İSHAR: Altan Tan’ı destekliyoruz!

Malum olduğu üzere Kürdistan İslamî kesimi içerisinde birtakım İslamcılar uzun zamandır nitelikli tartışmalar gerçekleştirmektedir.

Fakat “Kürt Sorunu”nun gerçekten zor bir sorun olduğunu göz önüne aldığımızda, bu tartışmaların çok net ve somut sonuçlarının ortaya çıkmamış olmasının da anlayışla karşılanacağını düşünebiliriz.

Tartışmaların kuşkusuz belirtilerinin esasını, Kürt toplumunun mustazaf/ezilen temasıyla verdiği tarihî mücadelenin hareket olarak haklılığı oluşturmaktadır. Yani Kürtler amelde hak bir eylemde bulunmaktadır. Tartışmaların kuşkulu belirtilerinin esasını ise, amelde hak olan bir eylemin teoride hak olan bir düşünceyle eyleme kalkışmadığı teşkil etmektedir.

Kuşkulu olan tartışma, kuşkusuz olan gerçeğin bağılı olarak ondan asla ayrı olmayan bir tartışmadır. Teorik olarak sürdürülen bağıl tartışma değişik şekillerde gelişme gösterse de, birlik sağlayabilmiş ve eylemde hak olan bir hareketi, teoride hak olan bir düşünceyle pratike edebilmiş değildir. Bunda, hem içinde bulunduğumuz ve doğrudan etkisi altında olduğumuz “Kürt Sorunu”ndaki mevcut İslamî geleneğin ve onun sekter yapısının, hem de bizzat son Kürt hareketinin sosyal ve siyasal dominantı etkili olmuştur.

Kısaca, Kürt toplumunun içerisinden çıkmış tarihsel eylemin son halkasını hak bir davranış ve fakat eyleme egemen olan veya eylemi etkisi altında bulunduran politik unsurun teorisini batıl bir düşünce olarak görmekten kaynaklanan bir tartışmanın devam ederek sürdürüldüğü aşikârdır.

Tartışma bir sonuca varsın veya varmasın pratik yaşam ve yaşamsal olgular bu tartışmaya bağlı olmadan sürüp gitmekte ve açtığı yolda evrimini tamamlamaya çalışmaktadır. Bu evrimsel yönelimde bizim bir irademizin olabilmesi için, evrim sürecini seyreden teorisyenler olarak kalakalmamız değil, bir biçimde yaşamı bütünleyen olgular arası ilişkilere müdahalede bulunmamız kaçınılmazdır. Velev ki, tartışma bir sonuca varmamış olsun!

Bu bakımdan, iman ile vicdan arasına sıkışmış gibi durup bir türlü teoriyi pratikleştiremeyen İslamcı Kürtlere, en azından bir moment olabilecek bir modelin cesurca Altan TAN tarafından ortaya konduğunu söyleyebiliriz. İslamcı (veya İslamî) kimliğiyle özgün olarak siyasal blokta yer almayı başarıyla sürdüren Altan TAN’ın üzerine aldığı anti-propaganda riskini de düşündüğümüzde, cesurca bir karar aldığını ve kararlıca yolunda yürüdüğünü görmezlikten gelemeyiz.

Altan TAN’ın kendi adına bir İslamcı şahsiyet olarak aldığı kararların pratik sonuçlarının nasıl seyredeceğini önceden kestirmek bizim işimiz değildir. Fakat ilişkilerini özgün kimliği içerisinde sürdürdükçe, iman ile vicdan arasında sıkışmışlar için kaldıraç görevini de uhdesinde hissettiğini göstermektedir.

Altan TAN’ın üzerine aldığı misyonun görmezlikten gelinerek İslamcı Kürtlerce heba edilme ihtimalini ve bu modelin pratike edilmesine bahsini yaptığımız bitmeyen teorik tartışmaların engel kılınma imkânını yadsıyor ve kendisini, aynı zamanda bir model olarak desteklediğimizi açıklamayı bir görev olarak addediyoruz. İslamcı (veya İslamî) Kürtler olarak, seçim süreci içerisinde oluşturulan gerilimin kimi vahim göstergelerini Altan TAN’a fatura etmeden, yani onun izahına muhtaç bırakmayan bir yaklaşımla bu modeli değerlendirmeye aldığımızı ve sonucu hasıl edecek katkılarda bulunacağımızı tüm kamuoyuna arz ederiz.

Altan TAN’ın zaferi, imanıyla vicdanı arasında bulduğu yolun zaferi olacaktır.

İSHAR


Bir cevap yazın