278 hafta: Bu milleti kan değil din bağı bir arada tutmuştur

Değerli basın mensupları, hak ve özgürlükler konusunda yer alarak desteklerini esirgemeyen sevgili dostlarımız! Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu adına hepinize hoş geldiniz diyor, selamlarımızı sunuyoruz.

Seçimlerin yaklaştığı şu günlerde miting meydanlarına baktığımızda, hakaretlere kadar vardırılan politik kavgalar sebebiyle siyasi arenanın toz duman içerisinde kaldığını görüyoruz. Oy kaygısıyla toplumun ve ekranların önüne çıkan siyasetçilerin bu halleriyle bırakın toplumu ve devleti yönetmelerini, kendilerini bile yönetemeyip histerik krizlere boğulduğu görülmektedir. Bu manzara adeta ülkemizde bir KAHT-I RİCAL/ KALİTELİ ADAM KITLIĞI görünümü sergilemektedir. Ülkenin kalkınması, “İNSANCA BİR YAŞAM” yönünde insanımızın önündeki tüm engellerin kaldırılarak hak ve özgürlüklerin sağlanması konusunda fikir ve projeler üretmesi geren siyasi erkânın maalesef sadece “KASET”lerle gündeme geldiklerini görüyoruz. Bu sadece siyasi değil ekonomik ve askeri sahalarda da böyle… Yeni açılım ve projelerle ülkenin ekonomik kalkınmasına katkıda bulunması gereken iş adamları yolsuzluklarla; askeri ve savunma alanlarında projeler üretmesi gerekirken kendi halkı üzerinde geliştirdiği projeler sebebiyle kimi askeri erkân da “DARBE PLANLARI” ile gündeme gelmektedir. Görülen o ki, birileri hep ülke kaosa sürüklensin diye çalışıyor. Miting meydanlarındaki kimi söylemlerde buna tuz biber oluyor.

Değerli basın mensupları; zaman zaman dile getirdiğimiz gibi dün sağ-sol diye insanımızı kutuplara ayırıp birbirine kırdıranlar; bugün Alevi-Sünni, Türk-Kürt kutuplaşması senaryolarıyla yüzlerce yıl Alevisiyle Sünnisiyle, Türkü-Kürdü ile Çerkezi-Lazı ile kardeşce yaşayan insanımızı birbirine düşürme planı yapmaktadırlar. MİLLİYETÇİ ve ULUSALCI söylemlerin geliştirildiği şu günlerde, eğer varsa bu ülkenin âkil insanları, onlara tüm bu kaos ve kavgaların önüne geçmek adını bu toplumu yıllarca ayakta ve kardeşçe bir arada tutan dinamiklere sahip çıkmalarını tavsiye ederiz. Bu tavsiye elbette huzuru, hoşgörüyü, kardeşçe bir arada yaşamayı bilfiil toplum üzerinde deneyimle sabit olan; din, dil, ırk vs. ayrımı yapmadan onları bir arada tutan İslâmî değerlerin tekrar hayata geçirilmesi tavsiyesi olacaktır. Terör ve iç çatışmaların son bulması yönünde siyasi, ekonomik, askeri ve bölgesel zeminlerde görüşler serdedilyor, bu alanlarda konu tartışılıyor. Biz diyoruz ki, bu kısır döngüden vaz geçilmeli, Türkü, Kürdü, Lazı, Çerkezi vesairesiyle bir arada yaşayan halkımızın ortak paydası olan ve tüm etnik kimlikleri potasında eriten “DİN KARDEŞLİĞİ” gündeme getirilmelidir. Çünkü, bugün daha bir net anlaşılmıştır ki; BU MİLLETİ ASIRLARCA BİR ARADA TUTAN KAN DEĞİL, DİN BAĞI OLMUŞTUR.

Yine sıklıkla vurguladığımız gibi ülkede baş gösteren kargaşa ve kavgaların asıl müsebbibi, insanların “FİKİR, İNANÇ ve İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ”nü ortadan kaldıran, birçok hak ve özgürlüklerine sınırlamalar getiren 12 MART, 12 EYLÜL, 28 ŞUBAT, 27 NİSAN gibi darbe ve muhtıra ürünü anayasal düzenlemelerdir. Dolayısıyla, yeni bir anayasa düzenlemesi söylemlerinin gündeme getirildiği şu günlerde insanımız bir oyalama politikasına alet edilmeden ciddi düzenlemelere gidilmelidir. Bu anlamda insanın en tabii hakları olan can, mal, din, akıl ve nesil emniyeti sağlanmalı; kimilerine özel imtiyazlar sağlayan dokunulmazlıkların kaldırılması ile değiştirilmesi teklif dahi edilemez şeklinde ifade edilen kimi maddeler üzerinde gereken siyasi açılımlar yapılmalıdır.

Diğer yandan Cizre’deki İmam-Hatip Lisesi öğrencilerinin kaldığı yurda yapılan saldırıyı ve bu olay sebebiyle diğer kesimlerin inanç ve düşüncelerine tahammül edemeyen bu zihniyeti de tel’in ediyoruz.

Okulların tatile gireceği şu günlerde, kur’an kurslarına gitmek isteyen çocuklarımızın önüne konulan 12 yaş sınırının kaldırılması talebimizi de tekrar yetkililere iletiyoruz.

Yine yetkililere iletiyoruz ki, kılık kıyafet bahane edilerek çağdışı uygulamalarla insanımızın eğitim ve çalışma hakkı gasp edilmesin.

Haftaya aynı yer ve aynı saatte buluşmak ümidiyle; basın açıklamamızı burada bitirirken hak ve özgürlüklerin özgürce kullanıldığı bir Türkiye ümidiyle platformumuz adına teşekkürlerimi sunarım.

ANKARA İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ PLATFORMU ADINA

İSMAİL AYDAR

VAHDET VAKFI

Bir cevap yazın