Darbe geleneği son bulsun!

Mazlumder İstanbul Şubesi 27 Mayıs darbesinin yıldönümünde Topkapı Anıtmezar’da bir basın açıklaması ve görsel etkinlik gerçekleştirdi. İstanbul Şube Yönetim Kurulu Üyeleri, MAZLUMDER gönüllüleri, basın mensupları ve artık darbelerin son bulmasını isteyen çok sayıda kişi Anıtmezar’daki etkinliğe katıldı.

Basın açıklamasını yapan MAZLUMDER İstanbul Şube Başkanı Cüneyt Sarıyaşar, “27 Mayıs birçok insan hakkı ihlalinin de yaşandığı bir süreç olmuştur. Seçilmiş iktidarın üyeleri Yassıada’da insanlık dışı muamele ve işkenceye tabi tutulmuş, bir kısmı idam edilmiştir. Hukuksuz yargılama ve keyfi uygulamalar neticesinde birçok kişi haksız ve hukuksuz bir şekilde cezalandırılmıştır” diyerek süregelen darbe ve muhtıralar neticesinde Türkiye’nin, 27 Mayıs’tan beri darbe Anayasa’larıyla yönetilen bir ülke olmaktan kurtulamadığını, aradan yarım asır geçmiş olmasına rağmen hala sivil bir anayasa yapmayı başaramadığını belirtti.

Anıtmezar’a giden caddenin her iki tarafına yerleştirilen darağaçlarında adalet, anayasa, seçilmiş başbakan, cumhuriyet, halk iradesi, haysiyet ve hukuk temsili olarak asılarak 27 Mayıs’ta tüm bunların idam edildiğinin ifade edildiği görsel etkinlik ise gün boyu sürecek.

MAZLUMDER İstanbul Şubesi Basın Bürosu

BASIN AÇIKLAMASININ TAM METNİ:

DARBE GELENEĞİ SON BULSUN!

1960 darbesi aslında 1924’te millet iradesine yapılan darbenin ve sonrasında hüküm süren ırkçı faşist karakterli Kemalist diktatörlüğün devamının imkansızlaştığı ikinci dünya savaşı sonrası konjöktürün baskısı ile milletin hesaba dahil edildiği zamana rastlar. Bu konjöktürde milletin de hesaba dahil edilmesi kaçınılmaz olunca önü açılan halk ilk defa vatandaş olmuş ve hemen cevabını sandıkta vermiştir.

Ama iktidarı elinden kaçırsa da muktedir olmayı bırakmayan jakoben Kemalist tahakküm halkın bu cevabına karşı, üniversiteler ve bürokrat kadrolarla askeri bürokrasinin işbirliğinde halka karşı “iyi vatandaş” olamamanın yolunu 1960 ta kesmiştir.

Bundan böyle yeni “özgürlükçü!” bir anayasa ile halkın dışında “muktedirlerin” vatandaşlık tanımına uygun olmayan herkesin baskı altına alınabildiği bir dönem başlatılmış ve bu dönemde 27 Mayıs “hürriyet ve anayasa “ bayramı olarak kutlanmıştır.

Yıllarca resmi bayram olarak kutlanan, 27 Mayıs darbesi tam 51 yıl önce bir avuç subay tarafından geçekleştirilmişti. Bu gün yaşanan siyasi ve toplumsal sorunların kaynağını oluşturan bu darbe, 10 yılda bir devam eden darbeler zincirinin de tetikleyicisi olmuştur.

Bu toprakların siyasal geleneği açısından İttihat ve Terakkiyle başlayan askeri müdahale süreci Cumhuriyet döneminde 27 Mayıs ile devam etmiştir. Zira bu darbe ve sonrasında yapılan Anayasa ile hayatımızdan bir türlü çıkmayan darbe ve muhtıralara zemin hazırlanmıştır.

27 Mayıs birçok insan hakkı ihlalinin de yaşandığı bir süreç olmuştur. Seçilmiş iktidarın üyeleri Yassıada’da insanlık dışı muamele ve işkenceye tabi tutulmuş, bir kısmı idam edilmiştir. Hukuksuz yargılama ve keyfi uygulamalar neticesinde birçok kişi haksız ve hukuksuz bir şekilde cezalandırılmıştır.

Askeri-militarist sistemin tahakkümü yanında bugün de devam eden vesayet kurumlarının birçoğu bu darbe neticesinde yapılan Anayasayla ihdas edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, Hâkimler Yüksek Kurulu, MGK, Askeri Yargı bu darbe neticesinde oluşturulan kurumlardan bir kaçıdır sadece.

27 Mayıs darbesiyle darbeci kadro, ekonomik olarak OYAK’ la, yargısal olarak Askeri Yargı kurumlarıyla kendini dokunulmaz kılmış, MGK ile hükümet üzerinde baskı kurmanın önünü açmış ve gölge bir iktidar oluşturmuş, Anayasa Mahkemesi ile meclisi işlevsiz hale getirmiş, TSK İç Hizmet Kanunu md. 35 ile darbe ve müdahalelere çanak tutmuştur.

Süregelen darbe ve muhtıralar neticesinde Türkiye, 27 Mayıs’tan beri darbe Anayasa’larıyla yönetilen bir ülke olmaktan kurtulamamış, aradan yarım asır geçmiş olmasına rağmen hala sivil bir anayasa yapmayı başaramamıştır.

MAZLUMDER olarak, halkın iradesini hiçe sayan her türlü askeri müdahalenin karşısında olduğumuzu belirterek, aşağıdaki hususlara dikkat çekmek isteriz:

• Darbeci kadroların ihdas ettiği bütün vesayet kurumları ve yasalar tartışmaya açılmalı ve TSK İç Hizmet Kanunu’nun TSK’ya “Cumhuriyeti koruma ve kollama görevi” veren 35. maddesi derhal kaldırılmalıdır.

• Bu döneme ait arşivler açılmalı, halka gerçeği öğrenme hakkı tanınmalıdır.

• Darbeciler ve darbe çağrışımı yapan bulvar-cadde-sokak ve kamu binalarına verilen isimler değiştirilmelidir.

• Bu ülke 80 yıllık Cumhuriyet tarihinin 50 yılını darbe Anayasası’yla yaşama utancıdan bir an evvel kurtarılarak, temel hak ve özgürlükler ile hukuku ve adaleti temel alan, devleti değil insanı önceleyen toplumsal sözleşme özelliğini taşıyan bir anayasa yapılmalıdır.

MAZLUMDER

İstanbul Şube Başkanı

Cüneyt Sarıyaşar

Bir cevap yazın