İhya-der cezalarına tepkiler sürüyor

Elazığ İhya-Der üye ve yöneticilerine verilen 150 yıllık cezanın Yargıtay 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nce onanmasına tepküler sürüyor. Diyarbakır’da 52 STK Dağkapı Meydanı’nda gerçekleşen eylemle kararı protesto etti. Polis ekipleri tarafından geniş güvenlik önlemlerinin alındığı eylemde bir basın açıklaması okundu. Açıklamayı, imza atan STK’lar adına Eğitim-Bir Sen Diyarbakır Şube Başkanı Yunus Memiş okudu.

Açıklamanın tam metni;

Basına ve Kamuoyuna,

Bilindiği gibi 27 Nisan 2009 tarihinde Elazığ ve Malatya’da yapılan operasyonlarla bu illerdeki İhya-Der merkez ve şube binalarıyla dernek yönetici ve üyelerinin evlerine yönelik baskınlar ve gözaltılar yapılmıştı.

Ardından Malatya Şubesinden 20, Elazığ merkez ve ilçe şubelerinden 23 kişi hakkında TCK 314/1 ve 2. maddelere göre ayrı ayrı davalar açılmış, sonuçta Malatya İhya Der üyelerine 14.01.2010 tarihinde beraat kararı veren Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi, 25 dakika sonra Elazığ İhya Der yönetici ve üyelerine yasadışı örgüt yönetici ve üyesi olmak suçundan dernek başkanı M. Fatih Demirtaş’a 15 yıl diğer 17 üyeye de yasadışı örgüt üyeliğinden ayrı ayrı 7,5 yıl toplam da 150 yıl hapis cezası vermişti. Aynı içerikli iki dosyada aynı mahkemenin verdiği iki farklı karar manidardır.

Bugüne kadar bütün etkinliklerini yetkili makamlardan izin alarak yapmış ve yaptığı hiçbir faaliyeti soruşturmaya dahi konu olmamış olan İhya Der dava dosyasında ceza gerekçesi olacak ve suç unsuru sayılabilecek bir çakı dahi bulunmamıştır.

Ne yazık ki alt mahkemenin verdiği bu haksız ve keyfi cezayı Yargıtay da onamış bulunmaktadır. Yargıtay artık özel ve istisnai suç tipi olarak öngördüğü TCK 314. maddeyi çok geniş yorumlamakta ve her türlü sivil faaliyeti dilediğinde terör faaliyeti hazırlık aşaması olarak kabul emektedir. Bu keyfi ve geniş yorum yargının yasama organı yerine geçmesi anlamına gelmektedir.

Dosyada örgüt yöneticiliğinden ceza alan M. Fatih Demirtaş’ın 15 yıl ceza almasını gerektirir suçlar iddianame ve mütalaada şu şekilde sıralanmıştır.

1. 04.04.2009 tarihinde Kutlu Doğum Haftası Düzenlemek

2. 10.01.2009 tarihinde Hz. Hüseyin ve Kerbela tiyatrosu

3. 28.12.2008 günü İzzet Paşa Camiinde Filistinliler için gıyabi Cenaze Namazı Kılmak

4. 08.03.2011 tarihinde İstasyon Meydanında Kutlu Doğum Etkinliğine Katılmak

5. 23.01.2009 tarihinde Palu İlçesinde Filistin’e Destek Eylemi Organize Edip Katılmak

6. 31.12.2008 tarihinde Mekke’nin Fethi Gecesi Organize Edip Katılmak

7. 19.04.2009 tarihinde Ergani Kutlu Doğum Etkinliğine Katılmak

8. Kurban bayramında kurban eti dağıtmak, dergi ve gazete satışı yapmak, komisyonlar kurmak

9. Dernekte haftalık seminerler düzenlemek

Diğer dernek üyelerine de aynı gerekçeyle 7 yıl 6’şar ay ceza verilmiştir.

TCK 314. Madde, terör örgütü üyeliği ve yöneticiliği suçu için somut terör faaliyeti içinde olmayı şart koşmasına rağmen Yargıtay, anılan sivil faaliyetleri var olan bir örgütle bağ kurmak suretiyle terör faaliyetinin hazırlık aşaması olarak değerlendirmektedir. Bu ise kurmaca bağlarla, istenildiği zaman her derneğin sivil faaliyetlerinin terör faaliyeti olarak cezalandırılmasına kapı açmaktadır.

İhya Der üyelerine verilen bu 150 yıllık ceza diğer tüm sivil toplum kuruluşları faaliyetleri için de emsal niteliğinde kabul edilebilecektir. Bu nedenle tüm sivil toplum örgütlerini hükümeti yasal düzenlemeye zorlayacak bir baskı oluşturmaları için bu kararı kınamaya ve tepkilerini ortaya koymaya çağırıyoruz.

Bizler Diyarbakır’da faaliyet gösteren sivil toplum örgütleri olarak İhya Der üye ve yöneticilerine verilen bu haksız ve ağır cezayı kınıyoruz. Bu kararın 28 Şubat uygulamalarından farksız olmadığını belirtiyor ve bu yanlıştan dönülmesini istiyoruz. Yargının bu yorumunun ülkedeki sivil toplum faaliyetlerinin sonunu hazırlayacak nitelikte ağır, keyfi ve hukuka aykırı olduğunu açıkça ifade ediyoruz. Açıkça ilan ediyoruz ki bu tarz tehditkâr cezalar bizleri asla yıldırmayacaktır.

Hükümet bir an önce, yargıdaki bu keyfiliği önleyecek somut adımlar atmalı, sivil toplum örgütleri üzerinde Demokles’in kılıcı gibi sallanıp duran ve onları faaliyetsiz bırakacak olan böylesi bir tehdidi ortadan kaldıracak yasal düzenlemeleri hayata geçirmelidir.

AÇIKLAMAYA DESTEK VEREN 52 STK

A.KADİR GEYLANİ VAKFI, ANADOLU GENÇLİK, AYDER, BAYINDIR-MEMUR SEN, BEM-BİR-SEN, BİRLİK HABERSEN, BÜRO-MEMURSEN, CAMİ-DER, CANSUYU, DİYARBAKIR IHH, DEM-DER, DİCLE FIRAT DİYALOG GURUBU, DİN-BİR-SEN, DİYANET-SEN, MEMUR-SEN, ENERJİ BİR-SEN, EĞİTİM-BİR-SEN, GÖNÜL KÖPRÜSÜ, HAYAT-DER, HİZMETDER, HÜRDER, ISLAH HAREKETİ, İHVAN-DER, İKRA EĞİTİM DER, İLİMDER, İMAM HATİP DER, İNSAN VE ERDEM, İRŞAD DER, KÖY DER, KÜLTÜR MEMUR SEN, MAZLUM-DER, MUSTAZAFDER, ÖGDER, ÖZ SULTAN ŞEYHMUS DER, ÖZGÜR-DER, SAĞLIK-SEN, SAHABE DER, SEK-DER, SULTAN ŞEYHMUS DER, ŞAFAK DER, ŞEFKAT DER, ŞURA DER, TOÇ BİR SEN, ULAŞTIRMA MEMUR-SEN, YENİ İHYA DER, YETİM DER, ÖZGÜR EĞİTİMSEN, ENSAR VAKFI, İLİM YAYMA CEMİYETİ

Bir cevap yazın