197. hafta: Yeni Anayasa milletin inançlarına uygun olmalı

Rahman, Rahim, Allah’ın adıyla

Rabbinden sana ne vahyolunuyorsa onun ardınca git. Muhakkak ki, Allah ne yapıyorsanız haberdardır. Ve Allah’a tevekkül et ki, koruyucu olarak Allah yeter! Allah bir adamın içinde iki kalp yapmamıştır… (Ahzap Suresi 2 – 4. Ayetler)

Sevgili dostlar, değerli basın mensupları;

Ülkemiz seçim sathı mahallindeyken, dini değerlerin seçim malzemesi haline getirilmesinin doğru olmadığını belirtmiş ve bu tutumu şiddetli bir şekilde kınamıştık. Seçim sonrası da seçimle alakalı tartışmalar hararetinden hiçbir şey kaybetmeden devam etmektedir.

Bir milletvekili, inançlarıyla kanunla sınırlandırılmış ideoloji arasında çatışmanın var olduğunu belirttikten sonra, zorunlu ideolojiye uygun yemin edeceğini sonra da kendisini yaratan Allah’tan özür dileyeceğini beyan etmiş. Bir parçalanmışlık durumudur.

Gönüldeki inançla, zorunlu ideoloji arasında bölünmüşlük yaşanıyor. Ülkenin bölünmesinden endişe edenler, insanoğlu için en büyük ülke olan kalbin bölünmüşlüğünden rahatsızlık duymuyorlar. Kişi inancıyla zorunlu ideoloji arasında bir git-gele mahkûm bırakılıyor. Kişinin inandığı değerler ayrı, üzerine yemin ettiği değerler apayrı… Önce yemin edecek sonra özür dileyecek… Hayatı yemin ve özür arasında bir karmaşada bir koşuşturmada geçip duracak…

Bu örneklik, halkların inançlarına uygun olmayan tüm yönetim biçimlerinde ve onların zorunlu ideolojilerinin gereği olan tüm anayasalarda bu şekilde ortaya çıkmaktadır. Halkların inançlarıyla yönetildikleri anayasalar bir paralellik arzetmiyor ve aynı değerlere dayanmıyorsa, toplumsal bir bölünmüşlük her zaman var olacak, devletle millet birbirine soğuk bakacaktır. Devlet millet ayniliği hatta yakınlaşması bir hayal olmaktan ibaret kalacaktır.

Yeni anayasanın mahiyetinin tartışılmaya başlandığı şu günlerde; bu anayasa metninin, milletin inançlarıyla aynı kaynaktan alınması, milletin inanç değerlerine uygun olması bir zorunluluktur. Çünkü devletler halklardan meydana gelen bir organizasyondur. Halkın istek ve taleplerine, onların inançlarına uygun şekilde yapılanmalıdır.

Halklarının inanç değerlerine uygun olmayan devlet organizasyonu ve onun üzerine inşa edildiği anayasa, baskıcı ve zorba bir devlet ve anayasası olacaktır. Halklar yine bu baskıcı anayasanın oluşturmuş olduğu zulüm ortamında kalacak, inançlarıyla anayasa arasında bir çatışma halinde bulunacaklardır. Yasalara uysalar Allah’tan, Allah’a uysalar yasalardan özür dilemek zorunda kalacaklar, bırakılacaklardır.

Yeni anayasa, Müslüman halkımızın inanç değerlerine uygun bir şekilde çıkartılmalı, bu inanç değerlerine muhalefet eden hiçbir madde bulunmamalarıdır. Müslüman halkların hak ve özgürlüklerini teminat altına alan bir nitelik taşımalıdır. Bu anayasa eskisinin bir tamirinden ibaret kalacaksa, halkların vicdanında yine kabul görmeyecek, insanlar inançlarıyla yasalar arasında sıkışıp kalacaktır.

İslami sohbetlere gittiği, kutlu doğum haftalarına katıldığı ve İslami hassasiyetlerin korunmasına yönelik faaliyetlerde bulundukları iddiasıyla yargılanan Elazığ İhya-Der yönetici ve üyelerinden on dokuz kişiye yüz elli yıllık hapis cezasının, Yargıtay tarafından onaylanması hala ülkemizde İslami yaşam biçimine yönelik rahatsızlıkların bulunduğunu ve bunlar üzerinde bir baskının devam ettiğini göstermektedir. İhya-Der yönetici ve yakınlarına sabr-ı cemil niyaz ederiz.

Bu tür zulümlerin sona ermesi için Müslüman halkımızı daha duyarlı olmaya ve hassasiyet içerisinde bulunmaya davet ediyoruz. Kardeşlik hukukumuz, kardeşlerimizin desteklenmesini ve bu zulmün kaldırılması için mücadeleyi gerekli kılar.

Zulümlerin sona erip tevhid ve adalet eksenli bir dünyada sulh ve emniyet içerisinde yaşama umudu ile hepinizi 198. Hafta’da aynı yer ve saatte buluşmak üzere Allah’a emanet ederiz.

KONYA İNANÇ ÖZGÜRLÜKLERİ PLATFORMU

18 / 06 / 2011

Bir cevap yazın