeyler söylemiyor. Siyaseten tıkandığı noktalardan ise“kanal” açarak çıkmaya çalışıyor.

ANAYASA DEĞİŞMEZSE NE YAPILMALI?

Bu durumda önümüzdeki dönemde birkaç hususa odaklanmakta fayda var. İlki, seçim barajının kaldırılması. Toplumsal temsiliyetin katılımcı bir şekilde yansıyacağı meclis tablosunun, mevcut sorunların çözümüne daha olumlu bir katkı sağlayacağı kesin. İkinci olarak partiler yasası değiştirilmek zorunda. 12 Eylül zihniyetinin dizayn ettiği partiler yasasına dokunulmadığı sürece, siyasi partilerin devletin ve resmi ideolojisinin vesayetinden kurtulabilmeleri çok zor. Aynı sebeple milletvekili yemin metninin de değiştirilmesi gerekecektir. Son olarak da inanç, ifade, eylem ve örgütlenme özgürlüklerinin önündeki engellerin kaldırılarak, temel hakların garanti altına alınacağı bir paket oluşturulabilir.

Tabi, 12 Eylül referandumundaki gibi bir pazarlık unsuruna dönüştürülmeden…”

EĞİTİMDE 12 EYLÜL SÜRÜYOR!

Beytullah Önce, SkMM’de ikinci ana başlık olarak Kürt sorunu ve anadilde eğitim engeli, başörtüsü yasağı, farklı toplumsal grupların yaşadıkları mağduriyetler, emeğin taşeronlaştırılması ve çalışma şartlarının iyileştirilmesi gibi konuların hâlâ çözümsüz bırakıldığı, devlet zihniyetiyle davranan partilerin ise çözümden ziyade sorunun parçasına dönüştüklerini vurguladı.

Beytullah Önce’nin değindiği üçüncü ana başlık ise eğitim oldu. Önce, “Başbakan’ın öğrencilere e-kitap vaat ettiği bir vasatta, eğitimde egemen kültürü hâlâ 12 Eylül darbesinin şekillendirdiği gerçeğinin değişmemesi önemli bir sorun. Tek tipçi ve militarist anlayış okullarda hâlâ başat unsur. Son yıllarda buna küresel kapitalist kuşatmanın getirdiği bireyci ve tüketici anlayış da eklendi. Tüm bunlar sınav odaklı ve yoğun müfredata dayalı bir eğitim sistemiyle birleştiğinde ortaya büyük bir sorun çıkıyor.

Eğitimde bu zihniyet nesilleri ifsad ediyor. Dolayısıyla eğitimde ciddi adımlar atılması şart. Bu noktada Tevhid-i Tedrisatın kaldırılarak, farklı modellerin tartışılmak üzere önünün açılması başlangıç olarak önemli sayılabilir.” dedi.

EMEĞİN TAŞERONLAŞTIRILMASI CİDDİ SORUN

Vekillerle buluşulan toplantıda konuşan Beytullah Önce son olarak yerel sorunlara değindi. İşsizliğin orta ve büyük ölçekli işletmeler tarafından emek sömürüsünün fırsatı olarak kullanıldığını ifade eden Önce “Geçici sürelerde çalışan büyük bir işgücünün taşeron firmalar arasında dönüp durduğu gerçeği göz ardı edilmemeli. Bu insanlar asgari ücretle adeta köleleştirilirken, işsizlik tehdidiyle pasifize ediliyorlar. Ayrıca sendikal örgütlenmenin de yine aynı gerekçeyle engellendiğini görüyoruz. İşsizlikte yanlış tarım politikalarının katkısı da büyük. Eğitim ve yerel yönetime katılım da vekillerin çalışması gereken alanlar olarak dikkat çekiyor. Tüm bunlara şehrin depreme hazırlık konusunda yetersizliği eklenebilir. Sanki depremi unutmuş gibiyiz.” dedi.

Bir cevap yazın