Bu çocukların vebali kimde?

Dün gazetelerde bir haber vardı.

Edirne’de 15 yaşındaki lise birinci sınıf öğrencisi Baturalp, uzman çavuş olan babasının tabancası ile Cuma sabahı intihar etmiş.

Ufacık canına kıymadan önce ise kardeşine ”Benim 1 zayıfım var. Babam ne der acaba?” diye sorarak endişesini dile getirmiş.

Birkaç saat daha beklese, karnesine zayıf gelmediğini görecekmiş ama “karnede zayıf not”un korkusu dahi yetmiş!

Baturalp ilk değil.

Antepli Suat da var mesela.

Baturalp ile aynı yaştaymış intihar ettiğinde.

Geçen dönemin sonu…

Karnesinde 7 zayıf gördükten sonra kendisini odasının tavanına asmış.

14 yaşındaki Hayri var.

Karne günü hangi öğretmeni hatırlamıştır, bilemiyorum ama ana babasının hatırladığı kesin.

Karnesinde 6 zayıf olduğunu görünce, evinin 100 metre ötesindeki ağaca kendini urganla asmış Hayri.

Sadece Baturalp, Suat ve Hayri değil, Süleyman da varmış.

17 yaşında bir anadolu lisesi öğrencisiyken karnesindeki zayıf notlar yüzünden bunalıma girmiş.

Terörle Mücadele Şubesi’nde görevli olan babasının beylik tabancasını gizlice alarak göğsüne tek el ateş etmiş.

O kadar…

Sadece karnedeki zayıflar mı gencecik evlatları böylesine acı bir sona sürükleyen?

Hayır, değil.

Soner’i hatırlıyorum mesela…

Kardeşlerinin öğrenim gördüğü dershaneye olan 1.500 liralık borç, gecikme faiziyle 5 bin liraya çıkınca senedin altında imzası bulunan annesi hapse atılmış, üzüntüsü derinleşen Soner evlerinin balkonundaki demir çardağa bağladığı iple kendini asarak hayatına son vermişti…

Ve Baturalp, Suat, Hayri, Süleyman, Soner gibi daha yüzlerce çocuk…

Karnesindeki zayıflar, başarısızlık sayılan durumlar, ailevi tartışmalar, arkadaşlık ilişkileri vesair sebeplerden ötürü intihara kalkışmış ve bazıları o dayanılmaz sonuca ulaşmışlar…

Milli Eğitim’in kütüğüne böylesi sonla kaydedilen çocukların tam sayısını biliyor muyuz?

Araştırmak lazım sanırım, gözden kaçan bu korkunç karneyi ortaya çıkarmak lazım…

Çünkü bu çocukları, daha ufacık yaşta kendini öldürtecek hale getiren süreçte eğitim sisteminin payı yadsınamaz!

Hatta bana kalırsa aslan payı eğitim sisteminde!

Çocukları insana, topluma, hayata yabancılaştıran bir okul düzenimiz var…

Daha ufacık yaşta onların cıvıl cıvıl çocukluklarını ruhsuz, tek düze mekânlara sıkıştıran koca duvarlarımız…

Devlet ideolojisini belletme adına pedagojinin hiçe sayıldığı derslerimiz, törenlerimiz…

Sınavlar arasında insanlıktan çıkartıp, sabahın köründe evden atarak onları birer yarış atı gibi milli eğitim pistine göndermemiz…

Öğretmenler olarak disipline etmek için kurduğumuz sıkı düzenler…

Veliler olarak onlara yüklediğimiz kendi hayallerimiz, kişiliklerimiz…

Toplum olarak tüm sorunların çözümü için onların büyümelerini vaat etmemiz…

Tüm bu yükün altında ezilen çocukların ne hale geldiğini görmüyor musunuz?

Artık yeter demek için beklediğiniz nedir?

Teker teker öldürdüğümüz çocukların toplu intiharlara kalkışmaları mı?

Allah aşkına biraz durup, bir soluk alalım…

Çocukları rahat bırakalım!

BEYTULLAH ÖNCE

Sakarya Yenihaber

Bir cevap yazın