ANAYASA’DA DEĞİŞTİRİLMEZ MADDE İSTENMİYOR

Yeni Anayasa Platformu, 24 il ve ilçede altı bin kişiyle konuştu. Sonuç: Halk kendi anayasasında değiştirilemez madde de istemiyor.

Bir süredir ülke genelinde halk toplantıları düzenleyen YAP, yeni anayasa için halkın talep ve ihtiyaçlarını belirlemeye çalışıyor. Şu ana kadar 24 ilde ve ilçelerinde 6 bine yakın kişinin katıldığı büyük halk toplantıları yapan YAP, bu toplantıların sayısını 100’e çıkarmayı hedefliyor.

YAP, bu toplantıların sonuçlarını dün ara bir raporla Taksim Larespark Otel’de açıkladı. Rapora göre vatandaş devletin küçülmesini, özgürlüklere karışmamasını ve hizmet etmesini bekliyor.

Halk mevcut anayasa ve arkasındaki 100 yıllık ideolojiyi tarihin çöplüğüne çoktan atmış görünüyor. YAP, değişik siyasi görüşlerden vatandaşların ortak taleplerini şöyle özetliyor:

“Toplum ‘surların içinde’ yaşayanların kendisine anayasa dayatmamasını istiyor.

Toplum geleneksel devlet algısından kurtulmaktan yana.

Türkiye’nin 100 yıllık siyasal ve ideolojik referanslarının dışında ortak paydalar arayışı öne çıkıyor.

Yeni anayasada hiçbir kutsiyete, değiştirilmez dogmalara, ırkçı-şoven, ötekileştirici, dışlayıcı kavrama yer verilmemesini toplum kesin bir talep olarak sunuyor.

Halk, yeni anayasanın insan ve doğa merkezli olmasını ve kendi geleceği hakkındaki kararın bizzat topluma ait olması gerektiğini ve yine bunun da barış, özgürlük, kardeşlik, güven esasına dayanmasını şart koşuyor.

Toplum vesayetin tasfiyesini, sistemin demokrasi esaslarına göre yeniden yapılandırılmasını istiyor.”

Yeni anayasa yapılırken izlenmesi gereken yol ve yöntemle ilgili olarak halkın beklentisi raporda “kendi anayasamı kendim yapmak istiyorum” sözüyle özetlenmiş.

Tüm farklılıklar “kurucu unsur” olsun

Anayasa Çalışma Grubu’nun yeni anayasa için hazırladığı önerilerden çarpıcı olanlar ise şöyle:

1. Devlet yapısının değiştirilemez tek referansı insan onuru olmalıdır. Düzen insan onurunun önceliği üzerinden özgürlükçü demokratik bir düzen olarak tanımlanmalı ve tasarlanmalıdır.

2. Anayasayla tüm farklılıkları siyasal yapının kurucu unsuru olarak kabul etmek, bu unsurları farklılıklarını, inançlarını, tercihlerini yaşama, geliştirme ve kültürel miraslarını eğitim yoluyla sonraki kuşaklara aktarma imkanlarına sahip kılmak esastır.

İster federalizm, ister üniter devlet yapısı tercih edilsin; devletin temel işleyişinin adem-i merkeziyetçilik esasına göre tanzim edilmesi şarttır. Demokratik katılım yerelden itibaren, her bir farklılığın kendini kurucu ve değerli olarak göreceği biçimde inşa edilmelidir.

Meclis temel siyasal kararların verildiği mekan olarak düzenlenmeli; meşruiyetini doğrudan seçimle sağlamayan tüm kamu kurum ve kuruluşlarının meşruiyeti meclisin uygun yöntemle belirlenecek iradesine dayandırılmalıdır.

Meclis, devlet başkanlığı, hükümet ve Anayasa Mahkemesi gibi belirli kurumlar dışında hiçbir kuruma anayasada yer verilmemelidir. Devletin etkinliği, kurumsal yapının gerektiğinde hızla değiştirilmesini gerektirmektedir.

(Taraf)

Bir cevap yazın