Dünyada seçim sonuçları nasıl yorumlandı?

Türkiye’de yapılan genel seçimlerden AK Parti yaklaşık %50’lik oy oranıyla galip çıkarken, MHP’yi baraj altında bırakarak tek başına anayasa değişikliği için gerekli rakamı tutturamadı. Dünyada ilgiyle izlenen seçimlerin sonuçlarına ilişkin yorumlardan bazılarını Platform Haber olarak dikkatinize sunuyoruz:

‘Erdoğan’a yenilgi tadında bir zafer’

Muhammed Nureddin, Sefir/Lübnan

AKP, 2007’deki yüzde 47’lik halk desteğini, 2011’de yüzde 50’ye çıkararak zafer kazandı. Bu sonucun güçlü bir etkisi olacaksa, o da sonuçların Başbakan Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığın güçlü adayı olduğuna ilişkin dolaylı bir referanduma yakın oluşudur. Fakat bunların dışında sonuç, Erdoğan’ın ‘yenilgi tadında zaferi’ olarak görülmekte. AKP, milletvekili sayısını korumakta başarısız olması sebebiyle, parlamentoda dizginleri kaybetti…

Erdoğan’ın 330 sandalye kazanmakta başarısız olması, üçte ikinin onayını veya referanduma gitmeyi gerektiren bütün temel konularda elini kolunu bağlayacak. Bu da iç reform sürecini tek başına yürütmesini engelleyecek ve hatta reformun istediği yönlerde gitmesini de önleyebilir. Bu durum, yeni anayasa hazırlıklarına ve dolayısıyla AB ile ilişkilere olumsuz biçimde yansıyacaktır…

AKP, Diyarbakır’da 11 milletvekilinden 5’ini elde etmesine rağmen, Kürt bölgelerinde ağır bir yenilgi aldı… Bu sonuç, Erdoğan’ın Kürt taleplerini aşmasını zorlaştıracak ve kendisine ya Kürtlere çarpma ya da Kürt politikasının yenilgisini itiraf edip büyük patlamayı engellemek için yeni çözüm yolları aramayı öngörecek.

Türkiye mi demokratik, AB mi?

Birleşik Arap Emirlikleri gazetesi Haliç, Başyazı

Başbakanı Tayyip Erdoğan, üçüncü tarihi zaferiyle övünmeyi hak ediyor. Erdoğan, ülkesini doğru demokrasi yoluna koydu, kalkınma ve işsizlik oranlarını düşürme yolunda modern kalkınma ufuklarını açtı ve ekonomik alanda gelişmiş ülkeler arasında 17’nci sıraya yerleştirdi…

Türk başbakan, Türkiye’nin AB üyeliği meselesini seçim kapmasında gündeme getirmese dahi, seçim sonuçları demokratik bir tercihin modeli. Erdoğan, bu modeli özellikle Avrupa ve dünyaya, AKP’nin hem teorik hem de pratik alanda örnek aldığı bir metot olarak takdim etmekte. Türkiye’yi, Avrupa’yla İslam dünyası arasında köprü olmayı hak eden bir devlet olarak sunmakta; bazı Avrupa ülkelerinin ve özellikle de Sarkozy’nin Fransa’sının Türkiye’nin AB üyeliğini engellemek için sarf ettiği bütün zayıf gerekçe ve kanıtları çürütmekte…

Türkiye, AKP’nin inandığı plan doğrultusunda, demokrasi ve özgürlüğe doğru kararlı adımlarla yoluna devam ediyor. Fakat görülen o ki Avrupa’nın AB üyeliği kriterleri, din, kültür ve millete dayanarak, bir çifte standart uygulaması içinde. Avrupa ülkeleri için geçerli olan, Türkiye için geçerli değil. Bu nedenle de Müslüman Türkiye’ye, Hıristiyan Avrupa kulübüne girme izni verilmediği söylenebilir.

Müslüman bir ülkede demokrasi

The Independent Gazetesi başyazısı

Tayyip Erdoğan liderliğindeki AKP’nin kazandığı seçim zaferini, bir çeşit Goldilocks masalı olarak tarif etsek çok da yanlış yapmayız: Çok büyük değil, çok küçük değil, tam olması gerektiği gibi.

Bir bütün olarak karşımızda müspet bir sonuç ve Türk seçmeninin olgunluğunun kanıtı duruyor. Seçmenler, AKP’ye son dört yıldaki ekonomik büyümenin ve çok ihtiyaç duyulan bazı sosyal programların ödülünü verdi, fakat kayıtsız şartsız bir ödül de değildi bu. Erdoğan, başarılarının keşfini sürme imkânı bulamayacak; keza AKP de tek parti hâkimiyetine yol açan bir konuma yerleşemeyecek. Başbakan, anayasal değişiklikler için konsensüs aramak zorunda kalacak…

Bu sonuçların, Türkiye’nin AB yolculuğunun sürüncemede bırakılmasını gerektirecek bir tarafı da yok. Aksine, Türkiye’nin odağını bölgesel bir role kaydırmasında Brüksel’le sürtüşmesi, önemli bir faktör ve Arap Baharı, olsa olsa bunun güçlenmesine hizmet ediyor. AKP’nin iktidar sicili, keza pazar günkü zaferi, bir kez daha Avrupa’nın korkacak bir şeyi olmadığını ve Müslüman bir ülke demokrasiyi kucakladığında, kazanacak çok şeyi olduğunu gösteriyor. Umalım ki ülkenin bugün ilerlediği yolda, yarın bütün bir bölge de ilerlesin.

Gözler daha büyük ödülde

David Gardner, Financial Times

David Gardner, yeni İslamcı Adalet ve Kalkınma Partisi’nin üçüncü kez iktidara geleceğini söylüyor.Gardner’a göre bunun nedeni, ulusal refah düzeyinin hızla ve rekor oranda artması.

Türkiye’nin sosyal dönüşümünün tedirginliğe yol açtığından, yeni AKP elitlerinin kapitalizmi daha saygıdeğer kıldıklarından ancak Türkiye ekonomisinin aşırı ısındığı yolunda işaretler olduğundan söz ediyor David Gardner:

“Şimdi gündemdeki soru şu: Sayın Erdoğan, yeni bir ulusal uzlaşmanın mimarı olabilir mi? Yoksa zaferini, yürütme yetkileri olmasını hedeflediği bir cumhurbaşkanı olmadan önce, şekillendireceği bir anayasa hazırlamaya çalışmak için mi kullanacak? Bu konuda sinyaller karışık.”.

David Gardner, yeni hükümetin gündeminin en üst sırasında Kürtlerin şikayetleri olacağını söylüyor.

Gardner ayrıca ordunun da hala Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca siyasete karışma hakkı olduğunu belirtiyor. Financial Times yazarı bu boyutta sorunlarla mücadele için parlamenter sistemin mi yoksa başkanlık sisteminin mi daha uygun olduğunun tartışılacağını vurguluyor.

Bir cevap yazın