196. hafta: Kanaat önderleri de dini sekülerleştiriyor!

Konya İnanç Özgürlükleri Platformu 196. Hafta Basın Açıklaması saat 12:30 da Kayalıpark meydanında yapıldı. Açıklamayı platform adına Abdurrahman Akcan okudu. Akcan, yaptığı açıklamada şunları söyledi:

Rahman, Rahim, Allah’ın adıyla

Hani bir zaman Musa, kavmine: Ey kavmim’ benim size gönderilmiş Allah’ın peygamberi olduğunu bildiğiniz halde bana niçin eziyet ediyorsunuz? demişti. Sonra onlar yamuldular, Allah’ta onların kalplerini yamulttu. Allah fasık kavme hidayet etmez. (Saff Suresi 5. Ayet)

Sevgili dostlar, değerli basın mensupları;

Yaşadığımız çağa, modern çağ adı veriliyor. Bu modern çağın pek çok problemi var fakat problemlerin en büyüğü din alanında yaşanan problemler. Modernitenin ortaya çıkarttığı dinle alakalı problemlerin en başında, dinin sahibine ve dînî olana, karşı çıkış gelmektedir. Bu, modern dönemin başlangıç yıllarının en büyük sorunu ve o yıllardaki dine ve dindarlara yönelik baskıların ana sebebiydi…

Dine, dini alana ve dindarlara, modern dünya görüşüne muhalefet ediyor iddiasıyla bir savaş başlatılmış ve bu savaşta hiçbir insaf sınırı da gözetilmemiştir. Din ve dindarlar, kendi kararlılıkları içerisinde bu baskılardan hafif zararlarla kurtulunca modern azgınlık dini hayatla ilişkisini düşmanlıktan, uzlaşmaya çevirmiştir. Tamamen yok edemediği dine ait olanı dönüştürmek, kendi dünya görüşüne uygun hale getirmek için yeni stratejiler belirlemiş yeni anlayışlar geliştirmiştir.

Modernizmin bir gereği olarak kabul edilen laik ve seküler dünya görüşü, dini alan üzerinde kendini hakim saymış, onun üzerinde baskı kurmayı ve dönüştürmeyi bir hak iddia etmiştir. Aslında dini alanın dışında duracağını ve dinlerin, diğer dinler üzerinde ve dindar olmayanların dindarlar üzerindeki baskısına mani olacağını iddia eden bu anlayış, kendisi bir baskı unsuru olarak çıkmakta gecikmemiş ve kendi tabiatı gereği dine müdahale edip, dini hayatı sekülerleştirmek ve dini değerlerli seküler dünya görüşlerinin çerçevesi içerisine sığdırmak çabası içerisine girmiştir.

Ülkemizde ‘’Türk tipi İslam’’ adı altında ülkenin seküler tarihine eşit zamandır yapılan müdahalelerin onlarcasının en belirgin olanı, Türkçe ibadet dayatmasında bulunmak ve ezanı Türkçeleştirmektir. Ulusalcı, seküler, siyaset ve toplum anlayışına sahip olan her düşünce de benzeri uygulamaları yapmakla birbirinin aynısı olduklarını ortaya koymaktadır.

Ülkemizin son günlerde gündeminde olan Kürtçe ezan tartışmaları, tüm ulusalcı hareketlerin esasta birbirlerinden bir farklarının olmadığını ortaya koymuştur. ‘’Yok, aslında birbirimizden farkımız ama biz Osmanlı Bankasıyız’’ reklamını hatırlatan bu tutum gerçekten ibret verici bir tablodur.

Dine müdahale ve dinin seküler hayat anlayışının sınırlarına sokulması, sadece devlet aygıtının ve eli silahlı olanların bir dayatmasından ibaret değildir. Onların bu baskıcı ve müdahaleci tutumları, zalim ve despotça yapılmışken kendileri dindar sınıfın içerisinde bulunan hatta onların kanaat önderleri olan, isimlerinin baş taraflarında seküler eğitim kurumlarından alınmış ilmi unvanların bulunduğu din âlimleri (!) de dinin seküler hayatla yakınlaşmasına yönelik çabalarda bulunmaktadırlar.

Değişik cemaatler müntesiplerini seküler ideoloji sahiplerinin partilerine yönlendirmekte, entelektüel aydınlar ve ulema sınıfı, tüzüklerinde seküler bir hayat vadeden siyasal partilerden, kendilerinin beğendiklerinin desteklenmesini, dini ifadelerle teşvik etmekten çekinmemektedirler.

Aslında birbirlerinden modern dünya görüşünün savunucuları olmak, seküler bir siyasetin içinde bulunmak açısından farkları olmayan siyasal yapılanmaların herhangi birinin dini terimlerle desteklenmesi ve bunlara desteğin dini olduğunun siyasallaşmış kanaat önderlerinin dini sekülerleştirme çabası olarak görülmektedir.

Bir partiyi desteklediğini açıkça deklere eden bir kanaat önderinin, diğer kişiler tarafından onların desteklediği siyasal tutumların dışında olduğu için suçlanması da garip bir durumdur. Tencere dibin kara seninki benden kara…

Din kendi değerleri içerisinde ve kendi görüşleriyle dindir. Başka ideolojilerden ve başka dayatmalardan münezzeh ve korunmuştur. Kimsenin de ona müdahale etmeye, onu dönüştürme çabası içerisinde bulunmaya hakkı yoktur.

Dinin yalnız Allah’ın olduğu ve ona hiçbir dayatmanın müdahale edemediği tevhid ve adalet üzere kurulu bir dünyada yaşama umudu ile hepinizi 197. Haftada aynı yer ve saatte buluşmak üzere Allah’a emanet ederiz.

KONYA İNANÇ ÖZGÜRLÜKLERİ PLATFORMU

Bir cevap yazın