Yeni dönemde yeni Türkiye ve yeni tartışmalar zamanı…

Seçim sonuçlarının üreteceği sorun ve hareketliliklerin önümüzdeki dönem Türkiye’sinin tartışmalarını belirleyeceği ortada.

Anayasa hazırlıkları ve Kürt meselesi etrafında yeni siyaset arayışı ve mevcut siyaset tarzının sorgulanması sanırız bu tartışmaların merkezini oluşturacak…

Siyaset ne sadece bugün olduğu gibi “mayın temizleme” niteliği taşıyan makro adımlardan, ne de sadece bu adımların atılabilmesi için gereken “işbilir” yöntemlerden meydana geliyor.

Başka bir deyişle, fiili tek parti düzeninde bu tek partinin yıllardır yapılması gerekenleri ustaca, cesaretle ve ilkeli olarak yapıyor, Türkiye’nin önünü açıyor olması; kullandığı modelin ve simgelediği siyaset tarzının aynı oranda doğru ve tartışılmaz olduğunu göstermiyor…

Türkiye’nin AK Parti yönetiminde yaşadığı ve tartışılması gereken temel sorunlardan birisi budur.

Gücünü toplumdan almakla, değişim politikalarıyla topluma hareket alanı sağlamakla birlikte, AK Parti “toplumsal”ı tanımlarken, toplumla ilişki kurarken, fiili ve sembolik katılma mekanizmaları üzerinden toplum-siyaset ilişkilerini biçimlendirirken “geleneksel sağ söylem”in dışına çıkmıyor.

AK Parti’nin de eylemlerine, zihniyetine, siyaset algısına ve tarzına egemen olan dört kavram var:

“Hizmet, beceri, dayanışma, millet…”

Siyasi iktidarın siyaset modeli ve tasavvuru, adaletçi özellikler taşıyan, yönlendirici politik tercih dozu düşük modelsiz bir “hizmet” fikriyle özdeş halde… Dillendirdiği başarı öyküsü ya da ulaştığı başarı örgülü katılımı ya da toplumsal ittifakları merkez alan bir modelden çok, genel meşruiyet rüzgarıyla yoğurduğu “beceri”yle, becerisiyle ilişkili…

Topluma bakışının bir ayağını oluşturan sosyal politikaları “alan-veren etkileşimine dayanmayan”, verenin “hüsnüniyeti”ne bağlı “geleneksel dayanışma” ruhu ve adımlarıyla örülü… Topluma bakışının diğer ayağı doğrudan talep etmeyen ya da talebini iktidar seçerek yerine getiren, farklı eğilimleri olmayan, her doğru adımın herkesi doğru yönde etkilediğini varsayan “yekpare millet” anlayışı üzerine kurulu…

Örgütlü girişimleri, kurumsal, toplumsal, kitlesel talepleri reddeden, üretimden çok tüketimi ya da koşulsuz yardımı, desteği merkez alan “muğlak ve yukarıdan adaletçi dayanışmacılık” ile “farklı parçalardan oluşan bir toplum tasavvurunun yokluğuna işaret eden millet” algısıyla yol almak yeni dönemde kolay olmayacaktır…

ALİ BAYRAMOĞLU

Yazının Tamamı

Yeni Şafak


Bir cevap yazın